Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) yarın açıklayacağı eylül ayı Para Politikası Kurulu (PPK) kararı öncesinde piyasalarda faiz beklentileri şekillenmeye başladı. Ağustos ayında enflasyonun tahminlerin altında gerçekleşmesi ve para politikasında normalleşme adımlarının atılması, faiz indirimi için zemin oluştuğu yorumlarını beraberinde getirdi. Ancak son günlerde petrol fiyatlarında yaşanan sert yükseliş, Merkez Bankası’nın eylül toplantısında faiz indirimine gitme ihtimalini zayıflattı.
Piyasa beklentilerinde ağırlık, politika faizinin yüzde 37 seviyesinde sabit tutulması yönünde. İndirim beklentileri ise özellikle yılın son iki toplantısına, yani ekim ve aralık dönemine yoğunlaşıyor.

TCMB, ocak ayında gerçekleştirdiği 100 baz puanlık faiz indiriminin ardından son dört PPK toplantısında politika faizinde değişikliğe gitmedi. Savaşın başlamasının ardından 1 Mart’ta fonlama faizini yüzde 40 seviyesine yükselten Merkez Bankası, 23 Ağustos’ta haftalık repo ihalelerine yeniden dönerek para politikasında normalleşme sürecini başlattı.
Matriks Haber’in piyasa anketi de eylül ayında politika faizinin yüzde 37’de tutulacağı beklentisini güçlendirdi. Faizin sabit kalması halinde ilk indirimin ne zaman yapılacağına ilişkin tahmin veren 16 ekonomistin medyan beklentisi, ekim ayında politika faizinin yüzde 36 seviyesine çekilmesi yönünde oluştu.
Ankette yılın geri kalanındaki iki toplantı için ise iki faiz indirimi beklentisi öne çıktı. 2026 yıl sonu haftalık repo faizi beklentisi yüzde 35 seviyesinde korunurken, 2027 sonu için medyan beklenti yüzde 26 olarak açıklandı.

Faiz kararında en önemli risklerden biri ise petrol fiyatları olarak öne çıkıyor. Petrolün bu hafta yükseliş eğilimini sürdürmesi, enerji maliyetleri üzerinden enflasyonist baskıların yeniden güçlenebileceği endişesini artırdı.
Piyasa uzmanlarına göre ağustos enflasyonunun beklentilerin altında kalması ve haftalık repo ihalelerine dönüş, eylül ayında faiz indirimi için olumlu sinyaller olarak değerlendiriliyordu. Ancak petrol fiyatlarının 100 dolar seviyesine yaklaşması, Merkez Bankası’nın bu toplantıda risk almak istemeyebileceği beklentisini güçlendirdi.
Bir yabancı piyasa uzmanı, petrol fiyatlarındaki yükselişin daha önce oluşan faiz indirimi beklentilerini değiştirdiğini belirterek TCMB’nin eylül toplantısında politika faizinde değişikliğe gitmemesinin daha olası hale geldiğini ifade etti.
Yerli bir uzman da benzer görüşte. Uzman, eylül ayında faizin yüzde 37’de tutulmasını, ekim ve aralık toplantılarında ise 50 ila 100 baz puan arasında indirimler yapılmasını bekliyor. Bu senaryoda yıl sonunda politika faizinin yüzde 35-36 aralığında oluşabileceği öngörülüyor.
Aynı uzman, eylül ayında yıllık tüketici enflasyonunda baz etkisinin desteğiyle yaklaşık 1 puanlık düşüş yaşanabileceğini, yıl sonu TÜFE beklentisinin ise yüzde 30 civarında olduğunu belirtiyor.

Uluslararası yatırım bankası Morgan Stanley de eylül ayı PPK toplantısında politika faizinin yüzde 37 seviyesinde sabit bırakılacağını öngörüyor.
Kurumun analizine göre faiz indirim sürecinin yılın son çeyreğinde başlaması bekleniyor. Dezenflasyon sürecinin yeniden hız kazanması halinde TCMB’nin temkinli bir indirim döngüsüne geçeceği tahmin ediliyor.
Morgan Stanley, Merkez Bankası’nın yıl sonuna kadar toplam 200 baz puanlık indirim yaparak politika faizini yüzde 35 seviyesine çekebileceğini öngörüyor. Kurum, 2027 sonuna kadar kademeli faiz indirimlerinin sürmesini ve politika faizinin yüzde 27,50 seviyesine kadar gerilemesini bekliyor.

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) Para Politikası Çalışma Grubu ise eylül PPK’sı öncesinde daha temkinli bir yaklaşım ortaya koydu.
Çalışma grubunun değerlendirme notunda, enflasyondaki katılığın sürdüğüne dikkat çekilerek erken bir faiz indiriminin para politikasının itibarını zedeleyebileceği uyarısı yapıldı. Bu nedenle politika faizinin yüzde 37 seviyesinde korunması önerildi.
TEPAV’a göre mevcut koşullar altında 2026 yıl sonu enflasyonunun güncellenen hedefin üzerinde gerçekleşmesi bekleniyor. OVP’de yüzde 21’e yükseltilen 2027 yıl sonu enflasyon hedefine ulaşılmasının da mevcut görünüm altında zor olduğu değerlendiriliyor.
Çalışma grubu ayrıca yıllık enflasyonun son 13 aydır yüzde 30,7 ile yüzde 33,3 arasında sıkıştığına dikkat çekiyor. Enflasyon beklentilerinin yeterince çıpalanamaması, fiyatlama davranışlarındaki katılığı ve enflasyon ataleti riskini artıran unsurlar arasında gösteriliyor.
TEPAV değerlendirmesinde, TCMB’nin son Enflasyon Raporu’nda 2027 yıl sonu enflasyon hedefini değiştirmemesi, buna karşılık Orta Vadeli Program’da hedefin yüzde 21’e yükseltilmesi de para politikasına yönelik güven açısından soru işareti olarak değerlendirildi.
Tüm bu gelişmeler, Merkez Bankası’nın eylül ayında temkinli bir duruş sergileyeceğine işaret ediyor. Piyasanın ana senaryosu, yüzde 37’lik politika faizinin korunması ve enflasyon ile petrol fiyatlarının seyrinin izlenmesinin ardından faiz indirimlerinin yılın son iki toplantısında kademeli biçimde başlaması yönünde.
GÜNDEM KORİDORU
4 gün önceEKONOMİ
7 gün önceALMANYA'DA İŞ DÜNYASI
7 gün önceEKONOMİ
7 gün önceSPOR
7 gün önceEKONOMİ
7 gün önceEMLAK
7 gün önceVeri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.