Küresel ticarette dengeler değişirken büyümenin merkezine yapay zekâ teknolojileri yerleşti. DHL ve New York Üniversitesi (NYU) Stern İşletme Fakültesi tarafından hazırlanan DHL Globalization Tracker’ın Ekim 2026 sonuçları, dünya ticaretinin artan gümrük vergileri ve jeopolitik çatışmalara rağmen güçlü seyrini sürdürdüğünü ortaya koydu.
30 milyondan fazla veri noktasının analiz edildiği araştırmaya göre küresel mal ticareti, 2026 yılının ilk yarısında salgın sonrası olağanüstü toparlanma dönemi hariç son 15 yılın en hızlı altı aylık büyümesini kaydetti.
Bu yükselişte özellikle yarı iletkenler, veri iletim ekipmanları ve yapay zekâ altyapılarında kullanılan teknolojik ürünlere yönelik talep belirleyici oldu.
Raporda, küresel mal ticaretinin 2029 yılına kadar yıllık ortalama yüzde 3,4 büyüyeceği öngörülürken, uluslararası ticaret ve yatırımlardaki hareketliliğin küreselleşmeyi yeni bir rekor seviyeye taşıdığı belirtildi.
Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) ve Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) analizlerine göre yapay zekâ teknolojilerini destekleyen ürünlerin küresel mal ticaretindeki büyümeye katkısı hızla artıyor.
2025 yılında dünya mal ticaretindeki artışın yüzde 42’si yapay zekâ altyapısıyla bağlantılı ürünlerden kaynaklanırken, bu oran 2026’nın ilk çeyreğinde yüzde 76’ya yükseldi.
Özellikle gelişmiş işlemciler, yarı iletkenler ve veri aktarım ekipmanlarına yönelik küresel talep, teknoloji üreticileri ile lojistik şirketleri arasındaki ticaret hacmini destekledi.
DHL Express CEO’su John Pearson, yapay zekâ yatırımlarının uluslararası ticaret üzerindeki etkisine dikkat çekerek, “Küresel ticarette şu anda en önemli konu tarifeler değil, yapay zekâ” dedi.
Pearson, yapay zekâ sistemlerinin arkasında kapsamlı bir tedarik zinciri bulunduğunu belirterek çiplerin, ağ ekipmanlarının ve diğer teknolojik bileşenlerin ihtiyaç duyulan noktalara zamanında ulaştırılmasının önemini vurguladı.
Küresel ticarete yönelik orta vadeli tahminlerde de yukarı yönlü güncelleme yapıldı.
DHL Globalization Tracker’a göre dünya mal ticaretinin 2029 yılına kadar yıllık ortalama yüzde 3,4 büyümesi bekleniyor. Önceki 10 yıllık dönemde yıllık ortalama yüzde 2,7 olan büyüme oranıyla karşılaştırıldığında, yeni tahminler ticarette daha güçlü bir döneme işaret ediyor.
Araştırma, ticaretin yalnızca mevcut risklere karşı dayanıklılık göstermediğini, aynı zamanda yeni teknolojilerin oluşturduğu taleple büyüme kapasitesini artırdığını ortaya koyuyor.
NYU Stern Yönetimin Geleceği Merkezi bünyesindeki DHL Küreselleşme Girişimi Direktörü Prof. Steven A. Altman, uluslararası ticaretin karşı karşıya kaldığı zorluklara rağmen büyümeyi sürdürmesinin dikkat çekici olduğunu belirtti.
Altman, şirketlerin ticaret politikalarındaki değişimlere ve tedarik zincirlerindeki aksaklıklara uyum sağlayarak uluslararası faaliyetlerini sürdürdüklerini ifade etti.
Raporda ABD’nin uyguladığı gümrük tarifelerinin son yılların en yüksek seviyelerine ulaşmasına rağmen dünya ticaretindeki genel etkisinin sınırlı kaldığına dikkat çekildi.
ABD’nin son yıllarda küresel ithalattan aldığı payın yaklaşık yüzde 13 düzeyinde bulunması ve Ağustos 2026 itibarıyla ithalatının yaklaşık yarısının tarife artışlarından muaf tutulması, bu durumun nedenleri arasında gösterildi.
Çok sayıda ülkenin karşılıklı gümrük vergilerini artırmak yerine yeni ticaret anlaşmalarına yönelmesi de küresel ticaret akışlarının devam etmesini sağladı.
Bununla birlikte İran savaşı ve Hürmüz Boğazı’nda yaşanan kesintiler, özellikle bölge ülkelerinin ticaretini olumsuz etkiledi.
2026 yılının ilk beş ayında Suudi Arabistan’ın ticaret değeri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 37, Birleşik Arap Emirlikleri’nin ise yüzde 7 geriledi.
Araştırmaya göre jeopolitik gelişmeler bazı ülkeleri ve ticaret güzergâhlarını ciddi biçimde etkilese de dünya genelindeki büyümeyi durdurmadı.
Bölgesel ticaret verileri incelendiğinde, 2026 yılının ilk beş ayında en güçlü artışın Doğu Asya ve Pasifik bölgesinde gerçekleştiği görüldü.
Bölgenin ticaret değeri geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 24 yükseldi. Avrupa yüzde 12 büyümeyle ikinci sırada yer alırken Sahra Altı Afrika yüzde 11 ile üçüncü oldu.
Doğu Asya ve Pasifik bölgesinde ticaretin bölge içinde gerçekleştirilen kısmı da artış gösterdi. 2025 yılında yüzde 57 olan bölge içi ticaret payı, 2026’nın ilk beş ayında yüzde 60’a çıktı.
Raporda, Asya ülkelerinin yarı iletkenler ve yapay zekâ altyapısına yönelik ürünlerin üretimindeki konumunun, bölgesel ticaret ağlarının güçlenmesine katkı sağladığı belirtildi.
Araştırmanın dikkat çeken bir diğer bulgusu, ABD ile Çin arasındaki ticari ilişkilerin küresel ticaret içindeki ağırlığının azalması oldu.
İki ülke arasındaki ticaretin dünya mal ticaretinden aldığı pay, 2015 yılında yüzde 3,5 ile zirveye ulaşırken 2026’nın ilk beş ayında yüzde 1,6’ya geriledi.
ABD ve Çin arasındaki uluslararası işletme yatırımlarının küresel toplam içindeki payı da yüzde 1’in altında kaldı.
Ancak rapora göre iki ülke arasındaki doğrudan ticaretin azalması, küresel ekonominin birbirinden tamamen ayrılmış bloklara bölündüğü anlamına gelmiyor.
ABD’nin yakın müttefikleri Çin ile ekonomik ilişkilerini büyük ölçüde sürdürürken, farklı ülkeler üzerinden gerçekleşen ticarette Çin menşeli ürün ve bileşenlerin önemli yer tuttuğu belirtiliyor.
Araştırma, üçüncü ülkeler üzerinden yapılan dolaylı ithalatın hesaba katılması halinde ABD’nin Çin’e olan ekonomik bağımlılığındaki azalmanın oldukça sınırlı kaldığını ortaya koyuyor.
DHL Globalization Tracker, uluslararası ticaretin yanı sıra sermaye, bilgi ve insan hareketlerini de kapsayan geniş bir küreselleşme göstergesi sunuyor.
Raporda kullanılan 0 ile 100 arasındaki ölçeğe göre küreselleşme düzeyi, 2025 yılında yüzde 25,8’e ulaşarak ölçüm tarihinin en yüksek seviyesini gördü.
Bu oran, dünya ticaretinin büyüme hızını değil, sınır ötesi ekonomik ve toplumsal bağlantıların düzeyini gösteriyor.
Küreselleşmedeki artışa dört temel uluslararası akış kategorisinin tamamı katkıda bulundu. Bilgi akışları en yüksek küreselleşme düzeyine sahip alan olmayı sürdürürken, bu kategoriyi sermaye ve ticaret hareketleri izledi. İnsan hareketleri ise en düşük küreselleşme seviyesine sahip alan olarak kaydedildi.
Raporun iş dünyasına yönelik değerlendirmelerinde, şirketlerin tedarik zincirlerini jeopolitik risklere karşı güçlendirirken uluslararası pazarlardaki varlıklarını korumalarının önemine dikkat çekildi.
Üretimin farklı ülkelere taşınması, alternatif tedarikçi geliştirilmesi ve yeni pazarlara yönelme gibi kararların yalnızca kısa vadeli riskler üzerinden değerlendirilmemesi gerektiği belirtildi.
Küresel ticarette yaşanan değişim, şirketlerin tedarik zinciri dayanıklılığı ile uluslararası rekabet avantajı arasında yeni bir denge kurmasını gerektiriyor.
DHL’nin araştırmasına göre yapay zekâ teknolojilerindeki büyüme, ülkeler arasında uzmanlaşmış üretim ve lojistik ağlarına duyulan ihtiyacı artırırken, küresel pazarlardan uzaklaşan şirketlerin rekabet gücünü kaybetme riskini de beraberinde getiriyor.
GÜNDEM KORİDORU
27 Ekim 2026GÜNDEM KORİDORU
27 Ekim 2026EKONOMİ
27 Ekim 2026ALMANYA'DA İŞ DÜNYASI
27 Ekim 2026EKONOMİ
27 Ekim 2026SPOR
27 Ekim 2026EKONOMİ
27 Ekim 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.