DOLAR 44,1913 -0.08%
GBP 58,7064 0.25%
EURO 50,7590 0.43%
ALTIN 7.097,99-0,52
BIST 12.937,28-1,19%
BITCOIN 32528452.71051%
ETH 1003537.33913%
İstanbul

PARÇALI BULUTLU

ÖZEL HABER
Savaşın yıkımından doğdu 100 ülkede kadınlara umut oldu
Emine Erdem: Kadın azimlidir yeter ki cesaret verilsin

Emine Erdem: Kadın azimlidir yeter ki cesaret verilsin

Kadınlar Günü özel sayımızda, SEDEFED Başkanı Emine Erdem ile Türkiye’de kadın girişimciliğini, karşılaşılan zorlukları ve çözüm yollarını konuştuk. Erdem, kadınların ekonomiye katılımının ülkenin kalkınması için elzem olduğunu vurgularken, kültürel kodların değişmesi gerektiğine dikkat çekti.

16/03/2026 12:08
Emine Erdem: Kadın azimlidir yeter ki cesaret verilsin

Türkiye’de kadın girişimciliği son 20 yılda önemli bir ivme kazandı. 2002’de yüzde 4 olan kadın girişimci oranı bugün yüzde 18’e yaklaşırken, bu tablonun ardında azimle çalışan, engelleri aşan ve yeni yollar açan milyonlarca kadın var. SEDEFED (Sektörel Dernekler Federasyonu) Başkanı Emine Erdem ile Kadınlar Günü vesilesiyle yaptığımız bu kapsamlı söyleşide, kadınların iş dünyasındaki yerini, karşılaştıkları zorlukları ve çözüm önerilerini masaya yatırdık. Erdem, pandemi döneminde istihdam azalırken kadın girişimciliğinin artmasını “Kadın emek vermek ve etki oluşturmak istiyor” sözleriyle yorumlarken, kültürel kodların değişmesi gerektiğinin altını çiziyor. Finansmana erişimden mentörlüğe, bakım yükünden dijitalleşmeye kadar pek çok başlıkta önemli değerlendirmelerde bulunan Erdem, “Kadın azimlidir, yeter ki cesaret verilsin, fırsat verilsin” diyerek toplumsal dönüşüm çağrısı yapıyor.

TÜRKİYE’DEKİ KADIN GİRİŞİMCİLİK EKOSİSTEMİNİ NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ?

Kadın girişimcilik ekosisteminin geliştiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Bunun en somut örneklerinden biri, Kıbrıs’ta beş yıldır düzenlenen İş’te Kadın Zirvesi. Bu etkinlik, sadece Kıbrıs genelinde değil, Türkiye’deki girişimcilik ekosisteminde emek veren her bir kadını ve sivil toplum kuruluşunu bir araya getiriyor. Türkiye’de veya İstanbul’da böyle bir buluşmayı gelenekselleştirmek kolay değil; GİKAD’ın bu konudaki emeği gerçekten çok büyük. Rakamlara baktığımızda da ilerleme görüyoruz. 2002’lerde yüzde 4 civarında olan kadın girişimcilik oranı, bugün yüzde 17-18 seviyelerine ulaştı. Unutmayalım ki nüfusun yüzde 50’sinden fazlasını kadınlar oluşturuyor. Asıl mesele, genç kadın nüfusunu önce istihdama dahil edebilmek. Maalesef her dört genç kadından biri çalışıyor, üçü ise evde. Dolayısıyla öncelikle istihdam koşullarını iyileştirmek ve yeni iş alanları sunmak gerekiyor.

Emine Erdem’in vurguladığı gibi, kadınların güçlenmesi sadece bireysel bir başarı hikâyesi değil, toplumsal dönüşümün anahtarı. kadınlar günü vesilesiyle, eşitlikçi politikaların hayata geçirildiği, kadınların her alanda daha görünür olduğu bir gelecek diliyoruz.

Pandemi dönemi burada önemli bir kırılma noktası oldu. Kadınlarda istihdam azalırken girişimcilik arttı. Bunu şöyle yorumluyoruz: Kadın, emek vermek ve bir işte etki oluşturmak istiyor. Bunu sadece kendi geleceği için değil, hane halkına gelir kazandırmak ve çocuklarının geleceğini inşa etmek için yapıyor. Kadınların girişimcilikte ilerlemesi için eşitlikçi politikalarla bir sistem kurgulamak şart. Önümüzdeki dönemde bu alanda çok daha hızlı ilerleyeceğimize inanıyorum.

WhatsApp Image 2026 02 19 at 12.33.16 1

PEKİ ATILAN ADIMLAR YETERLİ Mİ SİZCE?

Yeterli olduğunu söyleyemeyiz. Kadınların iş hayatına, istihdama atılması ve kamusal alanda var olması bütüncül politikalarla mümkün. Özellikle bakım yükümlülüğünü kadının omuzlarından almak zorundayız. Çocuk bakımı, yaşlı bakımı gibi konular hâlâ büyük ölçüde kadınların sorumluluğunda görülüyor. Oysa kadınların ekonomiye dahil olması, ülkemizin kalkınması ve sürdürülebilirliği için elzem. Artık tek bir kanatla uçulmuyor. Haneye gelir getirmek tek kişinin omuzlarına yüklenmemeli. Ekonomik koşullar dünyada da Türkiye’de de değişti. Bu zorlu şartlar aslında kadınların girişimci ruhunu ayağa kaldırdı. Elbette zorluklar var: finansmana erişim, rol model eksikliği, pazara açılma sorunları… İşte bu tür etkinlikler, girişimci kadınların birlikte yarattığı ekosistem, diğer kadınlara ilham oluyor. Bu tür rol modelleri daha çok görünür kılmalıyız ki kadın, “Ben de yapabilirim” desin. Anadolu’da öyle güçlü kadın girişimciler var ki, önlerindeki taşları, çakılları tek tek ayıklaya ayıklaya bugünlere gelmişler. Onların hikâyelerini anlatmak, cesaret vermek çok önemli.

KADIN GİRİŞİMCİLERİN EN ÇOK İHTİYAÇ DUYDUĞU DESTEKLER NELER?

Kadın azimlidir, yeter ki cesaret verilsin, fırsat verilsin. Finansmana erişim, mentörlük ve pazara erişim konusunda yol açıcı adımlar atılmalı. Sivil toplumun bu noktada kadınlara mentörlük yapması çok kıymetli. Ayrıca dijitalleşme bugün büyük fırsatlar sunuyor. Teknoloji kullanılarak yeni iş modelleri kurulabiliyor. Ticaret Bakanlığı’nın e-ticaret çalışmaları buna güzel bir örnek. Kadınlara fırsat verildiğinde o kapılar ardına kadar açılır.

KÜLTÜREL KODLARIN DEĞİŞMESİ GEREKTİĞİNDEN BAHSETTİNİZ. BU KONUDA NELER SÖYLEMEK İSTERSİNİZ?

Dün zirvede çok çarpıcı bir söz duyduk: “Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır” gibi söylemlerden uzaklaşmak, kültürel kodları dönüştürmek zorundayız. Ne yazık ki bazen bu kodları kadınlar da yeniden üretebiliyor. Daha eşitlikçi, daha adil bir toplumsal konsensüs oluşturmalıyız. Bu da çocukluktan başlayan eğitimle olur. Aile içinde başlıyor eşitsizlik; oyuncak seçiminden, evdeki sorumluluk dağılımına kadar her alanda yeniden üretiliyor. Türkiye zengin bir kültürel mozaiğe sahip. Bu çeşitliliği daha dengeli bir yapıya kavuşturmak hepimizin görevi. Sadece devlete düşen bir görev değil bu; iş dünyası, akademi ve sivil toplum birlikte hareket etmeli. Artık eyleme geçmek şart. Bakım yükümlülüğünü daha eşit hale getirmek, ulaşılabilir ve erişilebilir sistemler kurmak gerekiyor. Kadının sosyal hayata, kamusal alana ve iş yaşamına katılması için bu şart. Tek kişinin omuzlarına yüklenmiş bir hane yapısı artık sürdürülebilir değil. Bu anlamda zihniyetleri dönüştürmek zorundayız. Bu, karar mercilerinden başlayarak dile ve uygulamaya yansımalı. Türkiye bu konuda çok yol aldı; değişim zor olabilir ama artık kaçınılmaz.

WhatsApp Image 2026 02 19 at 12.24.01 1

GÜNÜMÜZDE KADINLAR VE DAYANIKLILIK İLİŞKİSİNİ NASIL YORUMLUYORSUNUZ?

Sistem hızla değişiyor. Ekonomik kırılganlıklar, üretim modellerindeki dönüşüm, jeopolitik gelişmeler hepimizi daha dayanıklı olmaya zorluyor. Kadınlar tarih boyunca dayanıklılığın en güçlü örneği oldu. Ancak kriz ortamlarında en çok etkilenen yine kadınlar ve çocuklar oluyor; pandemide bunu çok net gördük. Dayanıklı liderlik, kapsayıcı, saygılı, samimi ve adil olmayı gerektiriyor

SON OLARAK, TÜRKİYE’DE DOĞURGANLIK ORANLARININ DÜŞMESİNİ NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ? BU KONU KADINLARIN İŞ GÜCÜNE KATILIMIYLA MI İLGİLİ?

Doğurganlık oranlarının düşmesi toplumsal bir meseledir ve sadece kadın perspektifinden ele alınmamalı. Ekonomik koşullar, gelecek güvencesi ve sosyal politikalar birlikte düşünülmeli. “Kadınlar çalıştıkça çocuk yapmıyor” söylemi yanlış ve zararlı bir dildir. Genç kuşak önce ekonomik ve sosyal güvence istiyor. Eşitlikçi ebeveynlik politikaları, çocuk, yaşlı ve engelli bakımı konusunda kamusal destek şart. 2030 yılında Türkiye tarihinde ilk kez yaşlı nüfus oranı, genç nüfus oranını geçecek. Bu çok ciddi bir demografik eşik. Bu durumda bakım yükümlülüğü yine kadınların omuzlarına kalmamalı. Esnek çalışma modelleri, kreşler, yaşlı bakım sistemleri, eşit izin politikaları, kapsayıcı nüfus politikaları artık bir zorunluluk. Kadın ve erkek birlikte ekonomiye katılmalı ki sürdürülebilir bir toplum inşa edebilelim.

En az 10 karakter gerekli