Küresel ticarette 2. Merkantilizm döneminin ağırlık kazandığı ve stratejik otonominin önceliklendirildiği bir konjonktürde, Avrupa Birliği kendi sanayi yol haritasını “Made in Europe” kavramıyla yeniden çiziyor. ABD’nin yerli üretimi kayıran düzenlemelerine karşı Brüksel’in geliştirdiği bu yeni refleks, Türk iş dünyası için hem riskleri hem de büyük fırsatları barındırıyor. Prof. Dr. Kerem Alkin, Türkiye’nin bu yeni dönemde “kaliteli üretici” kimliğinden “vazgeçilmez çözüm ortağı” kimliğine evrilmesi gerektiğini ifade ederek, ihracatçılarımız için kritik bir yol haritası sundu.
Prof. Dr. Kerem Alkin, 2021-2024 yılları arasındaki OECD büyükelçiliği dönemindeki gözlemlerine dayanarak, AB’nin “Made in Europe” yaklaşımının arkasında yatan temel motivasyonu açıkladı. ABD’nin “Enflasyonu Düşürme Yasası” (IRA) ile başlattığı korumacı sürece AB’nin kendi stratejik otonomisiyle yanıt verdiğini belirten Alkin, “Made in Europe bir dışlama projesi değil, tedarik zinciri kırılganlıklarını azaltma çabasıdır. Türk sanayicisi bu kavramı bir tehdit olarak okumamalıdır. Türkiye zaten fiilen bu ekosistemin bir parçasıdır” dedi.
Türk iş dünyası temsilcilerine ve STK’larına (TOBB, TİM, MÜSİAD, TÜSİAD) önemli bir iletişim stratejisi öneren Alkin, Brüksel nezdinde ve Avrupa medyasında kurulacak dilin “savunmacı” olmaması gerektiğinin altını çizdi. Alkin, “Mesajımız şu olmalıdır: Türkiye, Avrupa’nın stratejik otonomisini zayıflatan değil, aksine güçlendiren bir üretim ortağıdır. ‘Alternatif’ değil, ‘entegral parça’ söylemi benimsenmelidir” ifadelerini kullandı.
Avrupalı alıcıların artık fiyatın ötesinde regülasyon uyumu, karbon ayak izi ve tedarik güvenliğine odaklandığını belirten Prof. Dr. Alkin, Türk iş insanlarının rakiplerinden ayrışması için masaya koyması gereken 5 somut argümanı sıraladı:
Gümrük Birliği sayesinde tam mevzuat uyumu.
Nearshoring (yakın tedarik) avantajıyla kısa teslim süreleri.
Esnek ve kriz anlarında kanıtlanmış üretim kapasitesi.
Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) ve yeşil dönüşüm yatırımları.
Avrupa standartlarında ESG raporlaması ve ortak Ar-Ge projeleri.
Sadece “kaliteli üretim” söyleminin günümüz dünyasında yeterli olmadığını vurgulayan Alkin, Türkiye’nin kurumsal anlatısını “Avrupa üretim ağının güvenilir çözüm ortağı” kimliği üzerine inşa etmesi gerektiğini söyledi. Alkin, süreci şu sözlerle özetledi: “Mesele yalnızca mal üretmek değil; Avrupa’nın stratejik kapasitesine katkı sağlamaktır. ‘Made in Europe’ etiketi hukuki bir zorunluluk olabilir; ancak ‘Produced with Türkiye’ (Türkiye ile birlikte üretildi) kavramı stratejik ortaklığın en güçlü ifadesi olacaktır.”
GÜNDEM KORİDORU
3 gün önceGÜNDEM KORİDORU
8 gün önceGÜNDEM KORİDORU
10 gün önceGÜNDEM KORİDORU
17 gün önceKARİYER
24 gün önceGÜNDEM KORİDORU
25 gün önceEKONOMİ
25 gün önce