Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (Türkiye İMSAD) tarafından 67’nci kez düzenlenen Gündem Buluşmaları, “Deprem Karnemiz: Ne kadar farkındayız? Ne kadar hazırız?” başlığıyla 8 Ekim 2026’da MEXT Teknoloji Merkezi’nde gerçekleştirildi. Saint-Gobain Türkiye’nin katkılarıyla düzenlenen toplantıda, Türkiye’nin deprem riskine karşı hazırlık düzeyi, yapı güvenliği, kentsel dönüşüm ve toplumun afet bilinci ele alındı.
Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Murat Savcı’nın açılış konuşmasını yaptığı, Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Tayfun Küçükoğlu’nun moderatörlüğünü üstlendiği etkinlikte, KPMG Türkiye Strateji ve Operasyonlar Lideri, Şirket Ortağı Bükre Bektaş ile Aksoy Araştırma Kurucusu Ertan Aksoy konuşmacı olarak yer aldı.

Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu hatırlatan Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Murat Savcı, deprem konusunda farkındalığın somut önlemlere ve hazırlık davranışlarına dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye İMSAD tarafından gerçekleştirilen “Deprem Riski Altında Yaşam Bilinci” araştırmasının, toplumun deprem farkındalığı ile hazırlık düzeyi arasındaki farkı ortaya koyduğunu belirten Savcı, şu değerlendirmede bulundu:
“Depremi biliyoruz, riski tanıyoruz, yaşadığımız şehirlerin kırılganlıklarının farkındayız. Sorgulamamız gereken şu; bilgiyi tedbire dönüştürüyor muyuz? Şehirlerimizi bir sonraki afete daha dayanıklı hale getirebiliyor muyuz? Bilmekle harekete geçmek arasında kapatmamız gereken bir alan var. Depremden korkuyoruz ama korkuyu hazırlığa, endişeyi güvene dönüştürmeliyiz.”
Depreme hazırlığın yalnızca bireysel tedbirlerle sınırlı olmadığını, yapı güvenliğinin de hayati önem taşıdığını belirten Savcı, güvenli yapılaşmanın doğru mühendislik, nitelikli malzeme, doğru uygulama ve etkin denetimin birlikte işlemesiyle mümkün olduğunu ifade etti.
Savcı, “Güven duygusu ile güvenli yapı aynı şey değildir. Bir yapının güvenliği kanaatle ölçülemez. Güvenli yapı, doğru verinin, doğru mühendisliğin, doğru tasarımın, nitelikli malzemenin, doğru uygulamanın ve etkin denetimin birlikte işlemesiyle ortaya çıkar. Bu zincirin her halkası doğrudan insan hayatına dokunur” dedi.
İnşaat malzemesi sanayisinin uzun vadeli sorumluluğuna da dikkat çeken Savcı, bugün üretilen malzemelerin onlarca yıl boyunca konutlardan hastanelere, okullardan fabrikalara kadar pek çok yapıda kullanılacağını belirterek kalite, standart ve doğru uygulama konularında alınan kararların gelecek nesillerin güvenliğini de etkilediğini kaydetti.

Toplantının moderatörlüğünü üstlenen Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Tayfun Küçükoğlu, inşaat malzemesi sanayisinin ekonomik katkısının yanı sıra toplumsal sorumluluk üstlenmesi gerektiğini vurguladı. Sektörün ihracat gücünün Türkiye ekonomisi açısından önem taşıdığını belirten Küçükoğlu, deprem bilincinin geliştirilmesinin tüm toplumun ortak sorumluluğu olduğunu ifade etti.
Türkiye İMSAD’ın deprem araştırmasının sonuçlarına değinen Küçükoğlu, toplumda yüksek olan risk algısının yeterli hazırlık davranışına dönüşmediğine dikkat çekti. Araştırmaya göre nüfusun yaklaşık yüzde 60’ı hayatında önemli bir deprem yaşadığını belirtirken, yüzde 40’ı gelecekte önemli bir deprem yaşanacağını düşünüyor. Buna karşın katılımcıların yüzde 45-46’sı kendisini depreme hazır hissetmiyor.
Hazırlık düzeyindeki eksikliklerin günlük yaşamda alınabilecek önlemlerde de görüldüğünü belirten Küçükoğlu, araştırma sonuçlarını şöyle aktardı:
“Bölgemizdeki acil toplanma alanını bilenlerin oranı yüzde 52’de kalıyor, yüzde 73’ümüzün evinde deprem çantası bulunmuyor, yüzde 46’mız evindeki eşyaları sabitlememiş durumda. Daha da önemlisi, yüzde 59’umuz oturduğumuz binanın sağlam olduğunu düşünüyor ancak yüzde 75’imiz binamız için herhangi bir risk tespiti yaptırmamış. Kentsel dönüşüm ve güçlendirme desteklerini tanımayanların oranı yüzde 57, güvenilir bilgiye ulaşamadığını söyleyenlerin oranı ise yüzde 71. Dolayısıyla bilgi, kaygı ve deneyimi davranışa dönüştüremediğimiz bir tabloyla karşı karşıyayız.”
Küçükoğlu, depremle mücadelede korkunun ötesine geçerek bilinçlenmenin ve sistemli bir hazırlık kültürü oluşturmanın önem taşıdığını vurguladı.
KPMG Türkiye Strateji ve Operasyonlar Lideri, Şirket Ortağı Bükre Bektaş ise Türkiye ekonomisindeki gelişmeler ile inşaat sektörünün 2026 yılı görünümünü değerlendirdi. Dezenflasyon sürecinde ilerleme kaydedilmesine rağmen yüksek finansman maliyetlerinin reel sektör üzerindeki baskısının devam ettiğini belirten Bektaş, Türkiye ekonomisinin 2026 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 2,3 büyüdüğünü, inşaat sektörünün ise aynı dönemde yüzde 1,9 daraldığını ifade etti.
İnşaat sektörünün son yıllarda Türkiye ekonomisinin üzerinde büyüme gösterdiğini belirten Bektaş, deprem sonrası kamu destekli projelerin ve ihalelerin azalmasıyla büyüme dinamiğinin giderek özel sektöre kaydığını söyledi.
Sektörde finansman koşulları ve kredi kullanımının yakından izlenmesi gerektiğini vurgulayan Bektaş, ağustos itibarıyla nakit kredilerin yıllık yüzde 48, gayrinakdi kredilerin ise yüzde 42 arttığına dikkat çekti. Sektör daralırken kredi kullanımının artmasının değerlendirilmesi gerektiğini belirten Bektaş, mevcut verilerin kredilerin yeni projelerin finansmanı, stok yönetimi veya önceki borçların geri ödenmesi için kullanılıp kullanılmadığını net biçimde ortaya koymadığını kaydetti.
Bektaş, kredi artışının kullanım amacının şirketlerin mali yapısını değerlendirmek açısından önem taşıdığını belirterek, “Sektör küçülürken nakit krediler artıyorsa burada bazı tehlikeli durumlar olabilir. Bu krediyi proje finansmanı için mi kullanıyorum, stoklarımı yönetmek için mi kullanıyorum, yoksa önceki kredilerin anaparasını ya da daha da kötüsü faizini mi ödüyorum? Bu veri bize bunu göstermiyor ama büyümesinin tehlikeli olduğunu yorumlayabiliriz” dedi.

Aksoy Araştırma Kurucusu Ertan Aksoy da araştırma sonuçlarının, toplumun deprem konusunda duyduğu kaygının aynı ölçüde hazırlık davranışına dönüşmediğini gösterdiğini belirtti. Türkiye’de nüfusun yaklaşık yüzde 60’ının depremi doğrudan deneyimlemesine rağmen bu deneyimin kalıcı bir hazırlık kültürüne dönüşmediğine dikkat çeken Aksoy, afet öncesinde önlem almanın önemini vurguladı.
Deprem sonrasında dayanışmanın güçlendiğini ancak afetler arasındaki dönemde hazırlık konusunun yeterince gündemde tutulmadığını belirten Aksoy, asıl hedefin bir sonraki deprem yaşanmadan önce gerekli önlemleri almak olması gerektiğini ifade etti.
Toplumun yaklaşık yüzde 60’ının yaşadığı binanın güvenli olduğunu düşündüğünü, ancak bu algının çoğu zaman teknik bir değerlendirmeye dayanmadığını kaydeden Aksoy, konut değerinin düşeceği endişesinin de bina güvenliğinin tespit edilmesini zorlaştıran unsurlar arasında bulunduğunu söyledi. Aksoy, deprem yönetmeliğine duyulan güvenin ve konut satın alma ya da kiralama süreçlerinde yapı güvenliğinin daha fazla sorgulanmasının davranış değişikliği için fırsat oluşturduğunu belirtti.
Türkiye İMSAD’ın 67’nci Gündem Buluşmaları’nda deprem farkındalığı, hazırlık düzeyi, yapı güvenliği, riskli yapı stokunun dönüşümü, kentsel dönüşüm, doğru bilgiye erişim ve iş dünyasının afetlere karşı dayanıklılığı farklı boyutlarıyla ele alındı.
Toplantıda öne çıkan değerlendirmeler, deprem riskine ilişkin bilgi ve kaygının somut önlemlerle desteklenmesi gerektiğini ortaya koydu. Güvenli ve dirençli şehirlerin oluşturulması için yapıların teknik açıdan değerlendirilmesi, nitelikli malzeme ve doğru mühendislik uygulamalarının yaygınlaştırılması, afet hazırlığının güçlendirilmesi ve toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluk anlayışıyla hareket etmesi gerektiği vurgulandı.
GÜNDEM KORİDORU
20 gün önceGÜNDEM KORİDORU
10 Ekim 2026EKONOMİ
10 Ekim 2026ALMANYA'DA İŞ DÜNYASI
10 Ekim 2026EKONOMİ
10 Ekim 2026SPOR
10 Ekim 2026EKONOMİ
10 Ekim 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.