Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol, İstanbul’da düzenlenen Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi toplantısında küresel enerji piyasalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmelerin yalnızca enerji sektörünü değil, jeopolitik dengeleri ve uluslararası ticaret yollarını da etkileyeceğini belirten Birol, enerji güvenliğinin ülkelerin öncelikli gündem maddesi haline geldiğini söyledi.
ABD/İsrail-İran savaşı sonrasında ortaya çıkan enerji krizinin küresel piyasalar üzerindeki etkilerine değinen Birol, savaş öncesinde piyasalarda bulunan arz fazlası ve petrol stoklarının fiyat artışlarını sınırladığını ifade etti. Krizin çözümü için Hürmüz Boğazı’nın güvenli ve kesintisiz şekilde yeniden açılmasının kritik önem taşıdığını vurgulayan Birol, “Bu sorunun çözümü, tek ve en önemli yolu Hürmüz Boğazı’nın koşulsuz olarak ve tüm aktörlerin tehlikesiz olduğuna inanmış şekilde açılması” dedi.
Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmelerin enerji piyasalarında yeni bir dönemin kapısını araladığını belirten Birol, birçok ülkenin enerji stratejilerini ve iş birliklerini yeniden gözden geçirdiğini söyledi.
Krizin yalnızca enerji akışlarını değil, küresel güç dengelerini de etkilediğine dikkat çeken Birol, “Sadece enerji değil, jeopolitik dengeleri de değiştirecek. Ticaret yollarını değiştirecek. Dört yıl öncesine kadar dünya ekonomisinin ve enerjisinin iki büyük şahdamarı vardı. Birincisi Rusya’dan Avrupa’ya uzanan boru hatları, ikincisi ise Hürmüz Boğazı. İkisi de şu anda kapalı durumda” ifadelerini kullandı.
Enerji piyasalarında güven unsurunun her zamankinden daha önemli hale geldiğini belirten Birol, “Güven, enerji dünyasında yapılacak anlaşmalarda son derece önemli bir etken haline gelecek. Artık insanlar mümkün olduğu kadar çeşitlendirmeye, tek kaynağa bağlanmamaya dikkat ediyorlar ve edecekler” diye konuştu.
Birol, artan risk algısının bölge ülkelerini alternatif enerji güzergahları ve yeni boru hattı projelerine yönlendirdiğini, aynı zamanda bazı ülkelerde yerli fosil yakıt kaynaklarına yönelik ilgiyi yeniden artırdığını ifade etti.
![]()
Küresel enerji dönüşümünde en önemli başlığın elektrifikasyon olduğunu belirten Birol, enerji talebindeki büyümenin merkezine elektriğin yerleştiğini söyledi.
Dünyanın hızla elektrifikasyon çağına doğru ilerlediğini ifade eden Birol, “Elektrikteki büyüme her şeyi domine ediyor. Dünya enerji talebi hızla büyüyor ancak elektrik talebi dünya enerji talebinden üç misli daha fazla büyüyor. Bu son yıllarda olan bir gelişme” dedi.
Yenilenebilir enerji, nükleer enerji ve batarya depolama teknolojilerindeki gelişmelerin bu dönüşümü desteklediğini belirten Birol, enerji güvenliği kaygılarının da ülkeleri daha çeşitli ve dayanıklı enerji sistemleri kurmaya yönelttiğini kaydetti.
Bu yıl Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı’nın (COP31) önemine de değinen Birol, organizasyonun Türkiye açısından tarihi bir fırsat sunduğunu söyledi.
COP31 kapsamında üç temel hedef üzerinde çalışılacağını belirten Birol, bunlardan ilkinin küresel elektrifikasyon oranını yüzde 25’ten yüzde 35’e yükseltmek olduğunu ifade etti. İkinci hedefin Türkiye’nin uzun yıllardır üzerinde çalıştığı sıfır atık yaklaşımının yaygınlaştırılması olduğunu belirten Birol, üçüncü önceliğin ise özellikle Afrika’da temiz pişirme teknolojilerinin yaygınlaştırılması yoluyla sağlık sorunlarının azaltılması olduğunu dile getirdi.
Birol, “COP31 muazzam bir fırsat. COP31’in bizim insani hassasiyetlerimizi dünyaya göstermek için bir fırsat olduğunu düşünüyorum” dedi.
Önümüzdeki dönemde enerji sektöründe köklü değişimlerin yaşanacağını vurgulayan Birol, enerji güvenliği, elektrifikasyon ve iklim politikalarının yeni dönemin temel başlıkları olacağını söyledi.
“Hürmüz konusu nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın önümüzdeki 2-3 yıl içinde dünya enerji haritasının yeniden çizilmeye başlanacağını düşünüyorum” diyen Birol, sözlerini şöyle tamamladı:
“Ortaklıklar yeniden tanımlanacak. Yeni ortaklıklar kurulacak. Elektrifikasyonun ciddi bir şekilde artacağını, tüketim ve üretimin artacağını düşünüyorum. Türkiye için ise tarihi bir fırsat ve tarihi bir görev var. Gündemde aşağı yönlü gitmekte olan iklim konusunu yeniden yukarıya taşımak, bizim insani hassasiyetlerimizle özdeşleşen bir konu olacak.”
GÜNDEM KORİDORU
2 gün önceGÜNDEM KORİDORU
8 gün önceGÜNDEM KORİDORU
8 gün önceGÜNDEM KORİDORU
8 gün önceGÜNDEM KORİDORU
9 gün önceEKONOMİ
15 gün önceEKONOMİ
19 Haziran 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.