DOLAR 44,0692 0%
GBP 59,1194 -0.02%
EURO 51,1437 -0.17%
ALTIN 7.232,00-0,95
BIST 12.702,00-0,71%
BITCOIN 30417472.80438%
ETH 893994.34744%
İstanbul

AZ BULUTLU

ÖZEL HABER
İstanbul için yeni bir altın çağ mı başlıyor?
AB’nin yeni rotası “Ticari çeşitlilik”

AB’nin yeni rotası “Ticari çeşitlilik”

ABD Başkanı Trump’ın gümrük tarifeleri ve Grönland çıkışıyla derinleşen Transatlantik gerilimi, Avrupa Birliği’ni stratejik bir yol ayrımına getirdi. Uzmanlar, AB’nin ABD ve Çin kıskacından kurtulmak için MERCOSUR’dan Hindistan’a uzanan geniş bir yelpazede "bağımsız ekonomik yapı" inşa etmeye çalıştığını vurguluyor.

26/01/2026 10:00
AB’nin yeni rotası “Ticari çeşitlilik”

Küresel ticaretin iki dev gücü ABD ve Çin arasındaki rekabet, Avrupa Birliği’nin (AB) ekonomik savunma mekanizmalarını harekete geçirdi. ABD Başkanı Donald Trump’ın göreve gelmesiyle birlikte uygulamaya koyduğu yüksek gümrük tarifeleri ve Grönland üzerindeki diplomatik ısrarı, Avrupa başkentlerinde “ekonomik egemenlik” tartışmalarını alevlendirdi. Brüksel, Washington’ın korumacı duvarlarına karşı rotayı alternatif pazarlara ve pragmatik Çin ilişkilerine kırıyor.

“DENGE POLİTİKASI VE BAĞIMSIZ EKONOMİ”

Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Rahmi İncekara, AB’nin ticaret stratejilerinde vites yükselttiğini belirtti. İncekara, “AB, ticari ilişkilerini çeşitlendirme stratejisine hız verdi ve ABD-Çin rekabetinde denge politikası izleyerek kendi ticaret alanını genişletmeye yöneldi,” diyerek birliğin yeni dönem stratejisinin şifrelerini verdi.

İncekara’ya göre, Trump yönetiminin gümrük tarifelerini bir dış politika silahı olarak kullanması; özellikle otomotiv, alüminyum, çelik ve yeşil teknoloji sektörlerinde Transatlantik ilişkilerini kopma noktasına getirdi. Bu durumun bir yansıması olarak AB; Meksika, Endonezya ve Singapur ile anlaşmalar imzalarken, 25 yıldır bekleyen MERCOSUR serbest ticaret anlaşmasını hayata geçirerek Güney Amerika pazarında kritik bir mevzi kazandı.

GRÖNLAND VE TEKNOLOJİ EGEMENLİĞİ

Gerilimin bir diğer sacayağını ise Grönland meselesi oluşturuyor. Trump’ın bölgeyi lojistik ve güvenlik gerekçeleriyle “satın alma” isteği, Avrupa’da büyük bir dirençle karşılandı. Belçika Başbakanı Bart De Wever’in, “Avrupa kendi teknolojik platformlarını kurmazsa Trump bizimle oynamaya devam eder” çıkışı, birliğin teknolojik bağımsızlık arzusunu perçinledi. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise Davos’ta yaptığı açıklamayla, kilit sektörlerde Çin yatırımlarına kapı aralayarak Washington’a net bir mesaj verdi.

ÇİN İLE PRAGMATİK YAKINLAŞMA

ABD’nin engellediği Çin mallarının Avrupa pazarına kaymasıyla, AB içinde Çin ürünlerinin payı belirgin şekilde arttı. Dr. Rahmi İncekara’nın paylaştığı verilere göre:

  • Kasım 2024 – Kasım 2025 döneminde AB’de Çin mallarının payı yaklaşık yüzde 15 arttı.

  • İtalya gibi bazı üye ülkelerde bu oran yüzde 25’i aşarak ithalatın dörtte birine ulaştı.

  • Almanya, 27 üye ülke arasında Çin’e en fazla ihracat yapan ülke konumunu koruyor.

ÇOK KUTUPLU TİCARET VİZYONU

AB, 400 milyonu aşan tüketici kapasitesi ve dünyanın en büyük tek pazarı olma avantajını kullanarak, ABD ve Çin etkisinden arınmış “rafine” bir ekonomik yapı kurmayı hedefliyor. Hindistan ile yeniden canlandırılan müzakereler ve gelişmekte olan ekonomilerle kurulan yeni köprüler, Avrupa’nın küresel ticaret savaşlarında sadece bir “cephe” değil, kendi oyununu kuran bir “oyun kurucu” olma kararlılığını gösteriyor.

En az 10 karakter gerekli