Türkiye, on yıllardır övündüğü “genç nüfus” avantajını kaybetme eşiğine geldi. Rümeysa Kocaman Alp’in Türkiye’de İş Dünyası dergisinin Mart sayısı için hazırladığı kapsamlı dosya, ülkemizin demografik yapısındaki sarsıcı değişimi gözler önüne seriyor. Veriler, sadece nüfusun azalmadığını, aynı zamanda Türkiye’nin hızla yaşlanan bir toplum yapısına evrildiğini kanıtlıyor. Bu durum, eğitimden sağlığa, istihdamdan sosyal güvenliğe kadar tüm ekonomi yönetimini yeni kararlar almaya zorluyor.

Türkiye, Cumhuriyet tarihinin en düşük doğum oranlarıyla karşı karşıya kalırken, nüfusun kendini yenileme eşiği olan 2,1’in altına düşülmesi stratejik bir risk olarak görülüyor. Özel haberdeki verilere göre, 2000’li yılların başında 2,38 olan bu hız, 2024 itibarıyla 1,48’e kadar gerilemiş durumda. Bu düşüşün devam etmesi halinde, önümüzdeki 30 yıl içinde çalışan nüfusun azalacağı ve üretim kapasitesinin sınırlanacağı öngörülüyor.
![]()
Dosyada görüşlerine yer verilen uzmanlar, gençlerin çocuk sahibi olmaktan kaçınmasının temelinde ekonomik ve sosyal güvencesizliğin yattığını belirtiyor. Akademisyen Prof. Dr. Itır Erhart, bakım yükünün ağırlıklı olarak kadının omzunda olmasının kadınları kariyer ve annelik arasında zor bir tercihe zorladığına dikkat çekiyor. Genç kuşağın ebeveynlerine göre daha az kazanması da bu kararları doğrudan etkiliyor.

Bakan Mahinur Özdemir Göktaş, demografik gidişatı tersine çevirmek için “2026-2035 Aile ve Nüfus 10 Yılı” vizyonunun hayata geçirildiğini açıkladı. Yeni düzenlemeyle birlikte; ilk çocuk için tek seferlik ödemelerin yanı sıra ikinci ve üçüncü çocuk için çocuk 5 yaşına gelene kadar düzenli aylık yardımlar yapılacak. Ayrıca genç çiftlere yönelik 250 bin TL’ye varan faizsiz kredi imkanları da masadaki önemli teşvikler arasında yer alıyor.
#NüfusKrizi #RümeysaKocamanAlp #İşDünyası #TürkiyeEkonomisi #Demografi
GÜNDEM KORİDORU
20 gün önceGÜNDEM KORİDORU
25 gün önceGÜNDEM KORİDORU
27 gün önceGÜNDEM KORİDORU
17 Mart 2026KARİYER
17 Mart 2026GÜNDEM KORİDORU
17 Mart 2026EKONOMİ
17 Mart 2026