Şubat 2026 sonunda tırmanan bölgesel savaş atmosferi nedeniyle küresel enerji piyasalarında sert fiyat hareketleri yaşandı. Bu süreçte Brent petrol fiyatlarında yıllık bazda yüzde 55,2, doğal gazda ise yüzde 28,2 oranında büyük bir artış meydana geldi. Söz konusu fiyat şoku, Türkiye’nin takvim etkilerinden arındırılmış enerji ithalat faturasını yıllık bazda yüzde 32,4 oranında yukarı taşıdı. Ancak Merkez Bankası analizine göre, tarihsel ilişkiler enerji faturasındaki artışın cari dengeyi tek başına bozmaya yetmediğini gösteriyor; çünkü dış denge; hizmet gelirleri, iç talep ve özellikle ihracat performansı gibi çok boyutlu değişkenlerin ortak sonucu olarak şekilleniyor.
Enerji maliyetlerindeki olumsuz tabloya rağmen dış ticaretteki iyileşmenin temel lokomotifi ihracat kanadında yaşanan stratejik gelişmeler oldu. Küresel tedarik zincirinde jeopolitik riskler sebebiyle yaşanan eksen değişiminin sahaya yansımaları şu şekilde sıralanıyor:
Lojistik Avantaj: Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla Uzak Doğu menşeili sevkiyatlarda teslim sürelerinin uzaması, navlun ve sigorta maliyetlerinin fırlaması küresel rotaları değiştirdi,
Avrupa’dan İhtiyati Alım: Ortaya çıkan tedarik belirsizliği karşısında özellikle Avrupa merkezli alıcılar ihtiyati ve öne çekilen taleplerle siparişlerini Türkiye’ye yönlendirdi,
Sektörel Canlanma: Yaşanan bu yoğun talep kayması kimyasal ürünler ve ana metal sektörlerinde ihracatı ivmelendirirken; tedarikçi çeşitlendirme arayışı ise tekstil ve hazır giyim sektörlerine doping etkisi yaptı.
Türkiye’nin ihracat performansını yapısal olarak güçlendiren en stratejik unsurlardan biri de savunma ve havacılık sanayiinin dış satıma sağladığı yüksek katma değerli katkı oldu. Son yıllarda savunma ekosistemine yapılan teknoloji ve kapasite yatırımları, küresel jeopolitik krizlerin getirdiği yüksek taleple birleşince meyvelerini verdi. Sektörün toplam ihracat içerisindeki payı son dört yılda yaklaşık 2,3 puanlık net bir artış kaydederek yüzde 4 seviyesine ulaştı ve dış ticaret dengesinin en güçlü savunma kalkanı haline geldi.

Dış dengedeki iyileşmenin diğer kritik ayağını ise ekonomi yönetiminin kararlılıkla uyguladığı sıkı para politikası oluşturdu. İkinci çeyrekte ithalattaki artışın tamamı enerji kaynaklı gerçekleşirken, enerji hariç ithalatta net bir gerileme kaydedildi. Kredi kartı harcamaları ve yüksek frekanslı verilerde gözlenen zayıflama, tüketim ve yatırım malı ithalatındaki düşüşü teyit etti. Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) verileri de iç piyasada üretim hafif gerilerken, dış talep ve ihracat sipariş beklentilerinin gücünü koruduğunu, ithal edilen ara mallarının ise doğrudan ihracata yönelik üretim süreçlerinde kullanıldığını ortaya koydu.

“Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası bünyesinde görev yapan Kıdemli Ekonomist Yasemin Barlas ve Başuzman Şebnem Oğuz tarafından kaleme alınan analiz, makroekonomik dengelenme sürecinin başarısını ortaya koyuyor. Sıkı para politikasının iç talebi kontrol altına alması, ithalat kompozisyonunu lüks tüketimden arındırarak dış ticaret dengesindeki toparlanmayı doğrudan desteklemiştir. Küresel tedarik zincirlerinin yeniden yönlenmesiyle yakalanan dış talep fırsatları ve savunma sanayiimizin yüksek katma değerli ihracat gücü, enerji maliyetlerinin getirdiği yükü başarıyla kompanse etmiştir. Küresel enerji fiyatlarında başlayan normalleşme eğilimiyle birlikte değerlendirildiğinde, yakın döneme kadar cari işlemler dengesi üzerinde baskı oluşturan yukarı yönlü risklerin önemli ölçüde hafiflediği net bir şekilde görülmektedir.”
#MerkezBankası #DışTicaretDengesi #SavunmaSanayiiİhracatı #CariAçıkRiski #EkonomiAnalizi
GÜNDEM KORİDORU
5 gün önceGÜNDEM KORİDORU
5 gün önceGÜNDEM KORİDORU
20 gün önceGÜNDEM KORİDORU
26 gün önceGÜNDEM KORİDORU
26 gün önceGÜNDEM KORİDORU
26 gün önceGÜNDEM KORİDORU
27 gün önceVeri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.