DOLAR 44,1913 -0.08%
GBP 58,7112 0.26%
EURO 50,7605 0.43%
ALTIN 7.126,08-0,13
BIST 12.933,14-1,22%
BITCOIN 32512272.68588%
ETH 1002387.26527%
İstanbul

PARÇALI BULUTLU

ÖZEL HABER
Savaşın yıkımından doğdu 100 ülkede kadınlara umut oldu
Milyar dolarlık kayıp, tarımda modernleşmeye kaynak olabilir

Milyar dolarlık kayıp, tarımda modernleşmeye kaynak olabilir

GPD Başkanı Alp Önder Özpamukçu’dan çarpıcı "bürokrasi ve sosyal doku" analizi… Türkiye, sadece kayıt dışılık ve israfla tarım desteğinin iki katını çöpe atarken; perakende sektörü "mükerrer analiz" ve "belediye harçları" kıskacında gıda enflasyonunu tetikliyor.

16/03/2026 12:33
Milyar dolarlık kayıp, tarımda modernleşmeye kaynak olabilir

Engin Çağlar

Türkiye’de gıda enflasyonu OECD ortalamasının 8 katına çıkarak zirvedeki yerini korurken, Gıda Perakendecileri Derneği (GPD) Başkanı Alp Önder Özpamukçu, bugüne kadar verilerin gölgesinde kalan çarpıcı bir operasyonel gerçeği dile getirdi. Özpamukçu’nun analizlerine göre Türkiye, sadece tedarik zincirindeki kopukluklar nedeniyle her yıl 23 milyar doları çöpe atmakla kalmıyor, aynı zamanda hantal bürokrasiyle gıda fiyatlarını yapay olarak yükseltiyor. En çarpıcı istatistik, “mükerrer analiz” maliyetleri oldu.

“BİR ALMANYA KADAR TAHLİLİ TEK BİR MARKETİMİZ YAPIYOR”

Özpamukçu, Türkiye’deki denetim ve izlenebilirlik sistemindeki kopukluğun faturasını şu sözlerle ortaya koydu:

“Koca Almanya’nın toplam yıllık tahlil adedi 30 bin civarındayken, Türkiye’de sadece tek bir büyük market zincirimiz yılda 30 bin tahlil yapıyor. Ülke genelinde bu rakam 400 bine ulaşıyor. Üstelik bu tahlilleri yurt dışından dövizle aldığımız makinelerle yapıyoruz. Tedarik zinciri şeffaf olmadığı için herkes aynı analizi tekrar ediyor; bu verimsizlik doğrudan rafa yansıyor.”

“BELEDİYELER VE BORSALAR ENFLASYONUN GÖRÜNMEYEN ‘YAN GİDERLERİ’DİR”

Özpamukçu, kamuoyunun pek bilmediği “yerel yönetim maliyetleri”ne de dikkat çekti. Perakende işletmelerin her şubesinin ayrı ayrı ticaret borsasına kayıt yaptırması ve her belediyenin farklı (katı atık, reklam, ruhsat) bedeller uygulaması, gıda fiyatları üzerinde kontrol edilemez bir maliyet yükü oluşturuyor. Sadece depozito sisteminin sektöre getireceği ilk yatırım yükünün 150 milyon Euro, yıllık işletme maliyetinin ise 60 milyon Euro olduğu hesaplanıyor.

alp önder özpamukçu

“KÖYDEKİ KIZLAR, KÖYDEKİ OĞLANLARLA EVLENMEK İSTEMİYOR”

Meselenin sadece ekonomi değil, bir “sosyolojik çöküş” olduğunu vurgulayan Özpamukçu, çiftçi yaş ortalamasının 59’a yükseldiğini hatırlatarak şu tespiti yaptı:

“Gençler şehirlerde asgari ücretle yaşamayı, köyde üretmeye tercih ediyor. Köydeki kızlarımız, köydeki oğlanlarla evlenmek istemiyor. Gençleri tarımda tutmak için sadece para yetmez; sosyal refahı ve ‘ekonomik gelir yaratan modeli’ köye götürmek zorundayız.”

ÇÖZÜM İÇİN “SÖZLEŞMELİ TARIM SİGORTASI” ÖNERİSİ

İlk kez öne çıkan bir diğer çözüm önerisi ise “Sözleşme Koruma Mekanizması”. Özpamukçu, tarım desteklerinin bütçede kanunen GSYH’nın yüzde 1’i olması gerekirken yüzde 0,25’te kaldığını belirterek; eksik kalan bu yüzde 0,75’lik fonun bir kısmıyla şu modelin kurulabileceğini belirtti:

  • Fiyat Garantisi: Hasat döneminde fiyat sözleşmenin üzerine çıkarsa çiftçiye fark ödenmeli.
  • Alıcı Koruması: Fiyat düşerse alıcının zararı tazmin edilmeli.
  • Sistem Oturtma: Bu mekanizma 2 yıl boyunca devlet desteğiyle sübvanse edilerek fiyat yapıları sisteme oturtulmalı.

İŞTE ACI TABLO:

  • Kişi başı gıda kaybı: Türkiye’de 213 kg (Almanya’da 63 kg).
  • Kayıp faturası: 43 milyar dolar (Gelişmiş ülkelerle fark 23 milyar dolar).
  • Genç çiftçi oranı: Sadece yüzde 5.
  • Tarım desteği: Verilmesi gereken 12 milyar dolar, verilen 3.5 milyar dolar.

Özpamukçu’nun mesajı net: Türkiye, her yıl çöpe attığı 23 milyar doların sadece bir kısmıyla tarımını modernize edebilir ve gıda enflasyonunu kalıcı olarak yenebilir. Ancak bunun için “topyekûn bir strateji planı” ve “uygulamada kararlılık” şart.

tarım kooperatifçiliği

ÖZPAMUKÇU’DAN “KOOPERATİF” UYARISI:

AVRUPA’DA YÜZDE 50, TÜRKİYE’DE SADECE YÜZDE 3!

Gıda Perakendecileri Derneği (GPD) Başkanı Alp Önder Özpamukçu, Türkiye’deki gıda tedarik zincirinin en zayıf halkasına dikkat çekti. Özpamukçu, “Kooperatifçilik modelimiz baştan aşağı yenilenmeli; parçalı topraklarımızı verimli kullanmanın başka yolu yok” dedi.

Gıda enflasyonu ve arz güvenliği tartışmaları devam ederken, Alp Önder Özpamukçu kooperatifçilik sistemindeki devasa uçurumu rakamlarla ortaya koydu. Türkiye’nin tarımsal üretimde Avrupa ile rekabet edebilmesi için “gerçek kooperatifçilik” modeline geçmesinin zorunlu olduğunu vurguladı.

AVRUPA İLE UÇURUM

Tedarik zinciri içerisindeki kooperatif ağırlığını kıyaslayan Özpamukçu, Türkiye’nin bu konuda çok geride kaldığını belirtti:

“Tedarik zinciri ağında Avrupa’da kooperatifler yüzde 40 ila 50 arasında bir ağırlık taşırken, Türkiye’de maalesef yüzde 3’ler, 5’ler mertebesindeyiz. Bu tabloyu kabul etmemiz mümkün değil. Tedarik sistemimizi doğru yapılandırmak istiyorsak bu yapıya baştan dizayn etmeliyiz. Ticari şirketlerdeki yeni esaslar gibi kooperatifçiliğin esasları ve denetim mekanizmaları güçlü bir şekilde kurgulanmalı ve bu kurgular desteklenmeli.

“PARÇALI TOPRAKLAR İÇİN TEK ÇÖZÜM ORTAK KULLANIM”

Türkiye’deki tarım arazilerinin küçük ve bölünmüş olmasının verimliliği düşürdüğünü ifade eden Özpamukçu, çözüm yolunu şu sözlerle tarif etti:

“Mutlaka parçalı topraklarımız var. Bu toprakların kooperatifler vasıtasıyla ortak ve verimli bir şekilde kullanılması lazım. Güçlü bir yapı kurmak zorundayız. O yüzden kooperatifçilik modelimizin baştan aşağı bir yenilenmeye ihtiyacı var.”

PROFESYONEL YÖNETİM VE TEKNOLOJİ DESTEĞİ ŞART

Özpamukçu, mevcut 15 bin kooperatifin çoğunun işlevsiz olduğuna dikkat çekerek; çözümün anonim şirketler gibi profesyonel yönetilen, denetlenen ve ekipmanı ortak kullanan “yeni nesil kooperatifçilik”ten geçtiğini vurguladı. Özpamukçu, bu modelin sadece üretimi değil, genç çiftçinin ekonomik refahını da doğrudan etkileyeceğini belirtti.

 

 

En az 10 karakter gerekli