Dün keyifli bir basın toplantısında dinledim bu hikâyeyi. Bir yanda, soğuk gerçekler (pandemi, kapanan işletmeler, ekonomik zorluklar), diğer yanda sımsıcak bir inanç ve yatırım ateşi. Akpolat ailesi, 35 yıllık narenciye ihracatçısı kimliklerinden sıyrılıp, şimdi de Adana’nın kent dokusuna kök salmak için oradaydı. Onlara eşlik eden, sektörün duayenlerinden ECE Türkiye’ydi. Mesele, basit bir “al-sat” değil; derin bir “dönüştür ve yaşat” felsefesiydi aslında.

Artık sıfırdan AVM dikme çağının kapandığını söyleyen ECE Türkiye Genel Müdürü – Alışveriş Merkezleri ve Yatırımcıları Derneği Başkanı Nuri Şapkacı, yeni trendin doğru lokasyondaki mevcut yapıları akıllıca dönüştürmek olduğunu ifade etti
Türkiye’nin tarım, sanayi ve ticaretle öne çıkan kadim şehri Adana, son yıllarda yatırım ve demografik büyüklük açısından önemli bir ivme yakalamış olsa da, özellikle modern perakende ve yaşam alanları konusunda beklenen seviyenin altında kalmıştı. ECE Türkiye Genel Müdürü Semet Yolaç Canlıel’in de vurguladığı gibi, kent; nüfusu, çevre illerle kurduğu güçlü bağ ve artan yatırım hareketliliğine rağmen, “modern ve deneyim odaklı alışveriş merkezi arzı açısından Türkiye ortalamalarının altında” bir konumda. Bu durum, aslında doğru kurgulanmış, bölgeyi anlayan nitelikli projeler için geniş bir fırsat penceresi anlamına geliyor.
İşte tam da bu tespitten yola çıkan ECE Türkiye, Adapalm projesini planlarken Adana’nın sosyodemografik yapısını, günlük yaşam ritmini ve gelecek potansiyelini detaylı bir şekilde masaya yatırdı. Ortaya çıkan sonuç, sadece bir alışveriş merkezi değil, kenti bölgesel bir cazibe merkezine dönüştürmeyi hedefleyen kapsamlı bir “buluşma noktası” vizyonu oldu.
Canlıel’in ifadeleriyle, Adapalm AVM; “Küresel trendleri yerele taşıyan, nitelikli ve çeşitli marka karmasıyla bölgeye ilkleri getiren” bir kimliğe bürünecek. Proje, güçlü bir eğlence ve gastronomi arzıyla fark yaratacak, ferah sosyalleşme alanlarıyla da misafirlerine günün her saati konforlu ve keyifli zaman geçirebilecekleri bir mekân sunacak. “Markaların en yeni konseptleriyle bölge ile buluşacak olmaları” ise proje sahiplerini olduğu kadar, Adana’nın dinamik nüfusunu da heyecanlandıran bir gelişme.
İlk bakışta, yatırımın mantığı rakamlarda gizli: Adana’da kişi başına düşen perakende alanı sadece 93 metrekare. Bu, Türkiye ortalamasının neredeyse yarısı, İstanbul’un ise üçte biri. Yani Adana, “doymamış” bir pazar. Ancak Sinan ve Seda Akpolat çiftinin gördüğü, bu kuru istatistiklerin çok ötesindeydi. Onlar, Çukurova’nın bereketli toprakları gibi genç ve dinamik nüfusunu, köklü ticaret kültürünü, Güneydoğu, İç Anadolu ve Akdeniz’in kesişim noktası olan jeostratejik gücünü gördüler ve attıkları adımla eski havalimanı arazisi artık bir “ölü nokta” değil, yepyeni bir “çekim merkezi” olacaktı.
Projenin en çarpıcı parçası, kuşkusuz 8 bin metrekarelik Hupalupa anlaşması. Bu, sadece bir eğlence merkezi değil; bir sosyolojik beyan. Seda Hanım’ın samimi itirafıyla, “Artık Adanalı da kebap yemekten, aynı destinasyonlarda dolaşmaktan sıkılmış vaziyette.” İşte Adapalm, bu sıkılmayı, bu “İstanbul’a Hupalupa’ya tura gitme” mecburiyetini tersine çevirmeyi hedefliyor. AVM artık “alışveriş yapılan yer” olmaktan çıkıp, “gençlerin buluştuğu, ailelerin tüm gün kalabildiği, turistin uğramak istediği bir deneyim platformu”na dönüşüyor. Gastronomiden sanata, eğlenceden sosyalleşmeye uzanan bir yaşam kurgusu var ortada yani.
Proje, 65 bin metrekare kiralanabilir alanı ve 200’ün üzerinde mağazasının yanı sıra doğrudan ve dolaylı olarak yaklaşık 2 bin kişiye sağlayacağı istihdamla da öne çıkıyor.
ECE Türkiye Genel Müdürü ve Alışveriş Merkezleri ve Yatırımcıları Derneği Başkanı Nuri Şapkacı’nın altını çizdiği nokta, tüm sektör için geçerli bir ders niteliğinde: “Artık sıfırdan, topraktan AVM dikme çağı kapandı. Yeni trend, doğru lokasyondaki mevcut yapıları akıllıca dönüştürmek.”
Adapalm da bu felsefenin mükemmel bir örneği. Finansmanın zor, kaynakların kıt olduğu bir dönemde, boş bir kabuğu alıp içini yeni nesil bir yaşam hayaliyle doldurmak hem sürdürülebilir hem de cesur bir hamle. Mersin’deki “Yeni Palm City” projesi de bu stratejinin ikiz kanadını oluşturuyor. Akpolat ailesi, Adana ve Mersin’i birbirini tamamlayan iki güç merkezi haline getirmeyi vizyon edinmiş.
Köşeyi dönmek için değil, köşe başına bir değer katmak için yapılan yatırımlar kalıcı olur. Adapalm projesi, bana bunu düşündürdü. Yatırımcıların “bütçe açıklamıyoruz” diyerek korumaya çalıştıkları, rakamlardan ziyade projenin ruhuydu önemli olan. Adana gibi gururlu, kendi kültürünü yaratan bir kente, “sushi de yesin, Hupalupa’da da eğlensin, ama aynı zamanda kent meydanı gibi de sosyalleşsin” diyerek yaklaşmak… Bu, kenti küçümsemeden, ona yeni ve eksik olduğu bir değeri, saygıyla sunmanın yoludur.
Adapalm, bir şehrin göz ardı edilen bir ihtiyacını görerek, onu bir strateji ve inovasyon fırsatına dönüştürmenin güzel bir örneği. Adana, uzun süredir beklediği bu nitelikli yaşam ve alışveriş deneyimine kavuşurken, ECE Türkiye de kentlerin dokusunu doğru okumanın ve onlara kalıcı değer katmanın modelini bir kez daha hayata geçiriyor.
Kasım ayında kapılarını açtığında, Adapalm’ın başarısı, yalnızca doluluk oranlarıyla değil, Adana’nın sosyal hayatına nefes olup olmadığıyla ölçülecek. Şimdilik, eski bir heyelanın yerinde yükselen bu yeni “yaşam vahası”nı, umutla ve merakla takip etmek düşüyor hepimize.
GÜNDEM KORİDORU
2 gün önceGÜNDEM KORİDORU
6 gün önceGÜNDEM KORİDORU
12 gün önceEKONOMİ
22 gün önceGÜNDEM KORİDORU
22 gün önceGÜNDEM KORİDORU
27 gün önceGÜNDEM KORİDORU
22 Ocak 2026