Türk mobilya sektörü, son yıllarda yakaladığı ihracat ivmesini sürdürülebilirlik ve teknolojiyle harmanlayarak yeni bir döneme giriyor. Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ile değişen ticaret kuralları, Türk üreticisi için bir riskten ziyade, küresel pazarda “fark yaratma” fırsatına dönüşüyor. Mobilya Dernekleri Federasyonu (MOSFED) Başkanı Ahmet Güleç, sektörün bu büyük dönüşüme ne kadar hazır olduğunu ve İstanbul’un dünyanın mobilya ticaret merkezine nasıl dönüştüğünü anlattı.
Avrupa Birliği’nin Türk mobilyası için en stratejik pazar olduğunu hatırlatan Ahmet Güleç, sürdürülebilirliğin artık bir opsiyon olmaktan çıktığını belirtiyor. Güleç, sektörün bu konudaki kararlılığını şu sözlerle ifade ediyor: “Sektörümüzde karbon ayak izini azaltma ve döngüsel ekonomi prensiplerine uyum, öncelikli gündemimiz. Biz bu dönüşümü bir zorunluluk değil, rekabet gücümüzü korumak adına kaçınılmaz bir stratejik hamle olarak görüyoruz. 45 bini aşkın üreticimizle bu süreci farklı hızlarda da olsa başarıyla yönetiyoruz.”
Güleç, sektörün elindeki sertifikasyon gücüne dikkat çekerek; ISO 14064 karbon ayak izi ölçümü, FSC/PEFC sürdürülebilir orman yönetimi ve düşük emisyon standartlarının sektörde yaygınlaştığını vurguluyor.
Üreticilere rehberlik etmek adına geliştirdikleri “MOSFED Yeşil Ekonomi Endeksi”ne ayrı bir parantez açan Ahmet Güleç: “Bu endeks sayesinde firmalarımızın enerji, su, atık ve karbon performanslarını analiz ediyoruz.
Amacımız, sektör genelinde ortak bir farkındalık yaratarak kademeli bir uyum süreci inşa etmek. Döngüsel tasarım artık bizim yeni rekabet dilimizdir” diyor.
Pandemiyle birlikte çöken küresel tedarik zincirleri, hammaddeye erişimin ne kadar hayati olduğunu gösterdi. Türkiye’nin bu konuda dünyadaki en güçlü ekosistemlerden birine sahip olduğunu belirten Güleç, şu verileri paylaşıyor:
“Türkiye mobilya sektörü, yüzde 80 yerlilik oranı ile dünyadaki en güçlü üretim ekosistemlerinden birine sahip. Bugün dünya mobilya üretiminin yüzde 2’sini tek başına karşılıyoruz ve üretim kapasitesiyle dünyanın en büyük 10 ülkesi arasındayız. Dünyanın dokuzuncu büyük ihracatçısıyız. Suntadan süngere, kumaştan aksesuara kadar tüm ara girdilerde dışa bağımlılığı azaltmak en büyük önceliğimiz. Bu yapı, küresel lojistik krizlerinde üretim sürekliliğimizi ve hızlı adaptasyon kabiliyetimizi korumamızı sağladı.”
Güleç, üreticiyi hammadde fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı korumak için yeni mekanizmalar geliştirdiklerini belirten Güleç, “Uzun vadeli tedarik anlaşmaları, ortak satın alma modelleri ve stratejik stoklama yaklaşımlarıyla üreticilerimizin maliyetlerini öngörülebilir hale getirmeyi ve sağlam bir sektörel güvenlik zemini oluşturmayı hedefliyoruz” dedi.
Güleç, hammadde fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı ise üreticiyi korumak adına “Sektörel Güvenlik Mekanizmaları” üzerinde çalıştıklarını; uzun vadeli tedarik anlaşmaları ve ortak satın alma modellerini teşvik ettiklerini ekliyor.

Küresel enflasyon ve konut krizlerinin tüketici alışkanlıklarını değiştirdiğini kabul eden Ahmet Güleç, Türk mobilyasının “esneklik” yeteneğine güvendiğini söyleyerek şöyle devam etti:
“Dünyada tüm mobilya gruplarında üretim yapabilen dört ülkeden biriyiz. Bu yüzden tek bir segmente sıkışmıyoruz. 2026 stratejimiz; fonksiyonel ve modüler ürünlerle hacmi korurken, tasarım gücü yüksek lüks segmentle katma değeri artırmak olacak. Hem erişilebilir hem de ‘high-end’ tasarımda iddialıyız.”
2026 yılını tek bir kelimeyle özetleyen Ahmet Güleç, Türk mobilya sektörünün nihai hedefini ortaya koyarak, “Büyümeyi ve ihracatı kalıcı kılacak olan şey güçlü markalardır. Bu yüzden 2026 bizim için ‘Markalaşma’ yılı olacak. Türkiye’yi dünyada sadece ‘kaliteli bir üretici’ olarak değil, tasarımlarıyla ilham veren bir ‘marka ülke’ olarak konumlandıracağız” ifadelerini kullanıyor.
IIFF 2026 OYUN KURUCU OLUYOR
27-31 Ocak 2026 tarihlerinde TÜYAP ve İstanbul Fuar Merkezi’nde eş zamanlı gerçekleşecek olan Uluslararası İstanbul Mobilya Fuarı (IIFF), sektörün gövde gösterisine dönüşecek. 250 bin metrekarelik devasa bir alanda yapılacak olan buluşma için Güleç’in vizyonu net, “IIFF artık sadece bir sergi alanı değil, küresel mobilya ticaretinin yönünün tayin edildiği bir merkez. İstanbul’un coğrafi avantajını kullanarak Avrupa, Orta Doğu, Afrika ve Asya’yı aynı masada buluşturuyoruz. 2026’da temel hedefimiz ABD pazarındaki ivmeyi artırmak ve Avrupa’da yeşil odaklı alıcılarla stratejik ortaklıklar kurmak.”
GÜNDEM KORİDORU
3 gün önceGÜNDEM KORİDORU
6 gün önceGÜNDEM KORİDORU
13 gün önceEKONOMİ
22 gün önceGÜNDEM KORİDORU
23 gün önceGÜNDEM KORİDORU
27 gün önceGÜNDEM KORİDORU
22 Ocak 2026