Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunu en temel haliyle nasıl tanımlarsınız?
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB); dikkatsizlik, hiperaktivite ve dürtüsellik belirtileriyle seyreden, çocukluk çağında en sık görülen psikiyatrik bozukluklardan biridir. DEHB’yi yalnızca çocukluk dönemine özgü bir sorun olarak değil, nörogelişimsel bir farklılık olarak değerlendirmek gerekir; çünkü çoğu vakada yaşam boyu devam eden bir seyir gösterir. Dünya genelinde DEHB’nin görülme sıklığı ortalama yüzde 5 civarındayken, ülkemizde yapılan çalışmalar bu oranın yüzde 8 ile yüzde 13 arasında değiştiğini göstermektedir. Bu veriler, DEHB’nin Türkiye’de dünya ortalamasının oldukça üzerinde görüldüğüne işaret etmektedir.
DEHB’nin çocuk ve ergenlerdeki başlıca belirtileri nelerdir?
DEHB’nin çekirdek belirtilerine baktığımızda üç ana başlık öne çıkmaktadır. Dikkatsizlik, bireyin odaklanmakta zorlanması, dikkat süresinin kısa olması ve çevresel uyaranlarla dikkatin kolayca dağılması şeklinde kendini gösterir. Bu çocuklarda ve gençlerde unutkanlık, dağınıklık, işleri planlama ve organize etmede güçlük sık görülür. Zaman zaman gerekli olmayan alanlara örneğin bilgisayar oyunlarına aşırı odaklanma da dikkat çekicidir. Hiperaktivite, yerinde duramama, sürekli hareket halin[1]de olma ve “motor takılmış gibi” kıpır kıpır olma haliyle tanımlanır. Aşırı konuşma bu tabloya sıklıkla eşlik eder. Dürtüsellik ise düşünmeden harekete geçme, acelecilik, sıra beklemekte zorlanma ve söz kesme gibi davranışlarla kendini gösterir. Bu durum, bireyin hem sosyal ilişkilerini hem de akademik ve günlük yaşam işlevselliğini olumsuz yönde etkileyebilir.
DEHB’nin belirtileri, çocuğun yaşına ve gelişim dönemine göre farklı şekillerde ortaya çıkabilmektedir. Okul öncesi dönemde dikkatsizlik ve aşırı hareketliliğe; öfke nöbetleri, karşı gelme davranışları, akran ilişkilerinde zorlanma ve zaman zaman konuşma gecikmeleri eşlik edebilir. Bu çocuklar kreş ve anaokulu ortamında uzun süre oturmakta zorlanır, grup etkinliklerine uyum sağlayamaz ve daha hareketli, tehlikeye açık oyunları tercih ederler. Sık düşme, yaralanma ve kaza riski bu dönemde daha yüksektir.
Okul çağında DEHB genellikle daha belirgin hale gelir. Dikkatini sürdürme, yönergeleri takip etme ve sınıf düzenine uyum sağlama konusundaki güçlükler akademik başarıyı olumsuz etkiler. Bu çocuklarda okul başarısında düşüş, sosyal ilişkilerde zorlanma ve aile içi çatışmalar daha sık görülür. Zamanla akademik ve sosyal sorunlara eşlik eden ek psikiyatrik sorunlar da tabloya eklenebilir.
Ergenlik döneminde ise hiperaktivite belirgin biçimde azalırken, dikkat sorunları ve iç huzursuzluk ön plana çıkar. DEHB’li ergenlerde okuldan kaçma, öğrenme güçlükleri, düşük benlik algısı, sosyal ilişkilerde bozulma ve riskli davranışlara yönelim daha sık izlenir. Zaman yönetimi ve sorumlulukları erteleme bu dönemin en önemli zorlukları arasındadır.

Türkiye Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Günay Budagova
DEHB’nin risk faktörleri nelerdir?
DEHB, psikiyatrinin en çok araştırılan alanlardan biri olmasına rağmen nedenleri hâlâ tam olarak aydınlatılamamıştır. Güncel bilimsel veriler; genetik, nörolojik ve çevresel etkenlerin birlikte rol oynadığını göstermektedir. Bu faktörler arasında genetik yatkınlık en güçlü belirleyicidir. Yapılan çalışmalar, DEHB’nin oluşumunda genetik etkenlerin yaklaşık yüzde 70–80 oranında etkili olduğunu ortaya koymaktadır. Ailede DEHB öyküsü bulunması, çocukta DEHB görülme riskini belirgin şekilde artırmaktadır. Genetik yatkınlığın yanı sıra beyin gelişimiyle ilişkili yapısal farklılıklar da risk faktörleri arasında yer almaktadır. DEHB’li bireylerde, normal gelişim gösteren bireylere kıyasla toplam beyin hacminde hafif düzeyde farklılıklar saptanmıştır.
Doğum öncesi, doğum sırası ve doğum sonrası etkenler de DEHB riskini artırabilmektedir. Erken doğum, çok düşük doğum ağırlığı, doğum sırasında oksijen yetersizliği, zor doğumlar ve gebelikte geçirilen bazı enfeksiyonlar bu riskler arasında sayılabilir. Özellikle hamilelik döneminde annenin sigara ve alkol kullanımı, DEHB açısından en önemli çevresel risk faktörleri arasındadır. Bunun yanında anne-babada yoğun stres ve kaygı, düşük sosyoekonomik koşullar, erken çocukluk döneminde ihmal ve olumsuz çevresel koşullar da çocuğun beyin gelişimini etkileyerek DEHB belirtilerinin ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilmektedir.
Dehb’nin teşhisi nasıl konulur?
DEHB tanısı, laboratuvar testi ya da tek bir ölçümle değil; detaylı klinik değerlendirme sonucunda konan bir tanıdır. Polikliniğe başvuran her çocuk ve ergende, psikiyatrik değerlendirmenin bir parçası olarak DEHB mutlaka taranmalıdır. Tanı sürecinin temelini; çocuk ve ailesinden alınan ayrıntılı öykü ile yapılan psikiyatrik muayene oluşturur.
Değerlendirme yalnızca aileyle sınırlı kalmaz; okuldan, öğretmenlerden ve sosyal çevreden alınan bilgiler tanı açısından büyük önem taşır. Belirtilerin ne zaman başladığı, hangi ortamlarda ortaya çıktığı, ne kadar süredir devam ettiği ve çocuğun akademik, sosyal ve duygusal işlevselliğini ne ölçüde etkilediği ayrıntılı olarak ele alınır. DEHB tanısı için belirtilerin 12 yaşından önce başlamış olması, en az iki farklı ortamda görülmesi ve işlevselliği bozacak düzeyde olması gerekir.
Tanı sürecinde semptomların şiddetini ve akademik etkilerini değerlendirmek amacıyla ebeveyn ve öğretmenler tarafından doldurulan ölçekler sıklıkla kullanılır. Çocuk ya da ergenle birebir görüşme ise tanı koymaktan çok, genel bilişsel ve psikiyatrik durumu değerlendirmek açısından önemlidir. Nöropsikolojik testler, DEHB tanısında rutin olarak kullanılan yöntemler değildir. Ancak öğrenme güçlüğü, bilişsel gelişim geriliği ya da belirgin akademik başarısızlık söz konusuysa, tanı sürecine destekleyici olarak bu testlerden yararlanılabilir.
DEHB erişkinlik yaşında da devam eder mi?
DEHB çocukluk döneminde başlayan ve olguların yüzde 60-80 oranında ergenliğe ve yüzde 40-60 oranında erişkinliğe kadar süregiden nörogelişimsel bir bozukluktur. Çocukluk döneminde DEHB tanısı konulmuş olguların erişkin hayatına kadar uzanan izlem çalışmalarının sonuçlarına bakıldığında; bu bireylerin DEHB yanında önemli ruhsal, sosyal ve akademik sorunlarla karşılaşma riskleri olduğu görülmektedir. Her yaş grubunda DEHB’li bireylerin DEHB olmayanlara göre kaza sonrası yaralanma riski daha fazla taşıdıkları, kişilerarası ilişkilerde sorun yaşadıkları, kapasitelerinin altında başarı gösterdikleri ve benlik saygısında azalma/disfori/depresyon riski taşıdıkları gösterilmiştir.
Peki DEHB’li bireylerin güçlü yanları var mıdır ve bunlar nelerdir?
Son yıllarda yapılan bazı çalışmalar DEHB’nin aslında bozukluktan ziyade, beynin farklı bir çalışma şekli (nöroçeşitlilik) olduğunu göstermiştir. Bu bireylerde yüksek enerji, hiperodak, benzersiz (farklı) düşünme ve sorun çözme becerileri, aşırı merak ve sürekli deneyime açık olmak ve denemekten keyif almak gibi semptomların zamanında keşfedilerek doğru alana yönlendirilmesi düşündüğümüzün aksine üretkenliğe, yaratıcılığa, otantikliğe ve ruhsal anlamda daha empatik ve daha dayanıklı bireye dönüşmelerini sağlamaktadır.
KARİYER
12 saat önceGÜNDEM KORİDORU
23 saat önceEKONOMİ
24 saat önceGÜNDEM KORİDORU
4 gün önceGÜNDEM KORİDORU
6 gün önceGÜNDEM KORİDORU
12 gün önceGÜNDEM KORİDORU
15 gün önce