Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk milli bankası olarak 26 Ağustos 1924’te kurulan Türkiye İş Bankası, ikinci yüzyılına girişinin ilk yılını kutluyor. Banka, geride bıraktığı bir asırlık köklü geçmişinin ardından, çağın gerekliliklerine uygun stratejilerle geleceğe emin adımlarla ilerliyor. İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, bankanın ikinci yüzyıla dair hedeflerini, teknolojik dönüşümünü ve makroekonomik değerlendirmelerini paylaştı.
İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, İş Bankası’nın kuruluş yıl dönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, “25 milyon müşterimiz, 4 trilyon liraya ulaşan aktif büyüklüğümüz ve 2,8 trilyon liralık kredi hacmimizle Türkiye’nin en büyük özel bankası konumumuzu koruyarak ikinci yüzyıla çok sağlam bir başlangıç yaptık” dedi. Aran, bankanın güçlü bilançosunun, öz kaynaklarının, dijital yetkinliklerinin ve bağlı insan kaynağının gelecekteki başarıları için temel avantajlar oluşturduğunu vurguladı.

İş Bankası, özellikle son 10 yılda dijitalleşme, teknoloji, yapay zeka ve girişimcilik alanındaki yatırımlarına hız verdi. Hakan Aran, bir finansal teknoloji (fintek) şirketi çevikliğiyle hareket edebilen uygulama portföyü ve bilgi işlem altyapısıyla ikinci yüzyıla son derece dinamik bir şekilde girdiklerini belirtti.
Bankanın küresel arenada rekabet gücünü artırmak için Silikon Vadisi’nden Çin’e, Londra’dan Amsterdam’a kadar uzanan bir varlık gösterdiğini söyleyen Aran, girişimleri yakından takip etmek amacıyla kurulan TİBAŞ Ventures şirketinin önemine dikkat çekti. Küresel bir ağa sahip olmanın, uluslararası oyunculara karşı rekabette büyük bir avantaj sağladığının altını çizdi.
“Şube bankacılığı ne olacak?” tartışmalarının yaşandığı bir dönemde, İş Bankası ihtisas şubeleriyle bu alana yeni bir soluk getirdi. Geleneksel şubeleri dönüştürerek 56 adet tarım ihtisas şubesi açan banka, bu alanda özel bankalar arasında lider konuma yükseldi. Bu model, bankacılık işlemlerinin dijital kanallara kaydığı bir dönemde şubelerin varlığını etkin bir şekilde sürdürebileceğini kanıtladı.
Tarım dışında da ihtisaslaşmaya giden banka, İstanbul, Ankara ve İzmir’de üç Girişimcilik İhtisas Şubesi açtı. Bu şubelerde 880 milyon liralık kredi hacmine ulaşıldı. Ayrıca turizm ve KOBİ bankacılığı alanlarında da ihtisas şubeleri açarak sektörel odaklı bir yaklaşım benimsedi.
İş Bankası, iştirakleri aracılığıyla yurt içi ve yurt dışındaki girişimlere yatırım yapmaya devam ediyor. Hakan Aran, şu anda girişim sermayesi yatırım fonlarıyla yönetilen yatırım havuzunun büyüklüğünün 900 milyon doların üzerinde olduğunu belirtti. Bu yatırımların en güncel örneklerinden biri, Harvard Üniversitesi ile birlikte hayata geçirilen biyoteknoloji girişimi Enlila. Bu ortaklık, yaşlanma ve obeziteye bağlı kronik hastalıkların tedavisine yönelik bilimsel çalışmalara destek olmayı hedefliyor.
Aran ayrıca, Silikon Vadisi’nde düşük enerjiyle çalışan yapay zeka çipi geliştiren bir şirkete ortak olduklarını da açıkladı. Bu tür stratejik yatırımların, sadece finansal getiri sağlamakla kalmayıp, Türkiye’ye uluslararası alanda itibar kazandıracağını ve teknolojik zenginlik katacağını ifade etti.
Yeşil, dijital ve toplumsal dönüşümü bir bütün olarak ele aldıklarını vurgulayan Aran, sürdürülebilirlik alanındaki kararlı adımlarını anlattı. İş Bankası, 2026 yılı sonuna kadar kendi operasyonlarından kaynaklanan karbon ayak izini nötrleyeceğini taahhüt etti.
Bankanın, dönüşüm sürecindeki müşterilerine yönelik önemli kaynaklar sağladığını belirten Aran, 250 milyar liralık kadın girişimcilere yönelik finansman taahhüdüyle birlikte toplamda 650 milyar liralık sürdürülebilir finansman sözü verdiklerini söyledi. Haziran 2025 itibarıyla yurt dışından sağlanan sürdürülebilirlik temalı fonların ise 5 milyar dolara ulaştığı bilgisini paylaştı.
Hakan Aran, küresel ekonomideki tarife savaşları ve jeopolitik risklerin Türkiye’yi etkileyeceğini belirtti. Özellikle Çin’in ticaretteki rekabeti artırıcı hamlelerinin, Türkiye gibi ihracata dayalı ekonomiler için zorluklar yaratabileceğine dikkat çekti.
Türk bankacılık sektörünün güçlü ve dirençli olduğunu vurgulayan Aran, “Sektör, her türlü şarta uyum sağlayabilecek olgunlukta ve güçte” dedi. Bankacılıkta risk yönetiminin temel iş olduğunu belirten Aran, sektörün sorunları kendi içinde çözebilme gücüne sahip olduğunu ve kamuyu ek bir yüke sokmadığını ifade etti.
Faiz indirim döngüsünün bankacılık sektörü üzerinde baskı yarattığını ancak yıl sonunda faiz indirimlerinin devam etmesiyle sektörün yüzde 20-25’lik bir öz kaynak karlılığıyla yılı kapatabileceğini söyledi. Bu durumun, sıkı para politikası içinde yumuşak bir iniş anlamına geleceğini belirtti.
EKONOMİ
10 saat önceGÜNDEM KORİDORU
6 gün önceGÜNDEM KORİDORU
14 gün önceGÜNDEM KORİDORU
14 gün önceEKONOMİ
14 gün önceEKONOMİ
15 gün önceGÜNDEM KORİDORU
01 Mayıs 2026