İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclis Başkanı ve Yönetim Kurulu Başkan adayı Ender Yılmaz, sanayicinin gündemindeki sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İSO’da 2026-2030 döneminin yönetiminin belirleneceği seçim sürecinde başkan adaylığını açıklayan Yılmaz, sanayinin rekabet gücünü koruyabilmesi için kısa vadeli finansman desteklerinden ziyade yapısal politika değişikliklerine ihtiyaç olduğunu söyledi. Yılmaz’ın adaylığı 28 Ağustos’ta resmen açıklanmış, İSO seçim takvimine göre meslek komitesi ve meclis üyeliği seçimlerinin 26 Ekim’de, yönetim kurulu ve başkanlık seçiminin ise 3 Kasım’da yapılacağı duyurulmuştu.
Ekonomik koşulların savaşlar, jeopolitik gelişmeler ve küresel dönüşüm nedeniyle hızla değiştiğini ifade eden Yılmaz, Orta Vadeli Program’ın bu değişime uyum sağlayacak şekilde ele alınması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin yalnızca bugünün sorunlarına değil, gelecek 5, 10 ve 15 yıllık döneme ilişkin hedeflere de odaklanması gerektiğini belirten Yılmaz, uzun vadeli bir planlama anlayışına ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Yılmaz, bunun için geçmişte Türkiye ekonomisinde önemli bir rol üstlenen Devlet Planlama Teşkilatı’nın günün koşullarına uygun biçimde yeniden ele alınabileceğini dile getirerek şöyle konuştu:
“Mutlaka devam etmeli OVP. Ama yeni nesil Devlet Planlama Teşkilatı’na ihtiyaç var. Kapatılan Devlet Planlama Teşkilatı’nı 2011’de kapattık biz. Ve doğruydu kapatılması. Hakikaten o günün koşullarında çok merkezi, çok siyasal, çok başka bir yapıya kavuşmuştu. Artık görevini yapamaz hale geldi. Ama Devlet Planlama Teşkilatı, Türkiye’de birçok insanın yetiştiği bir okuldu. Bugünün koşullarında siyasal olmayan, güçlü bir Devlet Planlama Teşkilatı’na ve yapay zekâ gibi yeni alanların da içine katıldığı, geleceğimizi 5, 10, 15 yıl planlayacak bir planlamaya ihtiyaç var.”
Türkiye’de belirli bir alanda yatırım veya üretim imkânı ortaya çıktığında çok sayıda işletmenin aynı alana yönelmesinin zaman zaman kapasite ve rekabet sorunlarına yol açtığını dile getiren Yılmaz, sektörlerin geleceğinin daha bütüncül bir anlayışla planlanması gerektiğini söyledi.
Yatırım kararlarının yalnızca kısa vadeli fırsatlara göre şekillenmemesi gerektiğini belirten Yılmaz, “Ölçek ekonomisini yönetecek bir planlamaya ihtiyaç var” dedi.
Kamu yatırımlarının da bu planlamanın bir parçası olması gerektiğini savunan Yılmaz, bazı stratejik alanlarda özel sektör sermayesinin tek başına yeterli olmayabileceğini belirterek “girişimci devlet” yaklaşımının önemine dikkat çekti.
Güneydoğu Anadolu’da gerçekleştirdikleri ziyaretlerde bölgenin genç nüfusuna dikkat çeken Yılmaz, özellikle Hakkari ve çevresinde istihdam yaratacak yatırımların önemine değindi. Bölgedeki gençlerin iş imkanına kavuşmasının ekonomik olduğu kadar sosyal açıdan da önemli olduğunu belirten Yılmaz, sanayicilerin bölgeye yatırım yapabilmesi için kamu tarafından daha güçlü destek mekanizmaları oluşturulması gerektiğini söyledi.
Yılmaz, bölgedeki temasları sırasında kendilerine iletilen bir yatırım önerisini aktarırken, kamunun yatırımın önünü açabileceği bir modelin önemine işaret etti:
“Bir sürü genç var o bölgede ve bu çocuklar şu anda işsiz. ‘Fabrikayı ben vereceğim. Makinenizi ne istiyorsanız ben vereceğim. 10 yıl boyunca bana 500 kişi çalıştırın’ dedi. Şimdi burada bizim milli güvenlik sorunumuz var. Çünkü çocuklar eğer iş bulamazsa yarın daha kötü sonuçlar çıkar. Bu çocukları girişimci devlet üzerinden, biz sanayiciler olarak oraya götüremiyoruz. O zaman girişimci devlet buraya girecek, yatırım yapacak.”
Sanayicinin bugün karşı karşıya kaldığı en önemli problemlerden birinin iş gücü maliyeti olduğunu vurgulayan Yılmaz, Türkiye’de üretim maliyetleri içerisinde iş gücünün payının ciddi biçimde yükseldiğini söyledi. Küresel pazarlarda ham madde ve benzeri girdilerin farklı kaynaklardan temin edilebildiğini ancak iş gücü maliyetinde aynı esnekliğin bulunmadığını belirten Yılmaz, bunun Türkiye’nin rekabet gücünü doğrudan etkilediğini ifade etti.
Yılmaz, sanayicinin karşı karşıya olduğu maliyet baskısını şöyle anlattı:
“Şu anda en büyük sıkıntımız iş gücü maliyeti. Temel problemimiz bu. Bugün ne derseniz, sadece iş gücü maliyeti. Bir de tabii lojistik var. Ayrı bir şey. Finansman… Ama en fazla şu anda kolumuzun kırık olduğu yer istihdam. İş gücü maliyetleri. Çok çok bizi zorluyor. Dünyadaki ham madde fiyatlarını her yerden alabiliyorsunuz. Siz de kâğıdınızı veya diğer girdilerinizi başkalarından daha ucuza bulma şansına sahipsiniz. Ama iş gücünde öyle değil. İş gücünü de bulamazsınız. Bu kadar maliyetimiz yükseldi ki bizde de öyle.”
Finansmana erişim konusunun sanayicilerin en fazla gündeme getirdiği sorunlardan biri olduğunu belirten Yılmaz, KGF ve benzeri kredi mekanizmalarının tek başına yeterli olmadığını söyledi.
Kamu tarafından sağlanan finansmanın işletmelerin gerçek ihtiyacını karşılamadığı durumlarda, alınan kaynağın kısa sürede işletme sermayesi açığını kapatmak için kullanıldığını belirten Yılmaz, bu nedenle sanayicinin temel ihtiyacının yalnızca yeni kredi imkanları olmadığını ifade etti.
Sanayicinin asıl beklentisinin ekonomi politikalarında değişiklik yapılması olduğunu belirten Yılmaz, bu durumu, “Bizim derdimiz para değil. Bizim derdimiz politika değişikliği yapılsın” sözleriyle özetledi.
Enflasyon ile kur arasındaki dengenin üretim maliyetleri üzerinde baskı oluşturduğunu belirten Yılmaz, özellikle iş gücü maliyetlerindeki artışın sanayicinin rekabetçiliğini zorlaştırdığını söyledi.
Yatırım teşviklerinin yalnızca yeni fabrika ve yeni makine yatırımlarına odaklanmaması gerektiğini belirten Yılmaz, mevcut üretim kapasitesinin korunmasının da teşvik kapsamına alınması gerektiğini söyledi.
“Bugün olanı korusak yetiyor” diyen Yılmaz, mevcut işletmelerin ve çalışanların korunmasına yönelik yeni bir teşvik mekanizmasına ihtiyaç olduğunu ifade etti.
Sanayisizleşme riskine de dikkat çeken Yılmaz, mevcut pazarların ve fabrikaların kaybedilmesinin uzun vadeli sonuçlar doğurabileceğini söyledi. Nitelikli çalışanların kaybedilmesi halinde bu insan kaynağının yeniden oluşturulmasının kolay olmayacağını belirten Yılmaz, üretim kapasitesinin korunmasının stratejik önem taşıdığını vurguladı.
İSO Başkanlığı adaylığının temelinde sanayicilerin sahadaki sorunlarının bulunduğunu belirten Yılmaz, odanın yalnızca sorunları gündeme getiren değil, çözüm geliştiren bir yapıya dönüşmesi gerektiğini söyledi. Adaylık sürecinde farklı ölçeklerdeki sanayicilerle yaptığı görüşmelerin kararında etkili olduğunu ifade eden Yılmaz, İSO’nun sanayi politikalarının şekillenmesinde daha etkin rol üstlenmesi gerektiğini belirtti.
Sanayicilerin ortak aklının somut politika önerilerine dönüştürülmesinin önemine dikkat çeken Yılmaz, İSO’nun bu süreçte daha aktif bir rol üstlenmesi gerektiğini vurguladı.
İSO seçimleri kapsamında 26 Ekim’de meslek komitesi ve meclis üyeliği seçimleri yapılacak. Yönetim kurulu ve başkanlık seçiminin ise 3 Kasım’da gerçekleştirilmesi planlanıyor.
Yılmaz’ın gündeme getirdiği başlıkların merkezinde sanayinin rekabet gücünün korunması, iş gücü maliyetlerinin azaltılması, mevcut üretim kapasitesinin desteklenmesi, bölgesel yatırımların artırılması ve Türkiye’nin uzun vadeli sanayi politikasının daha güçlü bir planlama anlayışıyla ele alınması yer aldı.
GÜNDEM KORİDORU
13 gün önceGÜNDEM KORİDORU
28 gün önceEKONOMİ
30 gün önceALMANYA'DA İŞ DÜNYASI
30 gün önceEKONOMİ
30 gün önceSPOR
30 gün önceEKONOMİ
30 gün önceVeri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.