Bal, doğal ve son derece değerli bir gıda; ancak gerçekliği duyularla anlaşılamadığı için taklit ve tağşişe açık bir ürün. Balparmak Genel Müdürü Ulaş Altıparmak’a göre bu riskle mücadele; gelişmiş analiz, denetim, izlenebilirlik ve şeffaf etiketlemeyi birlikte gerektiriyor. Türk balını yüksek katma değerli bir ürüne dönüştürmenin yolu ise bilimden, kaliteden ve güçlü markalardan geçiyor.

Balparmak Genel Müdürü Ulaş Altıparmak
Balparmak’ın hikayesi 1980 yılında, kurucumuz Özen Altıparmak’ın Anadolu’nun farklı bölgelerinden gelen balları tüketiciyle buluşturma arzusuyla başladı. Balın, kaynağı ve doğallığı hakkında yeterli bilgiye ulaşılamadan, ambalajsız olarak satıldığı bir dönemde çıkış noktamız, ona duyulan güveni bilimsel doğrulama ve kalite kontrol yaklaşımıyla güvence altına almaktı.
Geçen sürede laboratuvarlarımızı ve bilimsel yetkinliğimizi geliştirdik. Bugün Türkiye’nin lider doğal bal markası olarak yaklaşık 50 ülkeye ihracat yapıyoruz. Kendimizi, bal ve arı ürünleri alanında bilim üreten, uluslararası standartların gelişimine katkı sağlayan ve sektöre referans olan bir kurum olarak görüyoruz.
Doğal bal; akıtma, tatma ya da koklama gibi duyusal yöntemlerle ayırt edilemeyen, gerçekliğinin ancak detaylı bilimsel analizlerle doğrulanabildiği özel bir gıdadır. Bu nedenle taklit ve tağşiş yalnızca bir gıda güvenilirliği meselesi değil, doğrudan tüketici güveni meselesi. Küresel ölçekte bala farklı şeker şuruplarının eklenmesi, balın doğasında olmayan enzimlerin ya da boya maddelerinin katılması, botanik veya coğrafi kaynağın yanlış beyan edilmesi, polenin uzaklaştırılması ve izlenebilirlik bilgilerinin değiştirilmesi gibi yöntemlerle karşılaşılıyor.
Bu küresel bir tablo. Uluslararası denetimler, bala dışarıdan şeker eklenmesi gibi tağşiş yöntemlerinin giderek karmaşıklaştığını ve analiz yöntemleri geliştikçe daha görünür hale geldiğini ortaya koyuyor. Türkiye de bu küresel riskten bağımsız değil. Mücadele; gelişmiş analiz kapasitesi, izlenebilirlik ve tüketicinin doğru bilgilendirmesini birlikte gerektiriyor.
Asıl sorun, düşük fiyatlı, kaynağı belirsiz ve yeterince doğrulanmamış ürünlerin yarattığı haksız rekabet. Taklit ve tağşiş yoluyla üretilen bu ürünler fiyat algısını bozuyor; standartlara uygun çalışan arıcıların ve firmaların emeğini değersizleştiriyor. Uluslararası ticarette fiyat kadar kaynağa, analiz sonuçlarına ve izlenebilirliğe de bakılmalı.
Kalite sistemimiz dört aşamalı: arıcıdan aldığımız ön numuneyi, tesise gelen balı, homojenizasyon sonrasını ve ambalajlama öncesinde her partiyi ayrı ayrı analiz ediyoruz. Bu titiz süreç sonunda, kriterlerimizi karşılamayan balın önemli bir bölümünü kabul etmiyoruz. Önceliğimiz, doğallığından ve kalitesinden tamamen emin olduğumuz balı tüketiciyle buluşturmak
Bu yaklaşımın merkezinde TÜRKAK tarafından akredite Balparmak APILAB yer alıyor. Türkiye’nin bal ve arı ürünleri alanındaki ilk ihtisas laboratuvarında, bugün itibarıyla 1000’e yakın parametrede analiz yapabiliyoruz. Kalite ve gıda güvenliği yönetimimizi ise dört aşamalı kontrol sürecimizin yanı sıra BRCGS, ISO 22000 ve ISO 9001 sistemlerimizle güvence altına alıyoruz.
Ar-Ge Merkezimizde kuruluşundan bu yana 41 bilimsel proje yürüttük; bugün 6 proje devam ediyor. Bu çalışmaların çıktılarını hakemli dergilerde 19 yayın ve ulusal ile uluslararası toplam 89 bilimsel sunumla bilim dünyasıyla paylaştık. Bu kapsamda arı ürünlerinin fonksiyonel özelliklerini belirliyor, yenilikçi analiz metotları geliştiriyor ve inovatif ürünlerle iyi yaşama katkı sağlıyoruz.
Çam balı bizim için özel bir yere sahip; çünkü dünya çam balı üretiminin yaklaşık yüzde 90’ı Türkiye’de gerçekleşiyor ve bu ürün ülkemizin doğal bir zenginliği. Ar-Ge çalışmalarımızın en somut örneklerinden biri de tam olarak bu alanda: Türk çam balı için geliştirdiğimiz analiz metodu. Bala dışarıdan şeker katılıp katılmadığını belirlemekte kullanılan standart C4 yöntemi, çam balının kendine özgü doğal yapısına tam olarak uygun değildi; bu nedenle tamamen doğal Türk çam balı, teknik bir sınırlılık yüzünden uluslararası pazarda şüpheli olarak değerlendirilebiliyordu. Ar-Ge Merkezimizde dört yıl süren bilimsel çalışmayla çam balına özgü yeni bir C4 analiz metodu geliştirdik. Uluslararası hakemli dergilerde yayımlanan ve Avrupa’daki laboratuvarlarca kabul gören metot, TSE standardına girerek ihracatın önündeki önemli bir bilimsel engelin kaldırılmasına katkı sağladı. Bu, Türk çam balı sektörünün tamamına ait bir kazanım oldu.
Bu bilimsel birikimin bir sonucu olarak Balparmak, Euromonitor’ün 2025 yılı perakende satış verilerine göre dünyanın bir numaralı çam balı markası konumunda. Uluslararası bilimsel başarılarımız da bu konumu destekliyor: 2025 yılında propolis alanında dünyada en fazla bilimsel yayına sahip kurumlardan biri olan São Paulo Üniversitesi’nin ev sahipliğinde Brezilya’da düzenlenen 4. Uluslararası Propolis Konferansı’nda, çalışmamız “En Başarılı Bilimsel Çalışma” ödülüne layık görüldü. Ar-Ge Merkezimiz aynı zamanda Uluslararası Bal Komisyonu’nun “Arı Ürünlerinin Aslına Uygunluğu ve Kompozisyonlarının Belirlenmesi” çalışma grubunun liderliğini yürütüyor. Geliştirdiğimiz yöntemleri bilimsel yayınlar ve kongrelerle paylaşıyoruz; çünkü geleceğin rekabetinde şirketleri yalnızca ürünleri değil, oluşturdukları bilgi ekosistemi de ayrıştıracak.

Coğrafi işaret, bir ürünün belirli bir yöreyle kurduğu bağı ve özgün niteliğini koruma altına alan, uluslararası ticarette giderek önem kazanan bir araç. Türkiye bu alanda zengin; çok sayıda balımız coğrafi işaret tesciline sahip. Ama bizim için asıl belirleyici olan çam balı.
Çünkü dünya çam balının yaklaşık yüzde 90’ı Türkiye’de üretiliyor; bu ürün ülkemizin doğal bir zenginliği. Balparmak olarak bu alanda liderlik ediyoruz: Euromonitor’ün 2025 yılı perakende satış verilerine göre Balparmak, dünyanın bir numaralı çam balı markası.
Türk Çam Balı’nın 29 Temmuz 2025’te Türkiye genelini kapsayan mahreç işaretiyle tescili, bu değeri hukuki güvenceye alan önemli bir adım oldu. Bu üstünlüğü miktarın ötesine taşımak; coğrafi işareti güçlü denetim, bilimsel analiz ve uluslararası pazarlamayla desteklemek gerekiyor. Böylece çam balını dünyada hakkettiği değere taşıyarak, Türkiye’ye özgü, yüksek katma değerli bir ürün olarak güçlü biçimde konumlandırabiliriz.

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Nisan 2026’da görüşe açtığı yeni değişiklik taslağı bal üretiminde kullanılan temel peteğin saflığı ve uygunluğunun belirli kriterlerle kontrolünü amaçlıyor. Üretim zincirinin başlangıç noktalarından biri olan temel peteğe ilişkin standartların güçlendirilmesini ürün güvenilirliği açısından değerli buluyoruz.
Son yıllarda hem Türkiye’de hem de Avrupa Birliği’nde bala yönelik düzenlemelerin ortak bir noktada buluştuğunu görüyoruz: daha güçlü denetim, daha gelişmiş analiz yöntemleri ve daha yüksek şeffaflık. Türkiye’de özellikle 2024 yılında denetimlerin sıkılaştırılması, taklit ve tağşişle mücadele açısından önemli bir adım oldu. Bunun yanında Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Nisan 2026’da görüşe açtığı Bal Tebliği değişiklik taslağı da ürün güvenilirliğini daha da güçlendirmeyi amaçlayan düzenlemeler içeriyor.
GÜNDEM KORİDORU
5 gün önceEKONOMİ
8 gün önceALMANYA'DA İŞ DÜNYASI
8 gün önceEKONOMİ
8 gün önceSPOR
8 gün önceEKONOMİ
8 gün önceEMLAK
8 gün önceVeri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.