Günlük yaşamda ne giyileceğinden hangi restoranda yemek yenileceğine kadar pek çok küçük kararı artık yapay zekâya bırakan bir kullanıcı profili oluşuyor. Bu eğilimin artması, insanların üzerinden büyük bir yükü alırken aynı zamanda da düşünmeyi ve bilişsel kapasiteyi etkilen önemli bir unsur olarak karşımıza çıkıyor. Öyle ki toplumumuzda şu an yapay zekâ ile tanışma oranı, Kuantum Araştırma’nın son yaptığı ölçüme göre; yüzde 57,6. Bu oran gençlerde yüzde 70’in üzerine çıkıyor. Yapay zekânın toplumda kullanım alanlarına baktığımızda ise, yüzde 41,3‘lük bir kesim yapay zekayı kişisel amaçlı, yüzde 39,4’lük bir kesim iş amaçlı olarak, yüzde 27,5’lük bir kesim ise eğitim amaçlı kullanıyor.
TOBB Türkiye Yazılım Meclis Başkanı , yapay zekânın günlük kararlardan stratejik süreçlere kadar hayatın merkezine yerleştiğini belirterek, “Asıl risk, kararların yapay zekâya devredilmesi. Doğru çerçevede kullanıldığında ise insanı güçlendiren en önemli karar destek aracı” dedi.
Kuantum Araştırma & Qmindlab Kurucusu ve Yapay Zekâ Politikaları Derneği Başkan Yardımcısı Volkan Kılıç, toplumda karar verme süreçlerinin hızla otomasyona devredildiğini belirterek şu şekilde uyarırken, “İkinci beynin devreye girmesi, birinci beyni tembelliğe sürüklüyor. Uzun vadede bilişsel tembellik kaçınılmaz.”
TRAI Kurucusu Halil Aksu ise, “Teknolojiden, varoluşsal olarak korkanlar her zaman olmuştur. Matbaa icat edildiğinde, buhar makinesi keşfedildiğinde, elektrik şebekesi kurulduğunda bu korkular her zaman oluşmuştur. Ama tarihin bize farklı bir senaryo yaşattığı bu teknolojilerin her biri medeniyetimizi geliştirdi” diyerek farklı bir bakış açısı ortaya koydu.

İnsanların son dönemde arama motoru yerine günlük kararlarını bile yapay zekâya sorması tartışmaları beraberinde getirdi. TOBB Türkiye Yazılım Meclis Başkanı Ertan Barut, bu dönüşümün insan zihni üzerindeki etkisini şöyle özetledi: “Günlük ve basit kararları bile sorgulamadan yapay zekâya teslim etmek, zamanla zihinsel kaslarımızı zayıflatabilir. Dijital konfor alanı farkında olmadan bilişsel erozyona dönüşebilir.”
Bununla birlikte yapay zekânın doğru kullanıldığında tam tersi bir etki oluşturabileceğine dikkat çeken Barut, “Alternatifleri kıyaslamak, senaryoları simüle etmek ve kör noktaları fark etmek için yapay zekâdan destek alan kullanıcı aslında zihinsel çabasını artırır. Temel ayrım şu: Yapay zekâ karar verici olursa risk başlar; karar destek rolünde kaldıkça insanı güçlendirir” dedi.
Değişen kullanıcı alışkanlıklarının yazılım sektörünü ve dijital ekonomiyi doğrudan etkilediğini belirten Barut, üç temel dönüşüm olduğunu söyledi:
Barut, yerli modellerin bu süreçte kritik bir rol üstleneceğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Bugün Kumru gibi yerli modellere daha fazla ihtiyaç var. Bu sadece teknolojik değil, ülke ölçeğinde stratejik bir duruş.”
VNGRS tarafından geliştirilen 7,4 milyar parametreli yerli büyük dil modeli Kumru’yu “ekosistem için stratejik bir adım” olarak tanımlayan Barut, modelin avantajlarını şu üç başlıkta topladı:
Barut, geleceğin karar mekanizmalarında doğru rol paylaşımının hayati olacağını belirterek riskli ve güvenli alanları şöyle ayırdı:
ERTAN BARUT: “İNSAN DEĞERLERİ HEDEFİ BELİRLER; YAPAY ZEKÂ SEÇENEKLERİ ÜRETİR; NİHAİ İMZA VE SORUMLULUK İNSANDA KALIR.”

Kullanıcıların davranış örüntülerini inceleyen Kuantum Araştırma, yapay zekânın özellikle genç kuşaklarda ciddi bir dönüşüm ortaya koyduğunu tespit ediyor. Kuantum Araştırma & Qmindlab Kurucusu ve Yapay Zekâ Politikaları Derneği Başkan Yardımcısı Volkan Kılıç, bu yönelimin toplumu iki ayrı yola sürüklediğine dikkat çekerek, bunların bilişsel tembellik riski ve daha stratejik düşünmeye odaklanan yeni bir zihin modeli olduğunu vurguluyor.
Volkan Kılıç, yaptıkları analizlerde, karar verme süreçlerinin giderek otomatikleştiğini belirterek şu çarpıcı değerlendirmeyi yaptı; “Ülkemizde yapay zekâ artık bir ‘ikinci beyin’ olarak devrede. Bu da birinci beynin çalışmasının ve gelişmesinin önüne geçen bir unsur. İkinci beynin devreye girmesi birinci beyni tembelliğe sürüklüyor ve uzun vadede toplumda bilişsel tembelliğe yol açıyor.”
Kuantum Araştırma’nın son ölçümü, Türkiye’nin yapay zekâ kullanımında dünya ortalamasının çok üzerinde olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye’de yapay zekâ ile tanışma oranı yüzde 57,6 iken bu oran dünyada yalnızca yüzde 16 seviyesinde. Gençlerde ise kullanım oranı yüzde 70’in üzerine çıkıyor.
Kullanım amacında ise tablo şöyle:
Yapay zekâyı hayatının her alanına entegre eden “Bilişsel Sinerjistler” adı verilen özel bir kullanıcı grubu da bulunuyor. Bu kesimin oranının yüzde 6,2 olduğunu söyleyen Kılıç, bu grubun, yapay zekâyı artık sadece bir araç olarak değil, bir yaşam kültürü olarak gördüğünü söylüyor.
Kuantum Araştırma’nın verileri, yapay zekâ destekli öneri sistemlerinin ciddi bir etki gücüne sahip olduğunu gösteriyor. Kılıç, kullanıcı profiline ilişkin ise şöyle konuşuyor;
Bu da toplam kullanıcıların yaklaşık yüzde 21’inde algoritmaların karar üzerinde anlamlı ve doğrudan bir etkisi olduğunu ortaya koyuyor.
Yapay zekânın günlük kararlardan iş süreçlerine kadar her alanda devreye girdiğini hatırlatan Kılıç, bu durumun iki yönlü bir sonuç doğurduğunu belirterek, “Toplum aynı anda hem bilişsel zayıflama riskini hem de karar kalitesinin artması fırsatını yaşayacak” dedi.
Volkan Kılıç, tehdit unsurunu azaltmanın yolunun, düşünmeyi yapay zekâya devretmemekten geçtiğini de sözlerine ekleyerek, “Yapay zekânın açtığı zamanı kişisel gelişim ve zihinsel aktiviteler için değerlendirmek gerekir. Birinci beynin aktif tutulması, ikinci beynin tembelleştirici etkisini hafifletir” diye konuştu.
Yapay zekânın hız, verimlilik ve maliyet avantajı sağladığını kabul eden Volkan Kılıç, buna rağmen insanın rolünün vazgeçilmez olduğunu vurguluyor.
Araştırma sonuçlarına göre:
Kılıç bu verilerin, yönetimsel sezginin ve insan faktörünün önemini ortadan kaldırmadığına da dikkat çekerek, “İnsana özgü duygusal zekâ, sezgi ve duygu durumu yapay zekâda henüz yok. Duygu temelli kararlar, çatışma yönetimi ve etik değerlendirmelerde insan belirleyici olmaya devam edecek. Yapay zekâyı insanı devreden çıkarmak için değil, insanın karar kalitesini güçlendirmek için konumlandırmak gerekiyor” diyor.
VOLKAN KILIÇ: “YAPAY ZEKÂYI İNSANI DEVREDEN ÇIKARMAK İÇİN DEĞİL, İNSANIN KARAR KALİTESİNİ GÜÇLENDİRMEK İÇİN KONUMLANDIRMAK GEREKİYOR.”

Türkiye Yapay Zekâ İnisiyatifi (TRAI) Kurucusu Halil Aksu ise, yapay zekânın bireysel karar mekanizmalarını devre dışı bırakmadığını, aksine tarih boyunca her teknolojik sıçramada olduğu gibi insan kapasitesini büyütme potansiyeli taşıdığını vurguladı.
Aksu, bugün yapay zekâya yöneltilen “zihinsel tembellik” eleştirilerinin yeni olmadığını; insanlık tarihinin her büyük buluşunda da benzer kaygılar yaşandığını dile getirerek, “Hesap makinesi çıktığında dört işlem yapamayacağımızdan korkuldu. Hafızası olan telefonlar çıktığında en yakınlarımızın numaralarını hatırlayamayacağımız söylendi. Matbaa, buhar makinesi, elektrik… Hepsinde aynı korkular vardı. Ama her biri medeniyetimizi geliştirdi” dedi.
TRAI’nin son araştırmasına göre Türkiye’de kurumların yapay zekâ kullanım oranı yüzde 15,2. Beş ve üzeri projesi olan şirketlerin sayısı hızla artarken, bütçe, yetenek eksikliği ve kurum kültürü önemli bariyerler olarak öne çıkıyor.
Aksu, “Türkiye’de şirketlerde yapay zekâ algısı çok geniş bir yelpazeye yayılıyor” diyerek şöyle konuştu; “Her türlü çözümle karşılaşıyoruz ve bu çeşitlilik daha da artacak. Doğru fiyatı önermekten kredi başvurusu riskini değerlendirmeye, sevkiyat rotasından kampanya kararlarına, kanser teşhisinden milli takımın kadrosuna kadar yüzlerce karar artık yapay zekâ ile destekleniyor.”
Özellikle üretken yapay zekânın (metin, görsel, video, kod üretimi) iş dünyasında çığır açtığını belirten Aksu, 2022’den bu yana yaşanan dönüşümü şöyle anlattı:
“ChatGPT hayatımıza gireli sadece üç yıl oldu ama hiçbir şey eskisi gibi değil. Okullar, iş yerleri, medya, hukuk, sinema… Her yerde büyük bir dönüşüm yaşandı.”
Aksu, geleneksel yapay zekâ çözümlerinin özellikle üretim, lojistik, otomotiv ve ilaç sektörlerinde; üretken yapay zekânın ise telekom, bankacılık, e-ticaret gibi daha dijital alanlarda yaygınlaştığını belirterek, büyük şirketlerin artık ajan tabanlı yapay zekâ çözümlerine bile geçtiğini vurguluyor.
Araştırmaya göre üretken yapay zekâda OpenAI (yüzde 80), Microsoft Copilot yüzde 44) ve Google Gemini yüzde 42) şirketlerde en çok kullanılan modeller.
Aksu, bu tercihlerin diğer uygulamalarla ilişkili olduğuna dikkat çekerek, “Google Suite kullananlar Gemini’ye, Microsoft 365 kullananlar Copilot’a yöneliyor. ChatGPT’ye alışkın olanlar OpenAI modellerini tercih ediyor. Bu çok normal” diyor.
Ancak bu durumun risk oluşturup oluşturmadığı sorusuna ise yanıtını oldukça net bir dille ifade ediyor; “Daha yolun çok başındayız. Modeller birbirine yakın ve sürekli değişiyor. Şu anda ibre verimlilikten yana. Şirketlere tavsiyem: Teknolojiyi yakından takip edin, stratejik pozisyon alın ve gerektiğinde uzmanına danışın.”
Aksu, son olarak yapay zekânın insanı tembelleştiren bir mekanizma değil; insan zekâsının daha yaratıcı, daha üretken ve daha stratejik kullanılmasını sağlayacak bir medeniyet kaldıracı olacağına da değinerek, sözlerini şu şekilde tamamladı; “Yapay zekâ yükümüzü azaltacak, medeniyetimizi ileriye taşıyacak. Önceki teknolojik devrimlerin tamamında olduğu gibi burada da korkular var ama gerçek, gelişimin yanında.”
HALİL AKSU: “YAPAY ZEKÂ BİZİM ÜZERİMİZDEN PEK ÇOK YÜKÜ ALACAK, ANGARYALARI ORTADAN KALDIRACAK. YAŞAM KALİTEMİZİ YÜKSELTEREK DÜŞÜNEBİLECEĞİMİZ, ÜRETEBİLECEĞİMİZ ALANI GENİŞLETECEK.”
Türkiye’de en fazla kullanılan yapay zekâ teknolojileri şöyle sıralanıyor:
ChatGPT – Yüzde 82,8
Gemini – Yüzde 43,0
DeepSeek – Yüzde 25,8
Copilot – Yüzde 24,1
Grok – Yüzde 17,2
Canva – Yüzde 11,5
Google Veo3 – Yüzde 7,2
Midjourney – Yüzde 6,2
DALL-E – Yüzde 2,8
Claude AI – Yüzde 2,1
GÜNDEM KORİDORU
21 Ekim 2026GÜNDEM KORİDORU
21 Ekim 2026EKONOMİ
21 Ekim 2026ALMANYA'DA İŞ DÜNYASI
21 Ekim 2026EKONOMİ
21 Ekim 2026SPOR
21 Ekim 2026EKONOMİ
21 Ekim 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.