DOLAR 44,4792 0.06%
GBP 59,5097 1%
EURO 51,8228 0.71%
ALTIN 6.826,452,31
BIST 12.937,871,15%
BITCOIN 30310500.65245%
ETH 953362.46041%
İstanbul
17°

PARÇALI BULUTLU

ÖZEL HABER
“Türkiye’nin dijitalleşmesinde yeni bir dönem başlıyor”
Türkiye’de orta sınıf küçülüyor mu?

Türkiye’de orta sınıf küçülüyor mu?

01/04/2026 16:05
Türkiye’de orta sınıf küçülüyor mu?

Küreselleşme, hem ülkeler için hem de ülkeler arasında gelir dağılımındaki eşitsizliği artırmıştır. Tüm dünyada 1980’den sonra gelir dağılımı eşitsizliği sürekli bir artış trendine sahiptir. Ancak eşitsizlikteki artış gelişmiş ülkelere kıyasla az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde daha fazladır. Küreselleşme ve kapitalizmle birlikte her işin ağırlıklı olarak piyasa mekanizmasına bırakılması, devletin öncü rolünün azaltılması, özellikle düşük ve orta gelirli gruplar üzerinde olumsuz sonuçlar ortaya çıkarmıştır. Kapitalizm gelir dağılımını sanayileşmiş, gelişmiş ve sömürgeci ülkeler lehine değiştirmiştir. Ticaret hadlerinin giderek gelişmiş ülkeler lehine artıyor olması gelir dağılımının da gelişmişler lehine artmasına neden olmaktadır. Gelir dağılımı eşitsizliği piyasa ekonomisinin işleyişinin kaçınılmaz bir sonucudur. Bir ülkede orta sınıfın güçlenip gelişmesi toplum huzuru, ekonomik ve sosyal istikrar için son derece önemlidir.

Dünya eşitsizlik raporuna göre; (UNDP) Dünya nüfusunun en zengin yüzde onluk kesimi, tüm kişisel servetin dörtte üçüne sahiptir. Gelir konusunda da durum çok farklı değildir; en yüksek gelir dilimindeki yüzde ellilik kesim toplam gelirin yüzde doksandan fazlasını alırken, dünyanın en yoksul yarısı toplam gelirin yüzde onundan daha azını elde etmektedir.

2025 yılında dünyanın en zengin yüzde onluk kesiminin küresel gelirin yüzde 53’ ünü, orta sınıf yüzde kırklık kesimin küresel gelirin yüzde 38’ini, en yoksul yüzde ellilik kesimin ise sadece yüzde 8’ini elde ettiği görülmektedir. Küresel çaptaki bu eşitsizliğin bütün ülkelerde gelir dağılımını gün geçtikçe daha da adaletsiz hale getirdiği ortadadır. Dünyanın kalanına paralel olarak serbest piyasa ekonomisi Türkiye’de de gelir dağılımında önemli değişimlere neden olmaktadır. Diğer ülkelere paralel olarak Türkiye’de de gelir dağılımı düzensiz bir grafik arz etmektedir

Tüm dünyada gelir dağılımı eşitsizliği ölçütlerinden bir tanesi Gini katsayısıdır. Katsayı sıfıra yaklaştıkça gelir dağılım da eşitliği, bire yaklaştıkça gelir dağılımında bozulmayı ifade etmektedir. 2025 yılı itibariyle Türkiye’de Gini katsayısı 0,410 (TÜİK) olarak ölçülmüştür. Türkiye’de Gini katsayısı son on yıllık dönemde (2015-2025) 0,39 ila 0,43 aralığında iniş çıkışlar göstermektedir. 2019 yılında Pandemi öncesinde 0,39 seviyesine kadar düşen Gini katsayısı 2023’te 0,42’ye çıkmış, 2025 yılı itibari ile ise 0,41 seviyesine gelmiştir. Türkiye’de sosyal transferler hariç Gini katsayısı ise 0,47 düzeyindedir. Yani son yıllarda artan sosyal transferler nispi olarak Gini katsayısını aşağıya çekmiştir. Euro Stat verilerine göre ise 27 Avrupa birliği devletinin Gini katsayısı ortalaması 2025 yılı için 0,30 olarak gözükmektedir. Avrupa Birliği ortalamasına göre Türkiye’de Gini katsayısı daha yüksek düzeydedir. Gelir dağılımındaki bozulma tüm dünya ülkeleri için geleceğin en önemli sorunudur. Gelir dağılımı eşitsizliği toplumsal ve psikolojik sorunları da etkilemektedir. Gelir dağılımı eşitsizliği kapitalizmin ana sorunudur. Bu eşitsizlik birçok ülkede toplumsal kırılmaları, kopuşları ve dejenerasyonu da beraberinde getirmektedir.

Gelir dağılımı eşitsizliği gelişmiş ülkeler de dahil tüm dünyayı etkilemektedir. Sadece az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkeler için değil gelişmiş ülkeler içinde gelir dağılımı adaletsizligi toplumsal kırılmalara yol açan bir sorundur. Örneğin Gini katsayısı Türkiye için 0.41 iken, ABD de bu oran 0,40, İngiltere’de 0,36, Çin’de 0,36, Brezilya’da 0,52, Norveç’te ise 0,25 seviyesindedir. Diğer taraftan AB üyesi ülkelerle karşılaştırıldığında Türkiye’de yoksulluk riski altında olan toplam nüfusun yüzdesi çoğu AB ülkesine göre daha düşük düzeydedir.

Gelir dağılımının hesaplandığı diğer yöntem ise toplumdaki en yüksek ve en düşük gelire sahip grupların toplam gelirden aldıkları payların karşılaştırılmasıdır. Toplumun en zengin yüzde 20’lik kesiminin geliri, en yoksul yüzde 20’lik kesiminin gelirine oranlanarak karşılaştırılıp (P80/P20) hesaplanmaktadır. Farkın fazla olması gelir dağılımı eşitsizliğinin yüksek olması anlamına gelmektedir. Diğer taraftan gelir dilimi paylaşımı (P80/ P20) gelir dağılımındaki eşitsizliğin bütün ülkeler için karşılaştırması anlamında önemli bir ölçüttür.

Türkiye’de en düşük geliri sahip ilk yüzde 20’lik dilim toplam gelirin yüzde 6,4’ünü alırken, en yüksek yüzde 20’lik dilim toplam gelirin yüzde 48’ini almaktadır. TÜİK verilerine göre bu durum tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de gelir dağılımı açısından önemli bir yapıyı ortaya koymaktadır. Aslında en yüksek gelirli grubun gelirden aldığı pay son on yıllık dönemde çok yüksek oranda bir değişime uğramamıştır. 2015 de yüzde 47 olan bu pay 2025’te yüzde 48’e yükselmiştir. Toplumun en yüksek gelir elde eden yüzde 20’sinin elde ettiği pay, en düşük gelir elde eden yüzde yirmisinin elde ettiği paya göre yedi kat daha fazla gözükmektedir. Gelir dağılımdaki dengesizliği gidermenin en kritik noktası dar ve orta gelirliler lahine eğitimde fırsat eşitliğinin oluşturulması büyük önem arz etmektedir.

TÜİK rakamları doğrultusunda bütün ülkelerde olduğu gibi Türkiye de ‘de orta sınıf gelir düzeyindekilerin diğerlerine göre biraz daha darıldığı ve bir alt gelir grubuna kısmi geçişler olduğunu söylemek yanıltıcı olmayacaktır. Ancak orta sınıfın son on yıldır gelirden aldığı payda çok büyük değişimler gözlenmemektedir. Başta ücret düzeyleri olmak üzere, enflasyon ve servet dağılımı bu kopuşu hızlandıran unsurlardır. Ancak rakamlara baktığımızda çok büyük kopuşlardan söz etmekte mümkün gözükmemektedir.

En az 10 karakter gerekli