Orta Doğu kaynaklı sıcak çatışmaların yarattığı arz kesintileri, yenilenebilir enerjiye dönüşümü hızlandırırken; Geliştirilmiş Jeotermal Sistemler (EGS), fosil yakıtsız bir geleceğin en güçlü alternatifi olarak öne çıkıyor. Stanford Üniversitesi’nin araştırmasına göre EGS teknolojisi, temiz enerjiye geçişteki dev altyapı ihtiyaçlarını azaltarak enerji maliyetlerini yüzde 60 oranında düşürebilir.
Petrol ve doğal gaz çıkarmak için geliştirilen sondaj teknolojilerinin uyarlandığı Geliştirilmiş Jeotermal Sistemler (EGS), enerji sektöründe yepyeni bir dönemin kapılarını aralıyor. Başta ABD olmak üzere yüksek jeotermal potansiyeli olan ülkelerde hızla yaygınlaşan EGS teknolojisi hakkında değerlendirmelerde bulunan Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, bu sistemin geleneksel yöntemlerden farkını anlattı.
Kındap, “Bu teknoloji geleneksel jeotermal santrallerin aksine, yerin yaklaşık sekiz kilometre altına kadar inilerek çatlak kayalara sıvı enjekte edilmesi ve ısınan sıvının elektrik üretimi için tekrar yeryüzüne pompalanması esasına dayanıyor” dedi. Kındap ayrıca, bu sistem sayesinde jeotermal enerji ile diğer yenilenebilir enerji kaynaklarının ihtiyaç duyduğu depolama, güçlü iletim ve dağıtım sistemi zorunluluğunun ortadan kalkacağını vurguladı.
Ali Kındap, dünyanın önde gelen araştırma kurumlarından Stanford Üniversitesi tarafından Nisan ayında yayımlanan bilimsel çalışmanın sonuçlarını da paylaştı. Bu çalışmaya göre EGS teknolojisi, temiz enerjiye geçiş sürecinde gereken dev altyapı ihtiyacını önemli ölçüde azaltarak elektrik fiyatlarını rekabetçi seviyelerde tutabiliyor ve hava kirliliğini ortadan kaldırıyor.
Araştırma, temiz ve yenilenebilir enerjinin maliyetleri ciddi şekilde düşürdüğünü gösteriyor. Mevcut fosil yakıt kullanımı senaryosuna kıyasla, yıllık enerji maliyetleri yaklaşık yüzde 60 oranında azalıyor. Hava kirliliğine bağlı hastalıklar ve deniz seviyesinin yükselmesi gibi sağlık ve iklim maliyetleri de hesaba katıldığında, toplam toplumsal maliyetlerdeki düşüş yüzde 90’ı buluyor.

EGS teknolojisinin rüzgâr, güneş ve batarya altyapısına duyulan ihtiyacı ciddi oranda azalttığını belirten Kındap, şu istatistikleri paylaştı:
Dünya genelinde yapay zekâ teknolojilerindeki hızlı gelişim, veri merkezlerinin enerji ihtiyacını da devasa boyutlara taşıdı. EGS’nin kesintisiz elektrik sağlama yeteneğinin, bu merkezlerin artan talebini sürdürülebilir şekilde karşılamak için kritik bir çözüm sunduğunu ifade eden Ali Kındap, maliyetlerin teknolojinin yaygınlaşması önünde şu an için geçici bir engel oluşturduğunu belirtti. Kındap, sondaj hızlarındaki teknolojik iyileşmeler sayesinde 2035 yılına kadar fiyatların önemli ölçüde düşmesinin beklendiğini kaydetti.

Türkiye’nin jeotermal enerjide dünyanın en yüksek potansiyeline sahip ülkelerinden biri olduğunu hatırlatan JED Başkanı Kındap, “Ülkemiz bugüne kadar enerji teknolojileri geliştirme çalışmalarında arzu edilen seviyenin çok gerisinde kaldı. EGS teknolojilerinin geliştirilmesinde proaktif olarak yer almalıyız” çağrısında bulundu.
#JeotermalEnerji #EGSTeknolojisi #YenilenebilirEnerji #TemizEnerji #EnerjiDönüşümü #JED
EKONOMİ
23 gün önceEKONOMİ
31 Mayıs 2026GÜNDEM KORİDORU
31 Mayıs 2026GÜNDEM KORİDORU
31 Mayıs 2026GÜNDEM KORİDORU
31 Mayıs 2026EKONOMİ
31 Mayıs 2026EKONOMİ
31 Mayıs 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.