Kayıptan kaçınma, insanların yatırım ve girişimcilik kararlarında düşündüğümüzden daha belirleyici bir rol oynayabiliyor. Davranışsal ekonomi alanındaki araştırmalar, insanların aynı miktardaki kazanç ve kaybı psikolojik açıdan eşit şekilde değerlendirmediğini gösteriyor.
Psikologlar Daniel Kahneman ve Amos Tversky tarafından geliştirilen ve davranışsal ekonominin temel çalışmalarından biri kabul edilen Beklenti Teorisi (Prospect Theory), insanların risk ve belirsizlik karşısındaki karar mekanizmalarını ele alıyor.
Teoriye göre insanlar, aynı büyüklükteki kazanç ve kayıplara farklı tepkiler verebiliyor. Örneğin 100 TL kaybetmenin yarattığı psikolojik etkinin, 100 TL kazanmanın oluşturduğu olumlu duygudan yaklaşık iki kat daha güçlü hissedildiği belirtiliyor.
Bu durum, davranışsal ekonomi literatüründe “kayıptan kaçınma” (loss aversion) olarak tanımlanıyor. Yaklaşık yarım yüzyıldır farklı araştırmalara konu olan bu eğilim; yatırım kararlarından tüketici davranışlarına, pazarlamadan girişimciliğe kadar pek çok alanda insan davranışlarını açıklamak için kullanılıyor.

Kayıptan kaçınma eğilimi, insanların bazı durumlarda ekonomik açıdan rasyonel olmayan kararlar vermesine yol açabiliyor.
Zarar eden bir hisse senedinin değerinin yeniden yükseleceği düşüncesiyle satılmaması bunun örneklerinden biri olarak gösteriliyor. Benzer şekilde kullanılmayan bir spor salonu üyeliğinin daha önce ödenen ücret nedeniyle iptal edilmemesi ya da beklentileri karşılamayan bir etkinliğin, ödenen para ve harcanan zaman gerekçe gösterilerek sonuna kadar takip edilmesi de aynı psikolojik mekanizmayla ilişkilendiriliyor.
İnsan zihni, yaşanan kaybı kabul etmek yerine kaybı telafi etmeye yönelik kararlar verebiliyor. Bu durum ise geçmişte yapılan harcamaların veya yatırımların, gelecekte alınacak kararlar üzerinde gereğinden fazla etkili olmasına neden olabiliyor.
Kayıptan kaçınma psikolojisinin etkileri girişimcilik dünyasında daha büyük finansal sonuçlar doğurabiliyor.
Girişimciler, mevcut konumlarını kaybetme endişesiyle şirketlerinin büyümesini sağlayabilecek yatırımları erteleyebiliyor. Bunun tersi bir durumda ise zarar etmeye başlayan bir yatırımda kayıpları telafi etme düşüncesiyle normal koşullarda tercih edilmeyecek kadar yüksek riskler alınabiliyor.
Bu nedenle şirketlerin geleceğini belirleyen yatırım kararlarında yalnızca bilançolar, gelir tabloları ve finansal göstergeler etkili olmuyor. Karar vericilerin risk algısı, belirsizliğe yaklaşımı ve kaybetme korkusu da sürecin önemli unsurları arasında yer alıyor.
Özellikle yüksek tutarlı yatırımlarda geçmişte yapılan harcamaların gelecekteki kararları etkilemesi, işletmeler açısından risk oluşturabiliyor. Davranışsal ekonomi yaklaşımı ise kararların yalnızca ekonomik veriler üzerinden değil, insan psikolojisinin etkileri dikkate alınarak da değerlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor.,

İş ve yatırım dünyasında karar alma süreçlerinde duyguların etkisi uzun süredir tartışılıyor. Yatırımcı Warren Buffett, yatırımcıların kararlarında kendi duygularının oluşturabileceği risklere çeşitli açıklamalarında dikkat çekerken, Amazon’un kurucusu Jeff Bezos da belirsizlik ortamında karar almak için tüm bilgilerin elde edilmesini beklemenin zaman kaybına yol açabileceği görüşünü dile getiriyor.
Bezos’un karar alma yaklaşımına ilişkin aktarılan, “Kararlarınızı yüzde 70 bilgiyle alın. Yüzde 90’ını beklerseniz büyük ihtimalle çok geç kalırsınız” ifadesi, belirsizlik karşısında karar süreçlerinin gereğinden fazla ertelenmemesi gerektiği yaklaşımını ortaya koyuyor.
Bu bakış açısına göre, karar almak için bütün risklerin ortadan kalkmasını beklemek, özellikle hızlı değişen iş dünyasında fırsatların kaçırılmasına neden olabiliyor. Öte yandan kayıpları telafi etme isteğiyle aşırı risk almak da şirketler ve yatırımcılar açısından farklı sonuçlar doğurabiliyor.
İstanbul Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa’nın teknokenti Entertech İstanbul Teknokent, girişimcilerin karar alma süreçlerini daha bilinçli ve rasyonel bir zeminde yürütmelerine katkı sağlamak amacıyla MentorTech Programı’nı hayata geçirdi.
Firmaların ihtiyaçlarına özel olarak yapılandırılan programla girişimcilerin iş modellerini geliştirmelerinin yanı sıra karar alma süreçlerinde karşılaşabilecekleri bilişsel tuzakları fark etmelerine destek olunması amaçlanıyor.
Program kapsamında girişimcilerin deneyimli mentörlerin rehberliğinde kaybetme korkusu yerine veri, analiz ve uzun vadeli stratejileri dikkate alarak hareket etmeleri hedefleniyor.
Firmaların ihtiyaçlarının analiz edilmesinin ardından girişimciler uygun mentörlerle eşleştiriliyor. Belirlenen hedefler doğrultusunda ilerleyen süreçte şirketlerin gelişiminin ölçülebilir şekilde takip edilmesi planlanıyor.
MentorTech Programı ile girişimcilerin yatırım ve büyüme kararlarını değerlendirirken psikolojik faktörlerin olası etkilerini daha iyi analiz edebilmesi hedefleniyor. Böylece kayıptan kaçınma gibi bilişsel eğilimlerin fark edilerek iş kararlarında veri ve analiz temelli bir yaklaşımın güçlendirilmesi amaçlanıyor.
EKONOMİ
19 saat önceEKONOMİ
10 gün önceGÜNDEM KORİDORU
16 gün önceGÜNDEM KORİDORU
16 gün önceGÜNDEM KORİDORU
17 Temmuz 2026GÜNDEM KORİDORU
17 Temmuz 2026GÜNDEM KORİDORU
17 Temmuz 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.