Türkiye’nin Antalya’da ev sahipliği yapacağı COP31 öncesinde, enerji dönüşümünün finansmanı ve yatırımların devreye alınma hızı sektörün öncelikleri arasında yer aldı. Rüzgâr ve güneşte 2035’e kadar 120 GW kurulu güce ulaşmayı hedefleyen Türkiye’nin enerji dönüşümü için nükleer dahil yaklaşık 200 milyar dolarlık yatırım öngörüldü. ARI-ES Enerji Kurucusu ve Genel Müdürü Ebru Arıcı, bu hedeflere ulaşılması için üretim, şebeke, depolama ve izin süreçlerinin birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın paylaştığı 2035 yol haritası kapsamında, iletim ve dağıtım altyapısında da yaklaşık 80 milyar dolarlık yatırım ihtiyacı öne çıktı. Arıcı, COP31’in bu ölçekteki dönüşümü uluslararası yatırımcılarla buluşturmak açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirtti.
ENERJİ DÖNÜŞÜMÜNDE UYGULAMA ÖNE ÇIKACAK
Önceki kararların hayata geçirilmesine odaklanan bir “Uygulama COP’u” olarak kurgulanan COP31’in Eylem Gündemi’ndeki 10 öncelik alanından biri, “Temiz Enerji Dönüşümü ve Elektrifikasyon” olarak belirlendi.
Bu gündemin Türkiye’nin enerji sektöründeki ihtiyaçlarıyla örtüştüğüne dikkat çeken Arıcı, yeni üretim kapasitesinin ancak güçlü altyapı ve finansmanla desteklenmesi halinde hedeflenen etkiyi yaratacağını söyledi.
“COP31’de dünyanın tartışacağı başlıkların önemli bir bölümü bugün bizim enerji sektörümüzün de gündeminde. Yeni kapasiteyi sisteme kazandırırken şebeke, depolama ve finansman tarafını da aynı hızda geliştirmek zorundayız. Türkiye’nin burada ortaya koyacağı uygulama kapasitesi, enerji dönüşümündeki konumunu da belirleyecek.”
HER YIL 8-9 GW YENİ KAPASİTE GEREKİYOR
Türkiye’nin rüzgâr ve güneşte 120 GW hedefine ulaşabilmesi için her yıl ortalama 8-9 GW yeni kapasitenin devreye alınması gerektiği belirtildi. Arıcı, bu büyümenin izin, mühendislik, finansman ve şebeke bağlantısı süreçlerinin eş güdüm içinde yürütülmesini gerektirdiğini ifade etti.
“Önümüzdeki dönemde yalnızca ne kadar kapasite tahsis edildiğine değil, bunun ne kadarının yatırıma dönüştüğüne ve hangi sürede üretime geçtiğine bakmamız gerekiyor. Bu hıza ulaşmak, yatırım zincirinin bütün halkalarının aynı anda çalışmasına bağlı.”

ARI-ES Enerji Kurucusu ve Genel Müdürü Ebru Arıcı
YATIRIMLARI HIZLANDIRACAK ANA PLAN ÖNERİSİ
Projelerin sahada karşılaştığı başlıca darboğazlar arasında izin süreçleri ve arazi kullanım çakışmalarının bulunduğunu belirten Arıcı, Ulusal Enerji Altyapısı Ana Planı hazırlanmasını önerdi.
“Yenilenebilir enerji projelerinde süreyi çoğu zaman mühendislik değil, izinler belirliyor. ÇED, imar, kamulaştırma ve kurum görüşlerinin birbirini beklemeden paralel yürütülmesi, bu süreyi ciddi ölçüde kısaltır. Bunun ötesinde, ülkenin tüm enerji kaynaklarını, büyüme hedeflerini ve bunları taşıyacak şebekeyi tek bir çerçevede ortaya koyan, üst ölçekli bir Ulusal Enerji Altyapısı Ana Planı’na ihtiyacımız var.”
Rüzgâr ve güneş yatırımlarına uygun alanların önceden belirlenmesinin yatırımcı açısından öngörülebilirliği artıracağını söyleyen Arıcı, değerlendirmesini şöyle sürdürdü.
“Rüzgâr ve güneş için uygun alanlar, maden, orman, tarım ve koruma alanlarıyla çakışmaları önceden çözülerek bu planla belirlenirse, yatırımcı sahaya çıkmadan o alanın hazır olduğunu bilir; hem yerli hem yabancı sermaye çok daha hızlı harekete geçer.”
YENİLENEBİLİR ENERJİ EKONOMİK DAYANIKLILIĞI GÜÇLENDİRECEK
Arıcı, yenilenebilir enerji yatırımlarının emisyon azaltımının yanında arz güvenliği ve enerji ithalatı açısından da değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
“Rüzgâr ve güneşte atılan her yeni yatırım adımı yalnızca emisyon azaltımı açısından değerlendirilmemeli. Yerli ve yenilenebilir kaynakların sistemdeki payı büyüdükçe enerji arz güvenliğimiz güçleniyor, ithalata bağımlılığımız azalıyor. Enerji dönüşümünü aynı zamanda Türkiye’nin ekonomik dayanıklılığını güçlendirecek bir yatırım programı olarak görmeliyiz.”

ULUSLARARASI YATIRIMCILARA ORTAKLIK ÇAĞRISI
Paylaşılan verilere göre, yenilenebilir kaynakların Türkiye’nin toplam kurulu gücündeki payı yüzde 62’ye ulaştı. Güneş enerjisinde 2014’te 40 MW olan kurulu güç yaklaşık 28 GW’a, rüzgâr enerjisinde ise 2005’te 19 MW olan kapasite 15,5 GW’a yükseldi.
Bu gelişimin yeni yatırımlar için güçlü bir referans oluşturduğunu ifade eden Arıcı, yabancı yatırımcıları Türkiye’nin enerji dönüşümüne katılmaya davet etti.
“Türkiye’nin yenilenebilir enerjide geçmişte yürüdüğü yol son derece kıymetli ve geleceğe dair de net bir fikir veriyor. Özel sektör eliyle istikrarla büyüyen bu pazar, bugün yatırımcı için güvenilir bir adres. COP31 vesilesiyle yabancı yatırımcıları da Türkiye’nin enerji dönüşümüne ortak olmaya davet ediyoruz.”
ARI-ES’in depolama, hibrit santraller ve şebeke altyapısıyla şekillenen yeni dönemde de yer aldığını belirten Arıcı, COP31’de verilecek mesajın yatırım kapasitesine dayanması gerektiğini söyledi.
“Türkiye’nin rüzgâr ve güneş potansiyelini, mühendislik birikimini ve proje geliştirme kabiliyetini yatırım hızıyla desteklememiz gerekiyor. COP31 sürecinde verebileceğimiz en güçlü mesaj, Türkiye’nin yalnızca rüzgâr ve güneş potansiyeliyle değil, bu potansiyeli hızla yatırıma dönüştürme kapasitesiyle de öne çıktığını göstermektir.”
GÜNDEM KORİDORU
3 gün önceGÜNDEM KORİDORU
17 gün önceEKONOMİ
20 gün önceALMANYA'DA İŞ DÜNYASI
20 gün önceEKONOMİ
20 gün önceSPOR
20 gün önceEKONOMİ
20 gün önceVeri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.