İklim değişikliğinin etkileri, dünya genelinde sıcaklık artışlarının yanı sıra su kaynakları ve su döngüsü üzerindeki baskıyla da kendini gösteriyor. Avrupa’da sıcaklıkların uzun dönem ortalamalarının üzerinde seyretmesi, kuraklık koşullarının yaygınlaşması ve toprak nemindeki düşüş, su güvenliğine ilişkin endişeleri artırıyor.
Avrupa İklim Durumu değerlendirmelerine göre, kıtanın büyük bölümünde sıcaklıklar ortalamaların üzerinde seyrederken, Avrupa’nın yaklaşık yüzde 95’inde ortalamanın üzerinde sıcaklık kaydedildi. 2025 yılı içinde ise Avrupa’nın yüzde 50’den fazlasının kuraklık koşullarından etkilendiği belirtiliyor.
Küresel ısınmanın etkilerinin yoğun hissedildiği Akdeniz Havzası’nda yer alan Türkiye de su stresiyle karşı karşıya. Kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı açısından su stresi yaşayan ülkeler arasında bulunan Türkiye için, mevcut eğilimin devam etmesi halinde su fakiri olma riski gündemde.

Ambalajlı Su Üreticileri Derneği (SUDER) Yönetim Kurulu Başkanı Yaşabey Kalebaşı, suyun yalnızca bir tüketim ürünü değil, stratejik bir yaşam kaynağı olarak değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Kalebaşı, iklim krizinin su kaynakları üzerindeki baskıyı her geçen yıl artırdığını belirterek, şehirlerin dayanıklılığının suyun nasıl yönetildiğiyle doğrudan bağlantılı hale geldiğini ifade etti.
Ambalajlı su sektörünün kaynakların korunması, verimli kullanımın teşvik edilmesi ve suyun güvenli biçimde tüketiciye ulaştırılması konusunda önemli sorumluluk üstlendiğini belirten Kalebaşı, tüketim kaynaklı su kayıplarının da yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Kalebaşı, SUDER üyesi ambalajlı su üreticilerinin yeraltı su kaynaklarını çevreleyen alanların korunmasına yönelik çalışmalar yürüttüğünü belirtti.
Doğal su kaynaklarının sürdürülebilir kullanımı konusunda kamu otoriteleri, üniversiteler ve yerel topluluklarla iş birliklerinin önemine işaret eden Kalebaşı, bu çalışmaların yalnızca doğal kaynakların ve biyoçeşitliliğin korunmasına değil, bölgesel sosyal ve ekonomik gelişime de katkı sağladığını kaydetti.
Kalebaşı, üretim süreçlerinde “sıfır su kaybı” prensibiyle hareket ettiklerini belirterek, ambalajların yüzde 100 geri dönüştürülebilir malzemelerden üretilmesiyle çevresel ayak izinin azaltılmasına yönelik çalışmalar yürütüldüğünü aktardı.
Su kaynaklarının korunmasında yalnızca üretim süreçlerinin değil, tüketim teknolojilerinin de dikkate alınması gerektiği belirtiliyor.
İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesinden Prof. Dr. Meriç Albay’ın gerçekleştirdiği “Ev Tipi Su Arıtma Sistemlerinin Su Kalitesinin Değerlendirilmesi Araştırması”na göre, bazı ev tipi arıtma sistemlerinde 1 litre arıtılmış içme suyu elde etmek için yaklaşık 5 litre ve üzeri su atık olarak ortaya çıkıyor.
Su stresi ve şehirlerin su kaynakları üzerindeki baskının arttığı bir dönemde, bu seviyedeki kaybın önemli bir verimlilik sorunu oluşturduğu değerlendiriliyor.
Kuraklığın artık yalnızca tarımsal üretimi etkileyen dönemsel bir risk olmaktan çıktığı, doğrudan su güvenliğini tehdit eden küresel bir sorun haline geldiği belirtiliyor.
Dünyada son 20 yılda kuraklığın giderek artması, su kaynaklarının korunmasını öncelikli gündemlerden biri haline getirirken, 2040 yılına kadar 5,7 milyar insanın su sıkıntısı yaşayabileceği öngörülüyor.
SUDER Yönetim Kurulu Başkanı Kalebaşı’na göre bu tablo, yer altı ve yer üstü su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimini, su kayıplarının azaltılmasını ve verimli su kullanımını sağlayan uygulamaların yaygınlaştırılmasını zorunlu kılıyor.
Şehirlerin uzun vadeli su güvenliği, kaynakların korunması ve verimli yönetilmesiyle doğrudan bağlantılı bulunuyor. Yer altı su rezervlerindeki azalma ve yüzey sularındaki dalgalanmalar, kentlerin iklim değişikliğine karşı dayanıklılığını da zorluyor.
Avrupa’nın 2025 yılında en kurak üç yıldan birini yaşadığı ve bazı dönemlerde kıtanın yaklaşık üçte birinde şiddetli kuraklık koşullarının görüldüğü belirtiliyor. Bu gelişmeler, su döngüsündeki bozulmanın geçici bir durumdan ziyade yapısal bir eğilime dönüştüğüne işaret ediyor.
Kalebaşı, su stresinin derinleştiği bir dönemde yer altı ve yer üstü su kaynaklarının korunmasının ortak sorumluluk olduğunu belirterek, tarım, sanayi ve diğer tüketim alanlarında verimli su yönetimi uygulamalarının yaygınlaştırılması, su kayıplarının azaltılması ve doğal kaynakların sürdürülebilir şekilde yönetilmesi gerektiğini vurguladı.
GÜNDEM KORİDORU
2 gün önceGÜNDEM KORİDORU
17 gün önceEKONOMİ
19 gün önceALMANYA'DA İŞ DÜNYASI
19 gün önceEKONOMİ
19 gün önceSPOR
19 gün önceEKONOMİ
19 gün önceVeri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.