2026’ya günler kala iletişim profesyonellerinin gündemi değişmiyor; aksine daha karmaşık, daha baskılı ve çok katmanlı bir yapıya evriliyor. Küresel belirsizlikler, yapay zekâ destekli dönüşüm, artan paydaş beklentileri ve hızlanan kriz döngüleri, iletişimi kurumların en görünür ve en kırılgan fonksiyonlarından biri hâline getiriyor.
World Economic Forum (WEF) tarafından Aralık 2025’te yayımlanan “New Economy Skills: Unlocking the Human Advantage” raporu, bu dönüşümü veriye dayalı biçimde ortaya koyuyor. Rapora göre teknoloji, otomasyon ve yapay zekâ hızla yayılırken; iş dünyasında fark yaratan yetkinlikler giderek daha fazla insana özgü alanlarda yoğunlaşıyor.
WEF, Future of Jobs Survey, Executive Opinion Survey, Indeed Hiring Lab, Coursera, BetterUp ve Workhuman gibi çok sayıda kaynaktan elde edilen verilerle hazırladığı raporda, geleceğin iş gücünü şekillendirecek ana ekseni net biçimde tanımlıyor: İnsan merkezli yetkinlikler.
Rapora göre yaratıcılık, analitik düşünme, dayanıklılık ve duygusal zekâ gibi yetkinlikler küresel ölçekte en hızlı önem kazanan beceriler arasında yer alıyor. Ancak dikkat çekici bir çelişki bulunuyor: Bu yetkinlikler iş dünyasında en çok ihtiyaç duyulan alanlar olmasına rağmen, performans sistemlerinde ve iş ilanlarında hâlâ sınırlı ölçüde görünürlük kazanmış durumda.
Örneğin ABD’de yayımlanan iş ilanlarının yaklaşık yüzde 72’sinde en az bir insan merkezli yetkinliğe yer veriliyor. Buna karşın yaratıcılık ve merak gibi beceriler ilanlarda en az geçen başlıklar arasında bulunuyor. WEF bu durumu net bir ifadeyle tanımlıyor:
WEF’in insan merkezli yetkinlik haritası iletişim perspektifiyle okunduğunda, 2026’da özellikle beş alanın belirleyici olacağı görülüyor.
Artan belirsizlik ortamında iletişim profesyonelini farklılaştıran unsur, yalnızca bilgiyi aktarmak değil; karmaşık gündemleri doğru bağlamla anlamlı bir anlatıya dönüştürebilmek. Aynı bilgi doğru çerçevede güven üretirken, eksik ya da hatalı sunulduğunda belirsizliği derinleştirebiliyor. Bu nedenle iletişim, 2026’da “doğru mesaj”dan çok “doğru çerçeve” meselesi hâline geliyor.
WEF raporu, belirsizlik dönemlerinde asıl zorlayıcı unsurun bilgi eksikliği değil, baskı yoğunluğu olduğunu vurguluyor. Artan açıklama beklentileri, paydaş tepkileri ve kamuoyu baskısı altında iletişim profesyonellerinden beklenen; her şeye aynı anda yanıt vermek değil, neyin ne zaman konuşulacağını ayırt edebilmek. Hız kadar durabilme becerisi de kritik bir yetkinlik olarak öne çıkıyor.
Empati artık yalnızca yumuşak bir iletişim dili kullanmak anlamına gelmiyor. Farklı paydaşların duygusal eşiklerini okuyabilmek, mesajın içeriğinden zamanlamasına kadar tüm iletişim stratejisini bu farkındalıkla kurgulayabilmek gerekiyor. Rapora göre bu alan, otomasyona devredilemeyen nadir yetkinlikler arasında yer alıyor.
WEF’in dikkat çektiği önemli bulgulardan biri, insan merkezli yetkinliklerin sanıldığı kadar kalıcı olmadığı. Dayanıklılık, esneklik ve öz farkındalık; uzun süreli belirsizlik ve baskı ortamlarında en hızlı aşınan alanlar arasında bulunuyor. 2026’ya girerken dayanıklılık, “her koşulda güçlü görünmek” değil; baskı altında netliği ve muhakeme gücünü koruyabilmek anlamına geliyor.
Rapora göre merak ve yaşam boyu öğrenme, küresel ölçekte en zayıf ama en kritik insan merkezli yetkinliklerden biri. Yapay zekâ kaynaklı riskler, veri ihlalleri, etik tartışmalar ve ESG odaklı itibar başlıkları iletişim profesyonellerini sürekli yeni bağlamlarla karşı karşıya bırakıyor. Bu nedenle her konuda uzman olmak değil; bilinmeyen alanları hızla kavrayabilmek ayırt edici hâle geliyor.
WEF raporu, iletişim profesyonelleri ve kurumlar için temel bir soruyu gündeme taşıyor:
Bu insan merkezli yetkinlikleri gerçekten geliştiriyor muyuz, yoksa var olduklarını mı varsayıyoruz?
Önümüzdeki dönemde farkı yaratacak olan; bu başlıkları konuşmak değil,
GÜNDEM KORİDORU
3 gün önceGÜNDEM KORİDORU
6 gün önceGÜNDEM KORİDORU
13 gün önceEKONOMİ
22 gün önceGÜNDEM KORİDORU
23 gün önceGÜNDEM KORİDORU
27 gün önceGÜNDEM KORİDORU
23 Ocak 2026