Avrupa Birliği’nin birlik dışından gelen 150 euro altındaki e-ticaret gönderilerine yönelik vergi muafiyetini kaldırarak paket başına 3 euro gümrük vergisi getirmesi, küresel ticarette yeni bir dönemin kapısını araladı. Özellikle Çin menşeli dev platformların piyasadaki ucuz ürün hakimiyetini sarsan bu kritik düzenleme, Türkiye için tarihi bir fırsat penceresi oluşturdu. Daha önce “Made in Europe” tartışmalarında Türkiye’nin menfaatlerini başarıyla savunan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, e-ihracat alanındaki bu yeni süreçte de proaktif bir diplomasi yürüttü. Bakanlık bürokratlarıyla birlikte yürütülen yoğun teknik müzakereler ve Gümrük Birliği’nin sağladığı hukuki kazanımların kararlı savunulması neticesinde, Türkiye yeni vergi kısıtlamasının dışında tutulmayı başardı.
Çinli ve diğer birlik dışı rakipler maliyet artışlarıyla karşı karşıya kalırken, Türk üreticiler Avrupalı tüketicilere dijital kanallardan fiyat avantajıyla ulaşma şansı yakaladı. Özellikle hazır giyim, tekstil, ev ve mutfak eşyaları gibi Türkiye’nin yüksek üretim kapasitesine sahip olduğu kategorilerde e-ihracat hacminin katlanması bekleniyor. Sektör temsilcileri de alınan bu sonucun Türk dış ticaretine sunulan en somut fırsatlardan biri olduğuna dikkat çekerek, Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın sürecin baş mimarı olarak kritik bir rol üstlendiğini vurguladı.
Avrupa Birliği’nin e-ihracat ile gelen gönderiler için aldığı kararlar, başlangıçta tüm üreticiler için önemli bir risk unsuru oluştururken, Ticaret Bakanlığı’nın yürüttüğü proaktif diplomasi sayesinde kritik bir fırsata evrildi.
Daha önce “Made in Europe” tartışmalarında Türkiye’nin menfaatlerini başarıyla savunan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, e-ihracat alanındaki bu yeni süreçte de proaktif bir diplomasi yürüttü. Bakanlık bürokratlarıyla birlikte yürütülen yoğun teknik müzakereler ve Gümrük Birliği’nin sağladığı hukuki kazanımların kararlı savunulması neticesinde, Türkiye yeni vergi kısıtlamasının dışında tutulmayı başardı.
Avrupa Birliği, AB dışındaki ülkelerden e-ihracat yoluyla gelecek olan ürünlerde 150 euro üstüne ek vergi getiren bir süreci devreye soktu. Gelen paketlerin yaklaşık yüzde 90’ının Çin’den kaynaklandığı bu tabloda Türkiye’nin de bu kapsamda yer alma riski bulunuyordu. Ancak Ticaret Bakanlığı’nın zamanında devreye girmesiyle sağlanan muafiyet, Türk üreticiler için büyük bir engelin aşılmasını sağladı.

Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat
E-İHRACATTA 3 EURO AVANTAJININ 4 KRİTİK SONUCU
Avrupa Birliği’nin e-ticarette devreye soktuğu yeni vergi düzenlemesinden Türkiye’nin muaf tutulması, Türk dış ticaretinde dengeleri değiştiren stratejik bir kırılma noktası oldu. İşte e-ihracat ekosistemine kazandırılan dev avantajın öne çıkan başlıkları:
ÇİN’İN UCUZ ÜRÜN MODELİ DARBE ALDI
AB’nin 150 euro altındaki gönderilere getirdiği paket başı 3 euroluk gümrük vergisi, Uzak Doğu merkezli dev platformların maliyet avantajını doğrudan zayıflattı.
GÜMRÜK BİRLİĞİ VE A.TR AVANTAJI SAĞLANDI
Ticaret Bakanlığı’nın yürüttüğü teknik müzakereler ve proaktif diplomasi neticesinde Türkiye vergi kısıtlamasının dışında tutularak kârlılığını korudu.
SEKTÖRLERDE B2C DÖNEMİ HIZLANDI
Hazır giyim, ev tekstili ve züccaciye gibi yüksek üretim kapasitesine sahip sektörler, elektronik A.TR ve ortak lojistik projeleriyle doğrudan Avrupa tüketicisine ulaşma imkânı yakaladı.
HEDEF KALICI TEDARİKÇİ OLMAK
Atılan adımlarla amaç yalnızca anlık sipariş kazanmak değil; Türkiye’yi Avrupa’nın en yakın, en hızlı ve en güvenilir e-ticaret tedarik merkezi konumuna getirmek.
Ticaret Bakan Yardımcısı Ö. Volkan Ağar, küresel e-ticaret hacminin 6,46 trilyon dolara yükseldiğini belirterek, Türkiye’nin güçlü üretim altyapısı ve Bakanlık destekleriyle e-ihracatta büyük bir ivme yakaladığını vurguladı. Küresel ticaretin teknolojik gelişmeler ve değişen tüketici alışkanlıklarının etkisiyle hızlı bir dönüşüm sürecinden geçtiğini belirten Ticaret Bakan Yardımcısı Ö. Volkan Ağar, internet kullanımının yaygınlaşması, mobil teknolojilerin gelişmesi, dijital ödeme sistemlerinin çeşitlenmesi ve verinin karar alma süreçlerinde etkin kullanılmasının üretimden pazarlamaya, satıştan ödeme ve teslimat süreçlerine kadar ticaretin tüm aşamalarını yeniden şekillendirdiğini ifade etti. Bu dönüşümle birlikte e-ticaretin geleneksel ticareti tamamlayan alternatif bir satış kanalı olmanın ötesine geçerek küresel ticaretin temel unsurlarından biri hâline geldiğini vurguladı.
Küresel ölçekteki verilerin de bu dönüşümün boyutunu ortaya koyduğunu belirten Ağar, şu bilgileri paylaştı:
Küresel gelişmelere paralel olarak Türkiye’de de e-ticaretin güçlü bir büyüme gösterdiğini dile getiren Ağar, Bakanlık tarafından hazırlanan “Türkiye’de E-Ticaretin Görünümü Raporu 2025” verilerine dikkat çekti. Türkiye’de e-ticaret hacminin 2025 yılında bir önceki yıla kıyasla yüzde 52,2 artarak 4,57 trilyon TL’ye ulaştığını belirten Ağar, perakende e-ticaret hacminin ise aynı dönemde yüzde 51,8 artışla 2,46 trilyon TL olarak gerçekleştiğini ifade etti. E-ticaretin genel ticaret içerisindeki payının yüzde 19,3 seviyesine ulaşmasının, ülkemizdeki ticari faaliyetlerin yaklaşık beşte birinin elektronik ortamda gerçekleştirildiğini gösterdiğini kaydetti. Türkiye’de e-ticaretin ulaştığı büyüklüğün firmalar açısından önemli bir dijital yetkinlik birikimi oluşturduğunu belirten Ağar, iç pazarda edinilen e-ticaret deneyiminin; dijital pazarlama, ödeme, lojistik, veri analizi ve müşteri ilişkileri gibi alanlarda firmaların kabiliyetlerini geliştirirken, bu birikimin sınır ötesi pazarlara taşınmasının çok daha geniş bir büyüme alanının önünü açtığını vurguladı.
Türkiye’nin güçlü üretim altyapısı, geniş ürün çeşitliliği, girişimcilik kabiliyeti ve ihracat tecrübesinin e-ihracat bakımından önemli bir potansiyel oluşturduğunu belirten Ağar, bu potansiyelin dijital satış kanallarıyla buluşmasının Türk ürünlerinin daha geniş tüketici kitlelerine ulaşması ve markaların uluslararası pazarlardaki görünürlüğünün güçlenmesi açısından yeni fırsatlar sunduğunu ifade etti. E-ihracatın, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin kapsamlı bir yurt dışı yapılanmasına ihtiyaç duymadan farklı pazarlardaki tüketicilere ulaşmalarına, talebi test etmelerine ve elde ettikleri veriler doğrultusunda ürün ve pazarlama stratejilerini geliştirmelerine imkân sağladığını belirten Ağar, Ticaret Bakanlığının e-ihracat politikalarını bu anlayış doğrultusunda şekillendirdiklerini belirterek şu başlıklar altında sıraladı:
Uluslararası temasların geliştirilmesi amacıyla, ilki 2024 yılında gerçekleştirilen zirvenin ikincisini “Beyond Borders – Sınırların Ötesinde” temasıyla 3-5 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştireceklerini duyuran Ağar, zirveye ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “IGEXX 2026 kapsamında; Avrupa’dan Orta Doğu’ya, Latin Amerika’dan Güneydoğu Asya’ya uzanan geniş bir coğrafyada faaliyet gösteren 50’den fazla küresel pazaryeri ile e-ticaret ekosisteminin önde gelen aktörleri, Türkiye’den üretici, marka ve ihracatçılarımızla bir araya gelecektir. 5 binin üzerinde üst düzey katılımcının ağırlanmasının hedeflendiği zirve, firmalarımızın küresel e-ticaret ekosisteminin karar vericileriyle doğrudan temas kurarak yeni iş birlikleri geliştirmesine zemin hazırlayacaktır.” Firmaların iç pazarda edindikleri dijital ticaret deneyimini sınır ötesi pazarlara taşımalarının ve e-ihracatı uzun vadeli büyüme stratejilerinin bir parçası olarak değerlendirmelerinin büyük önem taşıdığını belirten Ağar, Bakanlık olarak destek mekanizmaları, dijital rehberlik araçları ve eğitim faaliyetleriyle firmaların yanında olmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi.

Ticaret Bakan Yardımcısı Ö. Volkan Ağar
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, Avrupa Birliği’nin 150 euro altındaki e-ticaret gönderileri için getirdiği 3 euroluk gümrük vergisini Türkiye için tarihi bir dönüm noktası olarak değerlendirdi. AB’nin 1 Temmuz 2026 itibarıyla 150 euronun altındaki e-ticaret gönderilerinde uygulamaya başladığı 3 euroluk gümrük vergisi, küresel ticaret ağlarında yeni bir dönemi başlattı. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan TİM Başkanı Mustafa Gültepe, bu hamlenin özellikle Çin kaynaklı ucuz ürün modelini doğrudan etkileyeceğini belirtti.
AB’nin 2025 yılında üçüncü ülkelerden yaklaşık 2,5 trilyon euroluk mal ithal ettiğini hatırlatan Gültepe, yılın ilk yarısında 150 euronun altındaki düşük değerli gönderilerin 26,5 milyar euroluk bir hacme ulaştığını açıkladı. Bu pazarın değer bazında yüzde 78’inin Çin kaynaklı olduğuna dikkat çeken Gültepe, şu değerlendirmeyi yaptı: “Yeni düzenleme, özellikle Çin’den Avrupa’daki tüketiciye çok düşük bedelli ürün gönderilmesine dayanan iş modelinin maliyet avantajını doğrudan etkiliyor. Dolayısıyla düzenlemeyi rekabet şartlarını Türkiye lehine değiştirebilecek önemli bir dönüm noktası olarak görüyoruz.”

Türkiye’nin bu sürece sıfırdan girmediğini vurgulayan Mustafa Gültepe, 2025 yılında e-ihracatın 5,1 milyar dolara ulaştığını, basitleştirilmiş gümrük işlemleri kapsamındaki mikro ihracatın ise 2 milyar 250 milyon dolar olarak gerçekleştiğini belirtti. Mikro ihracatta en yüksek 20 pazarın 10’unu Romanya, Almanya, Yunanistan, Fransa, İtalya, Hollanda, Bulgaristan, İspanya, Polonya ve İsveç gibi AB ülkelerinin oluşturduğunu ifade eden Gültepe, Romanya’ya mikro ihracatın 233,8 milyon dolara, Yunanistan’a 67,5 milyon dolara, Bulgaristan’a ise 33,6 milyon dolara ulaştığını kaydetti.
Gümrük Birliği sayesinde küçük e-ticaret gönderilerinde sahip olunan avantajın artık fiilen kullanılabileceğini belirten Gültepe, Türkiye’nin Avrupa’ya yakınlığı, güçlü üretim altyapısı ve hızlı teslimat süreleriyle Çin’den kayabilecek talebin önemli bir kısmını çekebileceğini dile getirdi. Çinli büyük platformların Avrupa’daki depo ve dağıtım ağlarını büyüterek yeni şartlara uyum sağlamaya çalıştığını vurgulayan Gültepe, hızlı hareket edilmesi gerektiğinin altını çizdi. TİM olarak önceliklerinin Türk üreticisini Avrupa’daki çevrim içi satış kanallarında daha güçlü ve kalıcı hale getirmek olduğunu belirten Gültepe, sözlerini şöyle tamamladı: “Hedefimiz Çin’in kaybettiği birkaç siparişi almak değil; Türkiye’nin kalıcı olarak Avrupa’nın yakın, hızlı ve güvenilir e-ticaret tedarikçilerinden biri haline gelmesini sağlayacak zemini oluşturmak.”

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe
Avrupa Birliği’nin e-ticaret ve e-ihracat alanında devreye soktuğu yeni vergi düzenlemelerine karşı Türkiye’nin elde ettiği muafiyet, hazır giyim sektöründe de büyük bir memnuniyet yarattı. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçılar Birliği (İHKİB) Başkanı Mustafa Paşahan, bu gelişmenin sektörün önünü açacağını vurguladı.
Avrupa Birliği’nin e-ihracat gönderileri için getirdiği kısıtlamalar ve ek yükümlülüklerin ardından Türkiye’nin kritik bir avantaja sahip olduğunu belirten Mustafa Paşahan, şu değerlendirmeyi yaptı: “AB’ye Türkiye’den giden e-ihracat ürünleri 150 euronun altındaysa Türkiye vergiden muaf oldu. Yani o 3 euro bize uygulanmıyor. Dolayısıyla burada ciddi bir hacim var ve bizim rakamların çok daha artacağı net.”
Bu süreçte yürütülen proaktif çalışmayı değerlendiren züccaciye sektör temsilcileri, Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve Ticaret Bakanlığı bürokratlarının çalışmalarını çok değerli bulduklarını belirtti. Türkiye’nin en güçlü üretim ve ihracat alanlarından biri olan ev ve mutfak eşyaları sektörü, yaklaşık 200 ülkeye gerçekleştirdiği ihracat başarısını dijital kanallarla büyütmeyi hedefliyor. Özellikle elektronik A.TR uygulamasının devreye alınması, yüksek adetli ve düşük tutarlı e-ihracat siparişlerinin çok daha hızlı ve kolay yönetilmesini sağlarken, Türk üreticisinin Avrupa tüketicisine doğrudan ulaşmasının önünü açıyor. Züccaciye sektörünün temsilcileri, bu süreçte yürütülen proaktif çalışma nedeniyle Ticaret Bakanı Ömer Bolat’a ve Bakanlık bürokratlarına teşekkürlerini iletti.
Züccaciye sektörünün dijitalleşmesini ve 365 gün e-ticaret/e-ihracat yapabilmesini sağlamak amacıyla yerli e-ticaret ve ihraç platformlarıyla ortak çalışmalar yürütülüyor. Üreticilerin bu dönüşümün bir parçası olması için atılan adımlar kararlılıkla sürdürülürken, hedefin geleneksel B2B gücünü B2C e-ihracatla taçlandırmak olduğu ifade ediliyor.
Türkiye’nin lojistik avantajı, küçük miktarlı siparişleri hızlıca karşılayabilme kabiliyeti ve güçlü üretim çeşitliliği Avrupa pazarında önemli bir rekabet avantajı yaratıyor. Sektörün temel amacı, yalnızca daha fazla tabak, bardak veya küçük ev aleti ihraç etmek değil; Türk markalarını doğrudan dünya tüketicisiyle buluşturarak katma değerin daha büyük bölümünü Türkiye’de bırakmak. Bu doğrultuda e-ihracat ekosisteminin güçlendirilmesi için çalışmalar aralıksız devam ediyor.

İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçılar Birliği (İHKİB) Başkanı Mustafa Paşahan
Avrupa Birliği’nin 3 euroluk vergi uygulamasından Türkiye’nin muaf tutulmasını ev tekstili sektörü için tarihi bir dönüm noktası olarak değerlendiren Türkiye Ev Tekstili Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TETSİAD) Başkanı Murat Şahinler, Turkish Hometextile Hub ve Hometex.org projeleriyle Avrupa pazarındaki payı katlamaya hazırlandıklarını belirtti. Şahinler, bu gelişmeyi yalnızca maliyet avantajı değil, Türkiye’nin Avrupa’da yeniden konumlanması için büyük bir fırsat olarak gördüklerini vurguladı.
Avrupalı alıcının artık sadece ucuz ürünü değil; teslimat süresi, kalite, ürün güvenliği ve sürdürülebilirliği aradığını belirten Şahinler, Türkiye’nin coğrafi yakınlığı ve Gümrük Birliği avantajıyla güçlü bir kombinasyon oluşturduğunu ifade etti. Şahinler, “Hedefimiz, Türkiye’yi Avrupa’nın en güvenilir ve en hızlı ev tekstili tedarik merkezlerinden biri haline getirmektir” dedi.

Türkiye Ev Tekstili Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TETSİAD) Başkanı Murat Şahinler
Doğrudan Avrupa tüketicisine ulaşan markalaşmış bir ekosistem kurmak için acil eylem planlarını devreye aldıklarını söyleyen Şahinler, iki büyük projeyi hayata geçirdiklerini açıkladı:

Karaca Uluslararası Genel Müdürü Ömer Barbaros Yiş
Karaca Uluslararası Genel Müdürü Ömer Barbaros Yiş, Ticaret Bakanlığı’nın hızlı aksiyonuyla Türkiye’nin bu durumdan korunduğunu ve fiyat konusunda Çin ile yakın kategorilerde ihracat artışı beklediklerini belirtti. Avrupa Birliği’nin e-ticaret alanındaki yeni vergi düzenlemeleri küresel ticarette dengeleri değiştirirken, Türkiye’nin bu süreçte elde ettiği muafiyet e-ihracat dünyasında yankı uyandırmaya devam ediyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Karaca Uluslararası Genel Müdürü Ömer Barbaros Yiş, atılan adımların stratejik önemini paylaştı.
AB’nin 150 euro altı gönderilerde muafiyeti kaldırmasının TEMU ve Shein gibi Uzak Doğu kaynaklı devler için ciddi bir gider artışı yarattığına dikkat çeken Ömer Barbaros Yiş, Ticaret Bakanlığı’nın hızlı aksiyonu sayesinde Türkiye’nin bu durumdan olumsuz etkilenmesinin önüne geçildiğini ifade etti. Yiş, bu gelişmenin kârlılığı koruduğunu ve özellikle fiyat konusunda Çin ile yakın olunan kategorilerde ihracat artışı görülebileceğini vurguladı.
Türkiye’deki başarısını yakın coğrafyaya taşıyan güçlü perakendecilerin bulunduğunu belirten Yiş, pazar yeri modellerinin uluslararası alana taşınmasının büyük bir potansiyel barındırdığını ifade etti. Bu stratejinin e-ihracat rakamlarını çok yukarı taşıyacağını ve perakendeciler için yüksek değerde dijital varlıklar ortaya çıkaracağını sözlerine ekledi.
GÜNDEM KORİDORU
12 gün önceEKONOMİ
15 gün önceALMANYA'DA İŞ DÜNYASI
15 gün önceEKONOMİ
15 gün önceSPOR
15 gün önceEKONOMİ
15 gün önceEMLAK
15 gün önceVeri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.