Muhasebecilerin 1980’lerin sonlarında bilgisayar kullanmaya başladığı sırada bir hikâye duymuştum. Takıntılı bir muhasebeci, mekanik hesap makineleri ilk çıktığında, patronunun zoruyla bu makineyi kullanmaya başlamış ama hesapları doğru yapabileceğine inanmamış. Bu nedenle işlemlerin sağlamasını kalem kâğıtla hesaplayarak yapmış. Yıllarca her hesaplamasını doğruladığı Facit’e tam güvenmeye başladığı sırada piyasaya elektronik hesap makineleri çıkmış. Tahmin edebileceğiniz gibi elektronik hesap makinesinin sağlamasını da Facit ile yapmaya başlamış. Bu hikâyeyi bana anlatan arkadaşım, “Bilgisayarla yapılan muhasebenin sağlamasını nasıl yapardı acaba?” demişti.
Ana fikri insanların yeni teknolojiye karşı duyduğu güvensizlik ve alışkanlıklarına bağlılığı olsa da hikâyenin bir katmanı daha var. Muhasebede teknoloji sürekli değişti ama muhasebeciler hep var oldu. Genellersek, teknoloji sürekli gelişti ama o teknolojik aletleri kullananlar hep vardı.
Peki, yapay zekâ ile insana gerek kalmayabilir mi? Yani hikâyemizdeki takıntılı muhasebeciye artık gerek kalmayabilir mi? O muhasebecinin teknolojiye olan güvensizliğinin nedenlerinden biri de makinelerin kendisinin yerini alabileceğine dair korkusu olabilir mi?
Yapay zekâ ile bu konuda yaptığım görüş alışverişini şöyle özetleyebilirim: Hikâye teknoloji değişirken insanın rolünün nasıl evrildiğini gösterirken şu soruyu sorduruyor: “Yapay zekâ gerçekten insanı gereksiz hale getirebilir mi?” Tarih boyunca teknoloji insanların işini yok etmekten çok değiştirdi.
Örneğin muhasebede birkaç büyük teknolojik sıçrama yaşadı: Önce mekanik sonra elektronik hesap makineleri, bilgisayarlar ve son olarak yapay zekâ kullanılmaya başladı. Ama muhasebeciler ortadan kaybolmadı. Önceki teknolojiler daha çok hesaplama hızını artırıyordu. Yapay zekâ ise ilk defa belge okuma ve rapor yazma gibi bilişsel işleri de yapabiliyor. Bu yüzden endişe daha güçlü.
Yine de yapay zekâ, bilişsel süreçlerin bağlamını tam olarak anlamakta hâlâ sınırlı. Örneğin muhasebe süreçlerindeki risk değerlendirmesi, etik kararlar, vergi stratejisi, şirket içi bağlam ve hukuki sorumluluk insan muhakemesi gerektiriyor.
Yani o takıntılı muhasebeci sadece hesap yapan biri değil. O, doğrulayan, sorumluluk alan, hata riskini yöneten, güven üreten biri. Makine hesap yapabilir. Ama yapılan hesapların ve bu hesapların değerlendirilmesiyle alınan kararlar sonucunda bir şirketin iflasının sorumluluğunu kim üstlenir? Gerekiyorsa mahkemede kim yargılanır? Ne yazılım, ne yapay zekâ, ne de bunların yazılımcısı… Verileri değerlendirerek karar veren ve imza atan insan…
Bugün bile finans dünyasında, denetçi, mali müşavir ve CFO rolleri tam da bu yüzden var. Peki, insan tamamen gereksiz olabilir mi? Teorik olarak bazı alanlarda evet…
Özellikle, veri girişi, basit muhasebe kayıtları ve standart raporlar büyük ölçüde otomatikleşebilir. Ama üst seviyelerde; yorumlama, strateji oluşturma, sorumluluk alma hâlâ insan merkezli durumda…
Takıntılı muhasebecinin teknolojiye olan güvensizliğinin bir nedeninin de işinin elinden alınacağına dair korkusu olması ihtimaline gelince… Yeni teknolojiye güvensizlik bazen gerçekten, “Ben gereksiz hale gelir miyim?” korkusuyla bağlantılıdır. Ama ilginç olan şu, tarih boyunca teknolojiye direnenler değil, onu kullananlar hayatta kaldı. Facit kullanan muhasebeciler yok olmadı ama döneminde Facit kullanmayı reddeden bir muhasebeci düşünülemez bile…
Bu yüzden bugün en gerçekçi senaryo şu: Yapay zekâ insanın yerini almayacak ama yapay zekâ kullanan insanlar,
GÜNDEM KORİDORU
14 gün önceGÜNDEM KORİDORU
02 Nisan 2026GÜNDEM KORİDORU
02 Nisan 2026GÜNDEM KORİDORU
02 Nisan 2026GÜNDEM KORİDORU
02 Nisan 2026KARİYER
02 Nisan 2026GÜNDEM KORİDORU
02 Nisan 2026