Avrupa otelcilik pazarında dengeler değişiyor. Uzun yıllar boyunca Avrupa’ya bireysel yatırımlar veya franchise modelleriyle giren Türk turizm sermayesi, artık kurumsal markalar üzerinden, uzun vadeli ve stratejik bir genişleme süreci yaşıyor. Bu dönüşümün öne çıkan iki aktörü ise Elite World Hotels & Resorts ve Green Park. Almanya başta olmak üzere Avrupa’nın büyük şehirlerinde konumlanan yatırımlarıyla dikkat çeken iki marka; şehir otelleri, iş ve MICE odaklı konseptler ile sürdürülebilirlik kriterlerini merkeze alan operasyon yapıları sayesinde Türk turizm markalarının Avrupa’daki algısını yeniden tanımlıyor. Elite World Hotels & Resorts CEO’su Orkun Petekçi ve Green Park CEO’su Sermin Çağdaş, Avrupa pazarında başarıyı getiren stratejik kırılma noktalarını ve bundan sonraki yol haritalarını anlattı.
Türk turizm sektörü, Avrupa’da artık yalnızca destinasyon bazlı değil, marka gücüyle konuşuluyor. Yaklaşık 50 yıllık geçmişiyle Elite World Hotels & Resorts ve şehir otelciliği ile MICE segmentinde uzmanlaşan Green Park, Almanya merkezli büyüme stratejileriyle Türk yatırımcı algısını yeniden tanımlıyor. Elite World Hotels & Resorts CEO’su Orkun Petekçi, markanın Avrupa’daki Türk yatırımcılar nezdindeki konumunu şu sözlerle özetliyor: “Türkiye’den doğmuş, yaklaşık 50 yıllık sektör deneyimine sahip, kurumsal altyapısını kanıtlamış ve yurt dışına ölçeklenebilir bir marka olarak konumlanıyor. Özellikle Avrupa pazarında bizi rakiplerimizden ayıran temel stratejik unsurlar arasında bulunduğumuz destinasyonun yerel dinamikleriyle harmanlanan marka konumlandırmamız, esnek ve çok markalı yatırım modelimiz, güçlü operasyonel ve merkezi destek yapımız geliyor. Buna ek olarak, Türkiye’den gelen yüksek marka bilinirliği ve sadık misafir kitlesi sayesinde yatırımcılar için daha sürdürülebilir getiriler sunan bir iş modeli ortaya koyuyoruz. Bu yaklaşım, Avrupa’daki Türk yatırımcıların Elite World markasına duyduğu güvenin temelini oluşturuyor”

Elite World’ün Avrupa stratejisinde şehir otelleri önceliğini koruyor. Özellikle iş, ticaret ve turizm potansiyeli yüksek Alman şehirleri markanın radarında. “Önceliğimiz her zaman doğru lokasyon, doğru konsept ve doğru yatırımcı eşleşmesi” diyen Petekçi, pazarı yakından izleyerek lifestyle ve uzun konaklama gibi farklı konseptlerde de esnek davranabileceklerinin altını çiziyor. Sürdürülebilirliğe bakış açılarına ilişkin bilgiler de paylaşan Petekçi, “Hizmet standartlarını daha şeffaf ve kişiselleştirilebilir hale getiren süreçler, enerji ve atık yönetimi odaklı sürdürülebilir uygulamalar ve yerel deneyimi öne çıkaran misafir yolculuğu tasarımları hayata geçirdik. Dijitalleşme ile temas noktalarını sadeleştirirken, çevresel etkiyi azaltan uygulamaları operasyonun doğal bir parçası haline getirdik; aynı zamanda servis dilimizi daha deneyim odaklı, ölçülebilir ve tutarlı bir yapıya dönüştürerek Avrupalı misafirlerin kalite, sorumluluk ve otantik deneyim beklentilerine uyum sağladık” diye konuştu.
Benzer bir seçici büyüme yaklaşımı Green Park cephesinde de dikkat çekiyor. Green Park CEO’su Sermin Çağdaş, Avrupa’daki genişlemeyi nicelikten çok marka DNA’sına uygunluk üzerinden değerlendirdiklerini vurgulayarak, “Büyümeyi sayısal genişleme olarak değil, markamızın DNA’sına uygun yatırımlar olarak görüyoruz. Önceliğimiz Almanya’daki marka algımızı sağlam temellere oturtmak.” Çağdaş, Almanya’daki ilk yatırımın ardından Darmstadt’ta ikinci bir otel binasının satın alındığını açıklayarak, Avrupa’da yeni pazarların da radarlarında olduğunu belirtiyor. Sermin Çağdaş’a göre Türk turizm markalarının Avrupa’da güçlenmesinin anahtarı, net ve cesur bir marka dili kurmak: “Herkese hitap ediyoruz gibi bulanık bir konumlandırma yerine; iş oteli mi, lifestyle mı, hangi sınıfta olduğumuzu güçlü bir dille ifade etmeliyiz” diyerek bu alandaki yaklaşımlarına dikkat çekiyor. Çağdaş, Türk olmanın aşırı oryantal ya da klişe Osmanlı vurgularıyla değil; misafirperverlik, esneklik, insan odaklı hizmet ve hızlı problem çözme yeteneği ile anlatılması gerektiğini söylüyor. Green Park markası ise Avrupa iş dünyasında; istikrar, güvenilirlik ve özellikle MICE segmentinde yüksek hizmet standardı algısıyla öne çıkıyor.

Green Park cephesinde ESG kriterleri yatırımın ayrılmaz bir parçası. “Avrupa’da ESG artık isteğe bağlı değil, rekabetçi bir zorunluluk” diyen Sermin Çağdaş, bu alanda erken uyumlanmanın finansman süreçlerinde de önemli avantaj sağladığını belirtiyor. Enerji verimliliği başvurularından banka kredi koşullarına kadar sürecin tamamına hazır girdiklerini söyleyen Çağdaş, Avrupa’daki tedarik ağlarını da büyük ölçüde Avrupa’da ticaret yapan Türk girişimcilerden oluşturarak ekonomik ve kültürel bir sinerji yarattıklarını ifade ediyor.
GÜNDEM KORİDORU
2 gün önceKARİYER
9 gün önceGÜNDEM KORİDORU
10 gün önceEKONOMİ
10 gün önceGÜNDEM KORİDORU
13 gün önceGÜNDEM KORİDORU
15 gün önceGÜNDEM KORİDORU
21 gün önce