DOLAR %
GBP %
EURO %
ALTIN
BIST 12.851,490,97%
BITCOIN 38770090.0522%
ETH 127284-2.31084%
İstanbul
10°

KAPALI

ÖZEL HABER
İş dünyasında 2026’da temkinli iyimserlik hattında
Türkiye 2036’da kömürsüz bir ekonomi kurabilir

Türkiye 2036’da kömürsüz bir ekonomi kurabilir

İPM İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü Dr. Ümit Şahin, Türkiye’nin 2035 yılına kadar sera gazı emisyonlarını yüzde 35 azaltarak 2010 yılı seviyelerine dönebileceğini belirtiyor. Ancak bunun için kömürden kademeli çıkışın, yenilenebilir enerji kurulumlarının yılda en az 10 gigawatt’a ulaşmasının ve binalarda kömür ile doğal gaz kullanımının azaltılarak ısı pompalarının yaygınlaşmasının şart olduğunu vurguluyor. Elektrikli araçların pazar payının 10 yıl içinde yüzde 90’a ulaşabileceğini söyleyen Şahin, pahalı ve uygulanabilirliği belirsiz teknolojilere yönelmenin “dikkat dağıtıcı bir lüks” olduğunu ifade ediyor.

22/12/2025 16:53
Türkiye 2036’da kömürsüz bir ekonomi kurabilir

Türkiye’nin 2035’e kadar sera gazı emisyonlarını 2010 yılı seviyesine düşürebilmesi, yalnızca çevresel değil, ekonomik ve stratejik açıdan da tarihi bir eşik anlamına geliyor. Bu hedef, ülkenin enerji bağımsızlığını güçlendirirken ithal kömüre olan bağımlılığı azaltacak, aynı zamanda sanayide yeşil dönüşümün önünü açacak. Yenilenebilir enerji yatırımlarının hızlanması, Türkiye’yi küresel iklim politikalarında pasif izleyiciden aktif bir aktöre dönüştürebilir.

RAPOR NE SÖYLÜYOR?

Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi’nin (İPM) hazırladığı “Türkiye’nin Karbonsuzlaşma Yol Haritası: 2053’te Net Sıfıra Doğru” raporu, bu öngörüyü bilimsel verilere dayandırıyor. Çalışmaya göre Türkiye, enerji dönüşümü, sanayide teknoloji dönüşümü ve binalarda elektrifikasyon sağlanırsa 2053’e kadar toplam sera gazı emisyonlarını yüz[1]de 61 oranında azaltabilir. Ancak Net Sıfır hedefine ulaşabilmek için bugün yapılanlara ek olarak — yüzde 75’i binalar sektörü için olmak üzere — 265 milyar dolar yatırım yapılması gerekiyor. İPM raporu, ekonominin ilgili tüm sektörlerini kapsayan sera gazı emisyonlarını birleştirerek Türkiye’nin 2025-2053 dönemi azaltım senaryolarını ve yatırım maliyetlerini ortaya koyuyor. Çalışma, bu yönüyle Türkiye’nin bu yıl Birleşmiş Milletler’e 2025 sunacağı yeni Ulusal Katkı Beyanı (NDC – Nationally Determined Contribution) için bilimsel bir zemin niteliği taşıyor. 2021’de Paris Anlaşması’nı onaylayarak 2053 Net Sıfır hedefini açıklayan Türkiye, 2022’de güncellediği NDC’de emisyonlarda yüzde 41 artıştan azaltım hedefi belirlemişti. Ancak İPM’nin analizine göre bu hedef, uzun vadeli net sıfır vizyonuyla uyumlu değil ve sektörler bazında somut bir azaltım patikası oluşturmakta yetersiz kalıyor. Yeni rapor, referans ve net sıfır senaryolarını karşılaştırarak Türkiye’nin 2035 için belirlemesi gereken ara hedefleri netleştiriyor. Biz de bu raporu daha derinlemesine incelemek adına soru işaretlerimizi İPM İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü Dr. Ümit Şahin’e sorduk…

WhatsApp Image 2025 11 13 at 13.38.24

İPM İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü Dr. Ümit Şahin

“2036’YA KADAR KÖMÜRDEN TAMAMEN ÇIKIŞ MÜMKÜN”

Raporda Türkiye’nin 2035’e kadar sera gazı emisyonlarını yüzde 35 azaltarak 2010 yılı seviyesine dönebileceği belirtiliyor. Ancak enerji, sanayi ve ulaşım gibi sektörlerde mevcut politikaların bu hedeflerle uyumlu olmadığı da biliniyor. İPM İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü Dr. Ümit Şahin, Türkiye’nin 2035’e kadar sera gazı emisyonlarını yüzde 35 azaltmasının mümkün olduğunu belirterek, bunun için öncelikle kömürden kademeli çıkış ve yenilenebilir enerji yatırımlarına hız verilmesi gerektiğini vurguluyor. “Türkiye’nin toplam sera gazı emisyonlarının neredeyse beşte biri kömürlü termik santrallerden geliyor” diyen Şahin, yürüttükleri model çalışmasına göre 2036’ya kadar kömürden tamamen çıkışın mümkün olduğunu söyledi. Şahin, “Sadece 10 yılda kömür santrallerini kapatabilir ve en az 100 milyon ton emisyondan kurtulabiliriz” ifadelerini kullandı. Bu dönüşümün enerji güvenliğini tehlikeye atmayacağını belirten Şahin, “Yılda 10 gigawatt rüzgâr ve güneş santrali kurulumu ve 2035’e kadar yalnızca 9 gigawatt batarya yatırımı, artan enerji talebine rağmen kömürden çıkışla uyumlu bir enerji güvenliği sağlıyor” dedi. Doğal gazdan elektrik üretiminin geçici olarak bir miktar artabileceğini, ancak bunun ithalatı artırmayacağını belirten Şahin, “Kömürden üretilen elektriğin üçte ikisi ithal kömürle üretiliyor. Yani dönüşüm enerji ithalatını da azaltacak” diye konuştu. Dr. Şahin, emisyon azaltımının ikinci koşulunun binalarda kömür kullanımının sonlandırılması ve doğal gaz yerine ısı pompası sistemlerinin yaygınlaştırılması olduğunu vurguladı. Üçüncü önceliğin ise ulaşımda elektrifikasyon olduğuna dikkat çeken Şahin, sözlerini şu şekilde sürdürdü; “2035’e kadar satılan yeni araçların neredeyse tamamının elektrikli olması gerekiyor. Elektrikli araçların pazar payı şimdiden yüzde 20’yi buldu, 10 yıl içinde yüzde 90’ı aşması zor değil.”

plant growing from soil

“DEVLETİN ROLÜ FİNANSMANI YÖNLENDİRMEK”

Enerji dönüşümünün motorunun özel sektör olacağını ifade eden Şahin, kamunun ise düzenleyici ve teşvik edici rol üstlenmesi gerektiğini belirtti. “Yenilenebilir enerji, otomotiv ve ısı pompası yatırımlarını özel sektör yapacak. Devletin rolü finansmanı yönlendirmek, teşvikleri doğru alanlara kanalize etmek olmalı” dedi. Şahin, Türkiye’ye önemli ölçüde iklim finansmanı aktığını, ancak bu kaynağın yanlış yönlendirildiğini savunarak şu değerlendirmeyi yaptı: “Bugün Türkiye en fazla iklim finansmanı alan ülkelerden biri. Ancak bu kaynaklar rüzgâr, güneş, batarya, ısı pompası, elektrikli araç ve demiryolu gibi dönüşümün asıl kaldıraç noktaları yerine yeşil hidrojen veya karbon yaka[1]lama gibi pahalı ve henüz olgunlaşmamış teknolojilere harcanmamalı. Devletin önümüzdeki 10 yıl boyunca tüm teşviklerini bu beş alana yoğunlaştırması gerekiyor.” Raporun, yılda 10 gigawatt yenilenebilir enerji kurulumu ve yaklaşık 80 milyar dolarlık yatırım ihtiyacına işaret ettiğini hatırlatan Şahin, bu hedefin ulaşılabilir olduğunu vurgulayarak, “Yılda 10 GW rüzgâr ve güneş kurulumu aslında fazla değil. Bakanlığın 2035 hedefi zaten 120 gigawatt’a ulaşmak, yani yılda 8,5-9 GW demek. Asıl mesele sektörün önünü açmak; kapasite tahsisi, şebeke yatırımı ve bağlantı izinlerinde hızlanmak gerekiyor” dedi. Şahin, Türkiye’nin hala “finansman bulamayan gelişmekte olan ülke” refleksiyle hareket ettiğini belirterek, “Doğru politikalarla iklim finansmanı kendiliğinden akacaktır. Karbon piyasalarının ise bu dönüşümde anlamlı bir rolü yok” dedi.

factory producing co2 pollution

“TÜRKİYE EKONOMİK BÜYÜMENİN MOTORU OLABİLİR”

Enerji dönüşümünün iki ayağını elektrifikasyon ve yenilenebilir kaynaklara geçiş olarak tanımlayan Şahin, adil geçişin önemine de dikkat çekti ancak bunun dönüşümü geciktirmemesi gerektiğini vurguladı. Şahin, “Elektrifikasyon sadece sanayide değil, ulaşım ve binalarda da öncelikli olmalı. Elektrikli araç, demiryolu ve ısı pompası üretimi Türkiye’de ekonomik büyümenin motoru bile olabilir. Küçük ölçekli çatı güneşi ve enerji kooperatifleri ise ekonomiyi tabana yayacak” Şahin, kömür sektörüne bağlı istihdamın sınırlı olduğuna dikkat çekerek şu uyarıda bulundu: “Herkes bir avuç kömür şirketinin ve bu alandaki istihdamın peşinde. Oysa 10 yıl içinde kömürün, 20 yıl içinde petrol ve doğal gazın olmadığı bir ekonomi için hazırlık yapmamız gerekiyor. Ölmekte olan sektörleri korumak Türkiye ekonomisine orta vadede büyük zarar verir.”

En az 10 karakter gerekli