Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Yönetim Kurulu, 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 öncesinde sektörün hazırlıklarını ve önceliklerini basın mensuplarıyla paylaştı. TSB Başkanı Ahmet Yaşar’ın başkanlığında gerçekleştirilen buluşmaya, TSB Başkan Yardımcıları Fahri Uğur ve Ayhan Sincek ile Yönetim Kurulu Üyesi Neslihan Neciboğlu katıldı. TSB Genel Sekreteri Özgür Obalı’nın da hazır bulunduğu toplantının özel konuğu ise Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi ve iklim bilimci Prof. Dr. Levent Kurnaz oldu.
Toplantının ana gündemini iklim risklerinin finansmanı, afetlere dayanıklı şehirler, yeşil dönüşüm yatırımlarının sigortalanabilirliği, tarım ve gıda güvenliği, iklim verileri, koruma açığının azaltılması ve kamu-özel sektör risk paylaşımı oluşturdu.
TSB’nin COP31 yaklaşımının merkezinde, sigortacılığın iklim dönüşümündeki rolünün genişletilmesi bulunuyor. Birlik, iklim risklerinin ölçülmesi, yönetilmesi ve finansmanında sektörün daha etkin bir konuma gelmesini hedefliyor.
Ahmet Yaşar, iklim değişikliğinin yalnızca çevresel bir konu olmaktan çıktığına dikkat çekerek, “İklim değişikliği artık gelecek kuşakların meselesi değil; bugün şehirlerimizi, tarımımızı, sanayimizi, enerji altyapımızı ve şirketlerimizin bilançolarını etkileyen ekonomik bir gerçeklik. Böyle bir ortamda sigortanın rolünü yalnızca hasar gerçekleştikten sonra ödeme yapan bir sistem olarak tanımlayamayız” dedi.
Yaşar, sigorta sektörünün veri, modelleme, risk mühendisliği ve finansal kapasitesinin risk gerçekleşmeden önce kullanılmasının önemine işaret etti. “Sigorta; şehirlerin, altyapıların, enerji yatırımlarının ve üretim tesislerinin tasarımından itibaren sürecin içinde olmalı” diyen Yaşar, risklerin doğru anlaşılması ve azaltılmasının yatırımların dayanıklılığını ve finansmana erişimini destekleyebileceğini belirtti.
Türkiye’nin DASK ve TARSİM gibi kamu-özel sektör risk paylaşımı modellerinden elde ettiği deneyimin de COP31 kapsamındaki uluslararası tartışmalara katkı sağlayabileceği ifade edildi.

TSB’nin gündeminde iklim risklerinin yalnızca fiziksel varlıklar üzerindeki etkileri değil, gelir kayıpları ve toplumsal dayanıklılık da yer alıyor.
Yaşar, iklim dayanıklılığının binalar, fabrikalar ve altyapıyla sınırlı değerlendirilemeyeceğini belirterek, “İnsanların yaşamlarını, gelirlerini ve geleceklerini koruyabilecek finansal mekanizmalara da ihtiyaç var. Koruma açığını azaltmak, sigortaya erişimi genişletmek ve kapsayıcı çözümler geliştirmek bu nedenle kritik” dedi.
TSB, COP31 sürecinde mikro sigorta, sosyal koruma modelleri ve daha geniş kesimlere ulaşabilecek sigorta çözümlerinin de ele alınmasını planlıyor. Yaşar, teknoloji, veri ve yeni ürün modellerinin daha fazla kişiye ulaşmada kullanılacağını belirtti.
Basın buluşmasında sektörün 2026 yılı ilk yarısına ilişkin finansal verileri de paylaşıldı. Buna göre toplam prim üretimi, Haziran 2026 itibarıyla geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 29 artarak 744 milyar TL’ye ulaştı.
Sektörün aktif büyüklüğü 4,4 trilyon TL, ülke ekonomisine sağladığı fon 3,6 trilyon TL, aktif sigortalı sayısı ise 34,7 milyon olarak açıklandı. BES ve OKS’nin toplam fon büyüklüğü 2,4 trilyon TL’ye, tekil katılımcı sayısı ise 16,9 milyon kişiye ulaştı.
Türkiye’de sigorta penetrasyonu yüzde 2,62 seviyesinde bulunurken TSB, 2030 yılına kadar bu oranı yüzde 4,7’ye, prim üretimini ise 50 milyar ABD dolarına çıkarmayı hedefliyor.
TSB Başkan Yardımcısı Fahri Uğur, hayat dışı sigorta sektörünün 2026 yılının ilk yarısında artan hasar maliyetlerine rağmen güçlü sermaye yapısını, teknik kârlılığını ve ödeme kapasitesini koruduğunu belirtti.
Haziran sonu itibarıyla hayat dışı şirketlerin teknik kârı 75,6 milyar TL, dönem sonu kârı ise 67,5 milyar TL oldu. Brüt ödenen hasarlar 286,1 milyar TL’ye yükselirken, toplam aktifler 1,5 trilyon TL’yi, özsermaye ise 394,5 milyar TL’yi aştı. Sermaye yeterlilik rasyosu yüzde 173,4 olarak gerçekleşti.
Prim üretiminde trafik sigortaları 152 milyar TL ile ilk sırada yer aldı. Hastalık-sağlık branşında 145 milyar TL, yangın ve doğal afetlerde 97 milyar TL, genel zararlarda 83 milyar TL ve kaskoda 82 milyar TL prim üretildi.
Uğur, önümüzdeki dönemde sürdürülebilir teknik dengenin korunması, sigorta penetrasyonunun artırılması ve koruma açığının daraltılmasının öncelikler arasında olduğunu belirtti.
Hayat ve emeklilik tarafında da büyüme sürdü. TSB Başkan Yardımcısı Ayhan Sincek’in aktardığı verilere göre hayat branşında prim üretimi, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 46 artarak 115 milyar TL’ye ulaştı.
Hayat ve emeklilik şirketlerinin teknik kârı 25,3 milyar TL, dönem sonu kârı 36,1 milyar TL, toplam aktifleri 2,9 trilyon TL ve özsermayesi 117,4 milyar TL oldu. Sermaye yeterlilik rasyosu ise yüzde 300,9 seviyesinde gerçekleşti.
BES ve OKS’de toplam fon büyüklüğünün 2,4 trilyon TL’ye, tekil katılımcı sayısının 16,9 milyona ulaşması, uzun vadeli tasarruf tarafındaki büyüklüğü de artırdı.
Sincek, hayat sigortalarının gelir ve yaşam risklerine karşı koruma sağladığını, BES ve OKS’nin ise bireylerin uzun vadeli birikim yapmasına imkân sunduğunu belirtti.
TSB Yönetim Kurulu Üyesi Neslihan Neciboğlu, iklim risklerinin yönetiminde veri ve modellemenin önemine dikkat çekti. Neciboğlu, sigorta sektörünün hasar verilerinin iklim modelleri ve ekonomik faaliyetlere ilişkin verilerle birlikte değerlendirilmesinin, risklerin fiyatlanmasının yanı sıra önlenmesine de katkı sağlayabileceğini söyledi.
“Ölçemediğimiz riski doğru yönetemeyiz” diyen Neciboğlu, sigorta verilerinin iklim dayanıklılığında daha etkin kullanılabileceğini belirtti.
Rüzgâr ve güneş enerjisi yatırımları, batarya depolama sistemleri ve yeşil sanayi projelerinin yeni riskler ortaya çıkardığını ifade eden Neciboğlu; inşaat, yangın, performans, operasyon, iş durması ve tedarik zinciri risklerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
TSB’nin hazırladığı Türkiye İklim Riski ve Sigorta Çalışması ile bölgelerin ve sektörlerin karşı karşıya olduğu iklim risklerinin daha net ortaya konulması hedefleniyor.
TSB Genel Sekreteri Özgür Obalı, COP31 hazırlıklarının zirve tarihleriyle sınırlı olmadığını belirtti. Obalı, Sigorta Evi’nin temel hedefinin tartışmaları uygulanabilir modellere dönüştürmek olduğunu söyledi.
“COP31’i dört günlük bir etkinlik takvimi olarak görmüyoruz. Kamu ile özel sektörün afet riskini birlikte taşıyabileceği uygulanabilir modeller geliştirmek istiyoruz” diyen Obalı, başarı kriterlerinin karar alma süreçlerine girecek risk verileri, kurulacak uluslararası ortaklıklar, yaratılacak yeni finansman kapasitesi ve hayata geçirilecek pilot projeler olacağını ifade etti.

TSB’nin COP31 kapsamında Antalya’da oluşturmayı planladığı Sigorta Evi, sektörün zirvedeki ana buluşma noktalarından biri olacak.
Insurance House; sigorta ve reasürans şirketleri, kamu otoriteleri, uluslararası kuruluşlar, kalkınma finansmanı kurumları, yatırımcılar, reel sektör, akademi ve sivil toplum arasında bir uygulama ve iş birliği platformu olarak tasarlanıyor.
11-14 Kasım tarihleri arasında planlanan programda şehirlerin afet risklerinin finansmanı, yenilenebilir enerji projelerinin sigortalanabilirliği, tarım ve su dayanıklılığı ile iklim risk verileri gibi başlıkların ele alınması planlanıyor.
Programın 13-14 Kasım tarihlerindeki bölümünde ise UNEP FI iş birliğiyle COP31 Global Sustainable Insurance Summit düzenlenmesi planlanıyor. Zirvede sürdürülebilir sigortacılık gündeminin uluslararası ölçekte ele alınması hedefleniyor.
TSB’nin COP31 hazırlıkları, sigorta sektörünün iklim risklerinin yönetimindeki rolünü genişletmeye odaklanıyor. Antalya’da oluşturulacak Sigorta Evi ile iklim risklerinin finansmanı ve dayanıklılık konusunda kamu ve özel sektör arasında yeni modeller geliştirilmesi hedeflenirken, sektör 2030’a kadar 50 milyar dolarlık prim üretimi ve yüzde 4,7 sigorta penetrasyonuna ulaşmayı amaçlıyor.
EKONOMİ
5 gün önceGÜNDEM KORİDORU
5 gün önceGÜNDEM KORİDORU
14 gün önceGÜNDEM KORİDORU
02 Eylül 2026EKONOMİ
02 Eylül 2026EKONOMİ
02 Eylül 2026GÜNDEM KORİDORU
02 Eylül 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.