Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Ahmet Yaşar, açıklanan 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program’a (OVP) ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yaşar, programın Türkiye ekonomisinin önümüzdeki üç yıllık dönemdeki temel politika önceliklerini ve yol haritasını ortaya koyması bakımından önem taşıdığını belirtti.
Dezenflasyon ve sürdürülebilir büyümenin yanı sıra yatırımların, üretimin ve ihracatın desteklenmesi, finansmana erişimin kolaylaştırılması, uzun vadeli tasarrufların artırılması, yeşil ve dijital dönüşüm ile ekonomik güvenlik ve dayanıklılığın güçlendirilmesinin OVP’nin temel politika eksenleri arasında yer almasını önemli bulduklarını ifade eden Yaşar, özellikle “dayanıklılık” kavramının programda güçlü biçimde yer almasının sigorta sektörü açısından kıymetli olduğunu söyledi.
Yaşar, enerji ve su arz güvenliğinden tarımsal dayanıklılığa, stratejik sektörlerden afet risklerine kadar geniş bir risk alanının söz konusu olduğunu belirterek, sigortacılığın risklerin önceden yönetilmesi, ekonomik kayıpların paylaşılması ve kamu maliyesi üzerindeki yükün azaltılması yoluyla ekonomik ve toplumsal dayanıklılığın temel finansal araçlarından biri olduğunu vurguladı.
6 Şubat depremlerinin afet risklerinin ekonomik ve mali boyutunu çarpıcı biçimde ortaya koyduğunu belirten Yaşar, 2023-2026 döneminde, 2026 yılı fiyatlarıyla deprem harcamalarının 5,4 trilyon liraya, yaklaşık 104 milyar dolara ulaşacağının, toplam harcamanın ise yaklaşık 116 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmesinin beklendiğini aktardı. Yaşar, 2027 yılında da yaklaşık 10 milyar dolarlık ilave harcama öngörüldüğünü belirtti.
Bu rakamların afetlerin yalnızca insani ve sosyal sonuçlar doğurmadığını, ülke ekonomisi ve kamu maliyesi açısından da önemli bir risk oluşturduğunu ifade eden Yaşar, afet sonrasında kamu kaynaklarıyla kayıpların telafi edilmesinin yanı sıra afet öncesinde riski azaltan kentsel dönüşüm politikalarının hızlandırılması gerektiğini söyledi.
Kalan riskin daha büyük bölümünün sigorta, reasürans ve sermaye piyasaları aracılığıyla paylaşılması gerektiğini belirten Yaşar, Zorunlu Afet Sigortası’nın kapsamının genişletilmesini de afetlere karşı finansal dayanıklılığın güçlendirilmesinin önemli unsurlarından biri olarak değerlendirdiklerini kaydetti.
OVP’de ihracat sigortalarının daha etkin kullanılmasına yönelik yaklaşımın da önem taşıdığını belirten Yaşar, Türkiye’nin ihracat hedeflerini büyütürken ihracatçıların ticari ve politik risklere karşı korunmasının yeni pazarlara daha güvenli şekilde açılmalarına ve rekabet güçlerinin artırılmasına katkı sağlayacağını ifade etti.
Yaşar, sigorta sektörünün ihracat politikasını tamamlayan tali bir unsur olarak değil, finansmanla birlikte ihracat politikalarının temel araçlarından biri olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Programda banka dışı finansal kuruluşların geliştirilmesi ve finansmana erişimin kolaylaştırılmasına yönelik yaklaşımın finansal sistemin derinleşmesi açısından önemli olduğunu belirten Yaşar, Türkiye’nin büyümesinin ağırlıklı olarak bankacılık sistemi üzerinden finanse edildiği yapıdan daha dengeli bir finansal mimariye geçişi desteklediklerini ifade etti.
Yaşar, sigorta, emeklilik, sermaye piyasaları ve diğer banka dışı finansal kuruluşların daha güçlü rol üstlenmesinin finansal sistemin derinliğini artıracağını belirterek, sigorta ve emeklilik sektörlerinin büyümesinin risklerin finansal sistem içinde daha geniş bir tabana yayılmasına ve uzun vadeli fonların ekonomiye kazandırılmasına katkı sağlayacağını söyledi.
OVP’de uzun vadeli tasarrufların teşvik edilmesine yönelik hedeflerin sigorta ve emeklilik sektörü açısından özel önem taşıdığını belirten Yaşar, hayat sigortaları ve Bireysel Emeklilik Sistemi’nin (BES) büyümesinin yalnızca bireylerin geleceklerini güvence altına almasına değil, Türkiye ekonomisinin ihtiyaç duyduğu uzun vadeli yerli kaynakların oluşmasına ve sermaye piyasalarının derinleşmesine de destek verdiğini ifade etti.
Tasarrufların artırılması ve uzun vadeye yönlendirilmesinin Türkiye’nin yatırımlarını daha güçlü bir yerli finansman tabanıyla destekleyebilmesi açısından stratejik önem taşıdığını belirten Yaşar, bu alandaki gelişmelerin ekonomik yapı üzerinde de olumlu etkiler oluşturacağını kaydetti.
Yeşil ve dijital dönüşümün hızlandırılması hedefini sektör açısından önemli bir fırsat alanı olarak gördüklerini belirten Yaşar, yenilenebilir enerji yatırımlarından enerji verimliliğine, iklim risklerinden yeni teknolojilere ve dijital altyapılara kadar dönüşümün beraberinde yeni riskler getirdiğine dikkat çekti.
Bu risklerin doğru şekilde yönetilmesinde sigorta sektörünün rolünün giderek daha kritik hale geldiğini ifade eden Yaşar, sigortanın yalnızca gerçekleşen risklerin sonuçlarını karşılayan bir mekanizma olmadığını, yatırımların önünü açan, finansmana erişimi destekleyen ve yatırımların sürdürülebilirliğini güvence altına alan stratejik bir araç olduğunu söyledi.
Dezenflasyon sürecinin sigorta sektöründe yeni bir dönemin kapısını açacağına inandıklarını belirten Yaşar, önümüzdeki dönemde enflasyon kaynaklı nominal prim artışından reel büyümeye daha fazla odaklanılması gerektiğini ifade etti.
Yaşar, prim tutarının yanı sıra poliçe ve sigortalı sayısının artırılmasının, finansal gelirlerden sürdürülebilir teknik kârlılığa ve sigorta penetrasyonunun yükseltilmesine kadar birçok alanda yeni hedeflerin öne çıkacağını belirtti.
Türkiye’de sigortacılığın ekonomideki payının artırılması, koruma açığının azaltılması ve daha geniş kesimlerin sigorta güvencesine erişebilmesinin sektörün önümüzdeki dönemdeki temel öncelikleri arasında yer alacağını söyledi.
Sigorta sektörünün OVP’nin sonuçlarından yalnızca yararlanan bir sektör olmadığını belirten Yaşar, programda ortaya konulan hedeflerin gerçekleşmesine doğrudan katkı sağlayabilecek stratejik sektörlerden biri olduklarını vurguladı.
Yaşar, afetlerin kamu maliyesi üzerindeki yükünün azaltılmasından ihracatın güvence altına alınmasına, yatırımların korunmasından uzun vadeli tasarrufların artırılmasına, yeşil dönüşümün desteklenmesinden finansal sistemin derinleşmesine kadar geniş bir alanda sigorta sektörünün önemli sorumluluklar üstlenebileceğini ifade etti.
Türkiye Sigorta Birliği olarak OVP’yi sektör açısından detaylı biçimde değerlendireceklerini belirten Yaşar, programda ortaya konulan hedeflerin sigortacılık, emeklilik ve reasürans sektörlerine olası yansımalarını analiz edeceklerini söyledi.
Yaşar, söz konusu hedeflere sektörün daha güçlü katkı sağlayabilmesi amacıyla oluşturacakları önerileri ilgili kamu kurumları ve paydaşlarla paylaşacaklarını kaydetti.
GÜNDEM KORİDORU
2 gün önceEKONOMİ
5 gün önceALMANYA'DA İŞ DÜNYASI
5 gün önceEKONOMİ
5 gün önceSPOR
5 gün önceEKONOMİ
5 gün önceEMLAK
5 gün önceVeri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.