DOLAR 49,60050,08%
GBP 66,43610,13%
EURO 55,6743-0,11%
ALTIN 6.599,620,40
BIST %
BITCOIN 41887392.4601%
ETH 1245563.10398%
İstanbul
18°

AÇIK

ÖZEL HABER
Garanti BBVA’nın Altın Pusula ödülünü Celal Toprak takdim…
Yola 1800’lü yıllarda çıkan elektrikli otomobiller bugün hangi çizgide?

Yola 1800’lü yıllarda çıkan elektrikli otomobiller bugün hangi çizgide?

26/07/2024 13:00
Yola 1800’lü yıllarda çıkan elektrikli otomobiller bugün hangi çizgide?

Sürdürülebilirlik kavramının yaşamımızın temeline oturduğu şu günlerde her sektör iş yapış süreçlerini bu alan üzerinden kurgulamaya başladı. Karbon salınımını doğrudan etkileyen otomobil sektörü ise bu alana adapte olan sektörlerin başında geldi. Otomotivin geleceğinin karbon salınımı olmayan taşıtlar üzerinde şekilleneceği su götürmez bir gerçek olarak karşımızda duruyor. Artık tüm yeni teknolojiler de bu alana hizmet ediyor. Her yeni güne devrim niteliğinde farklı gelişmeleriyle uyandığımız elektrikli otomotiv sektörünü mercek altına aldık…

İlk elektrikli otomobil 1800’lü yıllarda ortaya çıksa da ancak 20. yüzyılın başlarında seri üretime geçilebildi. Bunda elbette artık dünyamızı tüketmeye başlamamızın etkisi büyük. Adını elektrik üzerine yaptığı çalışmalarla bilinen Nicola Tesla’dan alan Tesla’nın bu konuda bayrak taşıyıcılığı yaptığını söylemek mümkün. 2003’te elektrikli otomotiv fabrikasını kuran Tesla, elektrikli otomobillerin yeniden canlanmasında öncü rol üstlendi. 2010 yılında ise ürettiği yalnızca bir model varken borsaya açılmasıyla sektörde adeta taşları yerinden oynattı. Global otomotiv üreticileri bu araçların bir hayalden ve deneysel bir çalışmadan ibaret olmadığını görmüş oldu. Böylelikle ardı ardına birçok elektrikli otomobil piyasaya sürülmeye başlandı.

DEVRİM İLE BAŞLAYAN HAYAL TOGG İLE GERÇEĞE DÖNÜŞTÜ

Ülkemizde çok köklü ve başarılı otomobil üretim sektörü var. Çok büyük otomobil markalarının Türkiye’de ürettiği otomobiller hem yurt içi hem de yurt dışında satılıyor. Ancak fikri hakları yerli firmalara ait seri üretim bir otomobilin hem sektörün hem de millileşme hamlelerinin geleceği açısından son derece önemli görülüyor. Bu kapsamda Türkiye, Devrim ile başlayan yerli ve milli otomobil hayalini Togg ile gerçeğe dönüştürdü. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın açıklamasına göre Togg, 2024 sonu itibarıyla artık Avrupa Birliği’ne ihraç edilme noktasına gelmiş olacak ve 2025’te Avrupa yollarında her geçen gün artan sayıda Togg göreceğiz. Gelişmeleri sizler için yakından takip ediyor olacağız…

ali haydar bozkurtt

OTOMOTİVİN BAŞKANI SEKTÖRÜ ANLATTI

Elektrikli araçların tüm dünyada yaygınlaşması artık kaçınılmaz bir gerçek olarak karşımızda duruyor… Şu anda otomotiv sektörü olarak bir geçiş dönemini yaşadıklarını söyleyen Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Haydar Bozkurt, “Pandemiyle birlikte çevre bilincinin de artmasıyla düşük emisyonlu ve sıfır emisyonlu araçlar daha fazla konuşulmaya başlandı. Geçiş sürecinde tüketicilerin yeni teknolojileri çok daha iyi öğrendiklerini de görüyoruz. Bu noktada çevreci araç pazarının ülkemiz iç pazarında desteklenmesi, tüketicilerin alışkanlıkları değişmesi ve yeni teknolojilerin yaygınlaşması açısından da çok değerli” diye konuştu.

Avrupa başta olmak üzere ülkelerin, tüm dünyada çevreci otomobiller konusunda ciddi kararlar aldığına değinen Bozkurt, “Elektrikli otomobillere baktığımızda “yaygınlaşma” kelimesinin sık kullanıldığını görüyoruz fakat yaygınlaşmanın sağlanması bakımından altyapı hazırlıkları çok önemli. Avrupa ülkelerinde şarj altyapılarına dair yapılan öngörülere bağlı olarak önemli hazırlıklar mevcut. 2030 hedefi ile birçok Avrupa kentinde karbon nötr olmak üzere yeni ve çevreci teknolojilere doğru önemli teşvikler ve hazırlıklar söz konusu” diyerek ülkemizde çevreci araçların destekleneceği düzenlemelerin yapılması ve altyapı hazırlıklarının tamamlanmasıyla elektrikli araçları daha sık göreceğimizi belirtti.

KULLANICI NE ZAMAN ELEKTRİKLİ ARAÇLARA YÖNELECEK?

Türk tüketicisinin yeniliklere oldukça açık bir yapısı olduğunu dile getiren Ali Haydar Bozkurt, yapılan araştırmalardan birçok araç kullanıcısının bir sonraki aracında çevreci ve yeni teknolojilerin tercih sebebi olduğunu söyledi. Bozkurt, sözlerini şöyle sürdürdü; “Şu anda tüketiciler düşük emisyonlu ve sıfır emisyonlu araç teknolojilerinin ne olduğunu öğrendiler. Hafif hibritler, tam hibritler, plug-in hibritler ve elektrikli araçlar arasındaki farkları analiz ettiler. Bununla birlikte satın alma tercihinde artış için çevreci teknolojilerin desteklenmesi ve altyapı çalışmalarının sürdürülebilir şekilde gerçekleştirilmesi gerekiyor. Marka ve model sayılarındaki artışlara paralel olarak ülkemizde de çevreci araçların satışlardan aldığı payın her geçen gün arttığını görüyoruz.”

Türkiye’de ve dünyada elektrikli araçların geleceği hakkındaki düşüncelerini de paylaşan Bozkurt, “Elektrikli araçların pazar payının artması, bölgelere, ülkelere ve hatta şehirlere göre değişiklik gösterecektir. Şarj altyapısı, kullanım alışkanlıkları ve kullanım şartları elektrikli araçların daha çabuk adapte olması açısından birer kriter olarak öne çıkıyor. Bu noktada elektrikli araçların ulaşılabilir olması adına, maliyetlerinin de içten yanmalı araçlara yaklaşmasının önemli olduğunu düşünüyorum. Bunun da yeni platformlar, yeni batarya teknolojileri, farklı materyal kullanımı ve üretimin artması gibi kriterlerin yanı sıra satın alma teşvikleri, vergi indirimleri ve araç kullanırken elektriklilere sağlanacak avantajlarla sağlanabileceği tahmin ediliyor. Bununla birlikte ülkemizde otomotiv sektöründe çevreci araçların pazardan aldığı pay ise Avrupa ülkelerinin halen oldukça gerisinde. Avrupa’da çevreci araçlara çeşitli teşvikler verilerek konulan hedefler doğrultusunda pazar paylarının gelişmesi sağlanırken alt yapı hazırlıkları da beraberinde sürdürülebilir politikalar ile destekleniyor” dedi.

“TÜRKİYE’DE TOPLAM 8 BİN 861 ADET ŞARJ NOKTASI VAR”

Son olarak şarj altyapısı ile ilgili gelişmelere de değinen Bozkurt şöyle konuştu; “Ülkemizde şarj altyapısı ile ilgili atılan adımları da oldukça olumlu ve önemli bulduğumuzu belirtmek isterim. EPDK tarafından açıklanan son verilere göre Türkiye’de 6 bin 633’ü AC, 2 bin 228’i DC olmak üzere toplam 8 bin 861 adet şarj noktası olduğu ve ülkemizde her 14 araca 1 DC şarj noktası bulunduğu ve bu veri ile altyapı bakımından Avrupa genelinde Türkiye’nin ilk sırada olduğu açıklandı. Otomotiv sektörünün ülke ekonomimize yarattığı kaynağı korumak ve desteklemek üzere dünyada meydana gelen değişimlere uyum sağlarken, sürdürülebilir orta vadeli plan çerçevesinde gerekli adımları hep beraber atmamız gerekiyor. Buna vergilendirme sistemlerinin yapısı da, şehirlerimizin yeni teknolojilere hazırlanması da dahildir.”

kagan dagtekinb

ŞARJ ALTYAPISI GELİŞTİKÇE ELEKTRİKLİ ARAÇLAR SÜRDÜRÜLEBİLİR OLACAK

Sözlerine otomotiv sektörünün geleceği olarak görülen elektrikli otomobilin geçmişine inerek başlayan Doğan Trend Otomotiv CEO’su Kağan Dağtekin, “Elektrikli otomobil hayatımıza yeni girmiş olsa da aslında tarihçesi çok daha eskiye dayanıyor. 150 seneyi aşkın bir süredir mühendislik ve otomotiv öncüleri tarafından yapılan geliştirmeler, ilk elektrikli otomobillerin üretilmesini sağlamış olacak. Elektrikle çalışan bir motor geliştirilse de her şey bununla bitmiyordu ve otomobilin bir bataryaya ihtiyacı vardı. Son 20 yıldır, Tesla yırtıcı bir bakış açısıyla büyük otomotiv firmalarının cesaret edemediğini yaptı. Akaryakıtçılar ve otomobil üreticileri halinden memnundu. Çünkü ekosistem vardı. Elektrikli arabaların aslında benzinlilerin yerini alabilme ihtimalinin tohumları 2005-2010 yılları arasında Tesla sayesinde atılmaya ve yeşermeye başlamış. Tesla bunu da yaparken bana göre ‘spor arabaları elektrikli yapabiliyorsak, normal otomobilleri de elektrikli yapabiliriz’ diye düşündü. Elektrikli otomobil sektöründe yakalanan ivmedeki önemli bir faktör de pil teknolojisi ve yazılımın gelişmesi oldu” diye konuştu.

Elektrikli araçların Türkiye’de ve dünyadaki gelişimine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dağtekin, üç yıl öncesine kadar elektrikli araçları ekonomik anlamda üst seviyede insanların alabildiğini, günümüzde ise oldukça yaygın hale geldiğini ifade etti. Türkiye’de geçtiğimiz yıl elektrikli araçların satışlardaki payının yüzde 1 olduğunu, geçen ay bu oranın yüzde 8’e çıktığını kaydeden Dağtekin, “Avrupa’da ise bu oran yüzde 10’lardayken şimdilerde yüzde 20’ler seviyesine geldi. Şarj altyapısı geliştikçe ve insanlar bu sürece alıştıkça bu iş hızlı bir şekilde domine olmaya devam edecek” dedi.

ÇEVRE DOSTU ARAÇLAR

Elektrikli araçların çevreye yararlarına da değinen Kağan Dağtekin, şöyle konuştu; “Elektrikli araçlar dünyanın pek çok ülkesinde hükümetler ve otomobil üreticileri tarafından desteklenerek, çevreye zararlı fosil yakıt kullanımını azaltmanın ve iklim değişikliğiyle mücadele etmenin anahtarı olarak tanıtılıyor. Ülkeler çevresel tedbir almaya başladı. İklim değişikliği, herkesin bildiği üzere günümüzde dünya yaşamını tehdit eden büyük bir sorun haline geldi. Bilim insanları, bunun doğuracağı olumsuz sonuçları en aza indirmek için çözüm yolları arıyorlar. Ülkelerin her geçen gün yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yaptıkları göz önünde bulundurulduğunda, elektrikli arabaların da bu çözümlerden biri olduğu görülüyor. Elektrikli arabaların yaygınlaşması, karbon salınımının azaltılması noktasında en güçlü adımlardan biri.”

Yerli otomobil markası Togg ile iyice hareketlenen elektrikli araç piyasası, beraberinde yeni sektörleri de besliyor. Bunun da en güzel örneği hızlı şarj sektörüdür. Normal şarj istasyonlarının yanı sıra hızlı şarj istasyonlarının da günlük hayatın içine girdiğine belirten Kağan Dağtekin, “Hem maliyeti hem de karbon ayak izinin azaltılması gibi çevreci nedenle kullanıcılar, elektrikli ya da hibrit araçları tercih ediyor” diye konuştu.

“EK VERGİ, MARKANIN YATIRIM İŞTAHINI KAÇIRDI”

MG’nin Türkiye’de fabrika kurma planı ek vergiye takılmıştı. Bu konudaki son gelişmeleri de değerlendiren Dağtekin, sözlerini şöyle sonlandırdı; “SAIC’in Avrupa’da daha rekabetçi olabilmek için bir MG fabrikası kurma planı vardı ve bunun için de doğru lokasyon araştırması yapıyordu. Biz son iki yıldır SAIC’in Türkiye’de MG araçları üretmesi için büyük mücadele verdik. Bu konuda ilgili bakanlığımız ve Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi ile görüştük. SAIC ile görüşmeler belli bir aşamaya geldi. Niyetimiz MG fabrika yatırımını Türkiye’ye getirip hem buradaki konumumuzu güçlendirmek hem de Avrupa için ihracat kapısını açmaktı. Ancak maalesef Çin’den ithal edilen elektrikli araçlara getirilen yüzde 40 ilave gümrük vergisi nedeniyle bu çabamız bir darbe aldı. Ek vergi, markanın yatırım iştahını kaçırdı. Biz yine de bu konudaki çalışmalarımızı sürdüreceğiz, elimizden geleni yapacağız.”

nigmer yonetim kurulu baskani mustafa cokaslan 1702558803

ANADOLU’DAN ÇIKAN YERLİ ELEKTRİKLİ OTOMOBİL

Ülkemizin dört bir yanı çeşitli fırsatlarla dolu. Niğmer ise Anadolu’dan da önemli işler çıkabileceğini kanıtlayarak yerli üretim elektrikli otomobilini piyasaya sürdü. Elektrikli otomotiv sektörüne adım atma kararlarına ilişkin bilgi paylaşan Niğmer Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Çokaslan, “Dünyamızın geleceğini oldukça yakından ilgilendiren küresel ısınma, çevre kirliliği, ekonomi ve sürdürülebilirlik gibi konular göz önünde bulundurulduğunda elektrikli araçlar bize ve dünyamıza umut vadediyor. Bir anlamda gelecek, elektrikli araçlar üzerine kuruluyor. Bu düşüncelerle 2022 yılında elektrikli otomobil üretimine başladık. Seri olarak devam eden imalatlarımızın haklı gururunu taşımaktayız. Çevre dostu elektrikli araçların bize sağladığı faydaları en genel anlamıyla özetlersek; daha yeşil bir gezegen, daha çok tasarruf, düşük bakım ve yakıt maliyetleri ve sessizliğin en güzel hali diyebiliriz. Bir güven sembolü olan şirketlerimizi zirvede tutmak, sektördeki pazar payını artırmak ve müşterilerimizden aldığımız tam destek ile çalışmalarımıza hız kesmeden yolumuza devam etmekteyiz” dedi

Niğde’de ürettikleri elektrikli otomobilleri ile ilgili teknik bilgileri paylaşan Çokaslan, “Otomobilimiz L6e-BP kategorisinde olup, 45 Km/h hız limitine sahip. Otomobillerimizin EEC ve CoC sertifikaları mevcut olup, Avrupa Birliği ülkelerine satış yapabilmekteyiz. Trendline, Comfortline ve Highline olmak üzere üç ayrı sınıfta üretim yapmaktayız. Müşterilerimize Jel ve Lityum (Jel=- Lead-Acid ve Lityum Demir Fosfat (LiFePo4) olmak üzere iki ayrı batarya seçeneği sunuyoruz.

Otomobilimizin başlıca özelliklerine değinecek olursam; iki kapılı ve camlar elektrikli, otomatik vites, merkezi kilit, uzaktan kumanda ve anahtarsız çalıştırma özelliği, LCD ekran, geri görüş kamerası, Bluetooth, MP4 ve USB bağlantısı, LED aydınlatma lambaları, tek tuşla çalıştırma özelliği beyaz, kırmızı, mavi ve gümüş gri renk seçenekleri, 220 Volt ev elektriği ile şarj olma imkânından bahsedebiliriz” diye konuştu.

Ürün portföylerine elektrikli forkliftleri de kattıklarını ifade eden Çokaslan gelecek hedeflerine dair bilgi vererek şunları aktardı: “Öncelikle otomobilimizin hız ve menzilini artırmak hedeflerimiz arasındadır. Güncel teknolojiyi takip ederek, her türlü yeniliği ürünlerimize uygulamak ve müşteri istek ve beklentilerini karşılamak öncelikli hedeflerimiz arasındadır.”

whatsapp image 2023 12 13 at 115113

OTOMOTİVDE DÖNÜŞÜM HIZI VE TÜRKİYE’NİN ROLÜ

Bataryadan elektrikli taşıt pazarının dünya ve ülkemizdeki gelişimini değerlendiren Vesiile A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Aybar, “Pandemi döneminden sonra ani artan talep ile başta yarı iletken çip darlığı olmak üzere komponent ve ham madde darlığı yaşayan global otomotiv endüstrisi, 2022 yılında göreceli olarak toparlanma eğilimine girdi ve LMC verilerine göre yılı toplam 83,8 milyon adetlik satışla tamamladı. 2022 yılının en önemli gelişmesi ise, dünya genelinde karbon salınımını azaltmak amaçlı ülke politikalarına paralel olarak sıfır karbon salınımlı taşıtların satışlarında büyük bir artışın yaşanması oldu. 2022 yılında satılan toplam 68 milyon otomobilin içinde 10 milyon üzerinde bataryadan elektrikli (BEV) otomobil satıldı. İçinde bulunduğumuz 2023 yılında ise yeni yatırımlarla ham madde ve komponent temin sorunlarını hemen hemen gidermeyi başaran global otomotiv endüstrisi LMC tahminlerine göre 89 milyon adet motorlu taşıt satmış olacak. Bu satış tahmini içinde yer alan 72 milyon adet otomobilin beşte biri, yani en az 15 milyon adedi bataryadan elektrikli olacak” diye konuştu.

“İÇTEN YANMALI TAŞITLARIN İŞİ ZOR”

 Otomotiv sektörünün bugünkü durum ve beklentilerine değinen Aybar, “Global otomotiv sektörü iki yıldır jeopolitik gelişmelerin olumsuz etkileri altında. Bilindiği gibi 2020 yılında tüm dünyayı saran pandemi sona ererken Şubat 2022 içinde Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesiyle yeni bir sürece girildi. Otomotiv endüstrisi için demir-çelik, alüminyum, neon gazı gibi stratejik ham maddelerin ve petrol, doğal gaz gibi temel enerji ürünlerinin sağlandığı bu iki ülkenin savaşı tüm dünyayı, özellikle AB ülkelerini direkt ve olumsuz etkiledi. Zaten yarı iletken çip darlığıyla bunalan global sektör, yeni bir darbe daha aldı. Günümüzde ise, geçen Ekim ayı başında ortaya çıkan İsrail ile Filistin arasındaki çatışma bir başka risk getirmiş oldu. Yine de pandemi döneminde başlayan yeni yatırımların yavaş yavaş devreye girmesi ve tedarik sisteminin rahatlamasıyla global üretim talebi karşılamaya başladı. Tabii gelişmiş ülkelerin üretim politikaları değişmeye başladı. Artık ucuz diye uzak doğu ülkelerinden ham madde ve komponent almak yerine kendilerine yakın coğrafyada yatırıma ağırlık verdiler. Sonuçta, LMC verilerine göre bu yıl sonunda dünyada 90 milyon civarında motorlu taşıt üretimi olacak. Üretimin giderek karbon üretmeyen ve birbirleriyle dijital bağlantı içinde olan taşıtlara döndüğünü, yapay zeka destekli yeni teknolojilerin uygulamaya alındığını görüyoruz. Tabii ülkeler de 2050 yılı global karbon nötr hedefi doğrultusunda emisyon standartlarını giderek daha da sıkılaştırıyor. Örneğin AB ülkelerinde 2025 yılında hafif taşıtlar için yürürlüğe girecek Euro 7 standardı taşıtların nitrojen emisyonunu yüzde 35 daha azaltıyor. Ağır taşıtlarda bu azalma yüzde 56 olacak. Partikül emisyonu ise hafif taşıtlarda yüzde 13 ve ağır taşıtlarda yüzde 39 düşecek. Dolayısıyla içten yanmalı motora sahip taşıtların işi çok daha zor” diye konuştu

Son olarak sektörün geleceğine ilişkin değerlendirmelerini de paylaşan Aybar, şöyle konuştu; “Otomotivin geleceğinin karbon salınımı olmayan taşıtlar üzerinde şekilleneceği artık çok net. Tüm yatırımlar ve yeni teknolojiler buna hizmet ediyor. Sadece bu da değil, otomotivle ilgili üretim merkezlerinin de karbondan arınmış üretim prosesleri geliştirmesi şart. Bunun yanı sıra, artacak elektrik enerjisi ihtiyacını karşılamak üzere halen global olarak yapılmakta olan 1,8 trilyon Dolar değerindeki yenilenebilir enerji yatırımlarının zamanında tamamlanması ve elektrik dağıtım hatlarına verilmesi gerekiyor. Tüm bu gelişmelerin yanında, 2030’lu yıllardan itibaren günlük yaşama entegre olması beklenen otonom taşıtlar sektörde önemli rol oynayacak. Otomotiv üreticileri ile kamu otoritelerinin koordinasyonu ile hazırlanacak yeni otonom ulaşım standartlarının önümüzdeki 10 yıl içinde tamamen netleşmiş olmasını bekliyoruz. Bu gelişme başarılabilirse trafik çarpışmalarından yakıt ekonomisine, insan sağlığından, optimum altyapı kullanımına kadar yıllık 800 milyar Doları bulacağı ölçülen ekonomik kazanım bizleri bekliyor.”

 

En az 10 karakter gerekli

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.