Türkiye ile Fas arasında yürürlükte bulunan Serbest Ticaret Anlaşması’nın (STA) mevcut durumu ve iş dünyasına sunduğu fırsatlara ilişkin değerlendirmelerde bulunan DEİK Türkiye–Fas İş Konseyi Başkanı Zeynep Bodur Okyay, anlaşmanın son 18 yılda iki ülke arasındaki ticaret hacmini önemli ölçüde artırdığına dikkat çekti. Bu noktada Okyay, STA’nın oluşturduğu çerçeveyi şu sözlerle değerlendirdi: “Türkiye–Fas Serbest Ticaret Anlaşması, son 18 yılda ticaret hacmimizi 5 milyar dolar seviyesine taşıyan temel çerçeve oldu. Anlaşma her iki ülkede üretilen sanayi ürünleri için önemli bir pazar açılımı sağlıyor.”

DEİK Türkiye–Fas İş Konseyi Başkanı Zeynep Bodur Okyay
Son dönemde Fas tarafının sanayi ve ticaret dengesine yönelik beklentilerinin gündeme geldiğini ifade eden Okyay, bu sürecin Türk iş dünyası açısından nasıl ele alınması gerektiğini de değerlendirdi. Okyay, konuya ilişkin olarak şunları söyledi: “Bugün Fas’ın sanayi tarafında yeni bir ‘denge ayarı’ talebi ile karşı karşıyayız. Fas’ın ticaret açığına yönelik hassasiyetini ciddiye alıyor, Türk sanayicisinin de yatırım iştahını koruyan, öngörülebilir iş ve yatırım ortamı sunulmasını arzuluyoruz.” Rekabet dengesinin sağlıklı bir zeminde kurulmasının önemine dikkat çeken Okyay, yerel üretim ve teşvik mekanizmalarına ilişkin beklentilerini ise şu ifadelerle aktardı: “Rekabet dengesinde temel beklentimiz; yerel üretimi cezalandırmayan, tam tersine ortak yatırımları teşvik eden bir yaklaşım. Gümrük uygulamalarında dijitalleşme, menşe kurallarının sadeleşmesi, denetim süreçlerinin şeffaf ve hızlı işlemesi iş dünyası için kritik.”
Türkiye ve Fas arasındaki ticaret ve yatırım ilişkilerinin daha ileri bir aşamaya taşınması gerektiğini vurgulayan Okyay, iki ülke iş dünyası arasında son dönemde yürütülen temaslara da dikkat çekti. Bu çerçevede Okyay, şunları kaydetti: “İki ülke arasındaki ticaret ve yatırım politikalarını, iş dünyasını kısıtlayan değil, ortak yatırım iştahını büyüten bir çerçeve olarak kurgulamalıyız. Ticaret Bakanlıklarımızın himayelerinde son 18 aydır Fas ve Türkiye iş dünyası olarak gerçekleştirdiğimiz iş ve yatırım buluşmalarında önemli gelişmeler kaydettik.” Fas’ın son yıllarda sanayi ve üretim altyapısında önemli bir dönüşüm yaşadığını belirten Okyay, Türk şirketleri açısından öne çıkan yatırım alanlarını da değerlendirdi. Okyay, Fas’ın sunduğu fırsatları şu sözlerle anlattı: “Fas bugün otomotiv, yenilenebilir enerji, lojistik ve tekstilde bölgesel üretim üssü hâline gelmiş durumda. Özellikle Fas’taki spesifik serbest bölgeler, Türkiye’de üretim deneyimi olan şirketler için son derece cazip bir platform sunuyor.” Türk şirketleri açısından en hızlı geri dönüş beklenen alanlara değinen Okyay, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türk şirketleri açısından en hızlı geri dönüşü otomotiv yan sanayi, elektrik–elektronik, beyaz eşya bileşenleri, inşaat malzemeleri, gıda işleme ve ambalaj çözümlerinde görüyoruz. Fas’ın AB’ye yakınlığı, serbest ticaret ağları ve yatırım teşvik sistemi, üretimin bir kısmını Fas’a taşıyıp Avrupa, Amerika ve Afrika pazarlarına daha çevik erişim kurma imkânı veriyor.” Önümüzdeki dönemde Fas’ta büyük organizasyonlara hazırlık kapsamında yatırımların hız kazanacağını belirten Okyay, bu sürecin Türk firmaları için yeni fırsatlar yaratacağını da vurguladı: “2030 Dünya Kupası ve 2025 Afrika Kupası hazırlıklarıyla birlikte altyapı, ulaşım, şehircilik, sağlık ve turizm yatırımlarında ciddi bir ivmelenme bekleniyor.”

Sanayi iş birliklerinin yapısına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Okyay, klasik ihracat anlayışının ötesine geçilmesi gerektiğini ifade etti. Bu yaklaşımı şu sözlerle dile getirdi: “Biz Türkiye–Fas hattında en verimli sanayi iş birliği modelini klasik ihracat ilişkisi yerine ortak üretim ve ortak yatırımda görüyoruz. Türkiye’nin ölçek ekonomisi, mühendislik yetkinliği ve tedarik zinciri yönetimi; Fas’ın lojistik avantajı ve yatırım ortamı ile birleştiğinde güçlü bir sanayi mimarisi ortaya çıkıyor.” Bu çerçevede üzerinde çalışılan sektörlere değinen Okyay, şu bilgileri paylaştı: “Otomotiv yan sanayi, tekstil–hazır giyim, seramik ve yapı malzemeleri, gıda işleme, lojistik ve depolama gibi alanlarda ortak kümelenme ve eşleştirme programları üzerinde çalışıyoruz.” Yenilenebilir enerji alanındaki iş birliği potansiyeline de dikkat çeken Okyay, Fas’ın bu alandaki hedeflerini hatırlatarak Türk şirketlerinin rolünü şöyle anlattı: “Fas, 2030’a kadar kurulu elektrik kapasitesinin en az yüzde 52’sini yenilenebilir kaynaklardan elde etmeyi hedefleyen iddialı bir ülke. Türkiye’de hem mühendislik hem de ekipman üretimi tarafında ciddi birikim var.”

Türkiye’nin Afrika açılımında Fas’ın rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Okyay, ülkenin bölgesel merkez potansiyelini şu sözlerle özetledi: “Fas hem Kuzey hem Batı Afrika’ya erişimde doğal bir merkez konumunda. Fas’ın geniş serbest ticaret ağları ve siyasi istikrarı, Türk şirketleri için güvenilir bir sıçrama tahtası oluşturuyor.” Fas İş Konseyi olarak izleyecekleri yol haritasına da değinen Okyay, sözlerini şöyle tamamladı: “Yol haritamız; Türk firmalarının Fas’ta bölgesel merkez kurmasını teşvik eden sektör bazlı eşleştirme programları, Batı Afrika’ya dönük ortak ticaret ve yatırım heyetleri ile finansmana erişim ve yerel ortaklık yapıları konusunda bilgi paylaşımını sistematik hâle getirmek üzerine kurulu Amacımız, Türk şirketlerinin Afrika’daki varlığını “tekil projeler” düzeyinden çıkarıp, Fas üzerinden sürdürülebilir, çok ülkeyi kapsayan bir bölgesel stratejiye dönüştürmek.”
GÜNDEM KORİDORU
11 saat önceGÜNDEM KORİDORU
3 gün önceGÜNDEM KORİDORU
6 gün önceGÜNDEM KORİDORU
13 gün önceEKONOMİ
23 gün önceGÜNDEM KORİDORU
23 gün önceGÜNDEM KORİDORU
28 gün önce