Dünya, son yıllarda tanık olduğumuz gibi büyük güçler arasındaki ekonomik rekabetin ve korumacı politikaların belirginleştiği yeni bir döneme girdi. Trump öncülüğünde iyice belirginleşen ticaret gerilimleri, sadece gümrük kapılarında kalan bir mesele olmaktan çıkıp, uluslararası tedarik zincirlerinden yatırım kararlarına, hatta jeopolitik dengelere kadar geniş bir alanda belirsizlik tohumları ekiyor. Bu çalkantılı ortam, her ülke gibi Türkiye için de hem mevcut riskleri hem de potansiyel fırsatları beraberinde getiriyor.
Peki Türkiye, bu değişen küresel ticaret haritasında kendine nasıl bir yol çizebilir ve bu zorlu süreçte avantaj sağlayabilir mi? İlk olarak konuyla ilgili görüştüğümüz Murat Kolbaşı’na kulak verelim. Ticaret savaşlarının Asya-Pasifik bölgesine etkisini değerlendiren TOBB Züccaciye Komitesi Başkanı Murat Kolbaşı, özellikle son 2-2,5 yılda Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık (RCEP) anlaşmasıyla bütünleşen Asya ülkeleri, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi Pasifik ülkeleri için ABD pazarının ek vergilerle zorlaştığını vurguladı. Kolbaşı, “Evet, buradaki en önemli ek vergiler Çin menşeili ürünlere geldi. Ama aslında Çin’le beraber Asya’nın tamamı etkileniyor. Dolayısıyla Amerikan pazarı için Asya’daki üretime çok yüksek oranda bir ek vergi gelmiş oldu” diyerek, Asya’daki üretimin artık dünyanın diğer bölgelerine odaklanacağını öngörüyor.

Murat Kolbaşı
Türkiye’nin bu tabloda stratejik bir avantaja sahip olduğunu belirten Kolbaşı, “Atlantik kıyısından Çin’in batı sınırına kadar olan bölgede Türkiye çok önemli bir üretim üssü. Özellikle AB ülkelerinden sadece Almanya bazı sektörlerde bizden daha iyi. Geri kalan hepsinde Türkiye’nin üretim gücü var” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin hiç kimseye ihtiyacı olmadan üretim kapasitesi olduğunu söyleyen Kolbaşı, son dönemlerde ihracatçıların kur nedeniyle zorlandığı konunun, ek vergilerle özellikle ABD iç pazarı için biraz daha avantaja dönmüş durumda olduğunu belirtti.
Kolbaşı, Türkiye’nin geleceğe yönelik stratejisine ilişkin olarak, kendi üretim kapasitesinin yanı sıra Asyalı üreticilerle iş birlikleri yaparak Türkiye’de üretim yapılmasının ve buradan ABD ile diğer civar pazarlara ihracatın artırılabileceğini düşünüyor. “Son ek vergileri doğru kullanabilirsek Türkiye’nin ihracatına yarar şekilde geliştirebiliriz” diyen Kolbaşı, birçok ülkede üretim altyapısı kurmak gerekirken, Türkiye’de bu altyapının mevcut olduğunu ve sanayinin verimliliğinin artırılması, günlük teknolojilere yaklaştırılması gerektiğini vurguladı.

Mustafa Gültepe
Türkiye’nin ABD’den gelen ek tarifeler listesinde yüzde 10 ile minimum artış yapılan ülkeler arasında yer almasının, ABD’ye ihracatta “görece bir avantaj sağlama potansiyeli” taşıdığını belirten TİM Başkanı Mustafa Gültepe, ancak bunun için rekabetçilik koşullarının iyileştirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Gültepe, “Çin’e yüzde 34, Vietnam, Tayvan, Japonya, Güney Kore, Hindistan, Endonezya, Malezya gibi en çok ithalat yaptığı Asya ülkelerine yüksek oranlarda gümrük vergileri getirilmesi neticesinde ABD’nin ithalatı daralacak, bundan dolayı küresel büyümenin ve ticaretin de azalacağını bekliyoruz. Bu durumun, Türkiye’nin en büyük pazarı olan AB’ye ihracatına da negatif yansımaları olabilir” uyarısında bulundu.
ABD’deki bu gelişmelerden bağımsız olarak pazar çeşitliliğini artırma çalışmalarını yoğunlaştırdıklarını belirten Gültepe, “Özellikle Kanada, Meksika ve Güney Amerika pazarlarında payımızı artırmak için heyet programları düzenliyoruz ve bundan böyle bu coğrafyalara daha yoğun odaklanacağız. Diğer taraftan, ABD’nin söz konusu tarife artışlarından daha az etkilenecek Orta Doğu ve Afrika ülkelerine de yoğunlaşarak ihracatı artırmak için çalışmayı sürdüreceğiz” diye konuştu.

Hakan Çınar
ABD Başkanı Trump’ın 2 Nisan’ı “Kurtuluş Günü” ilan ederek birçok ülkeye yönelik vergi silahını doğrulttuğunu belirten DIŞYÖNDER Başkanı Hakan Çınar, bu kararların bir anlamda ticaret savaşlarının başlangıç düdüğünü çaldığını ifade ederek şunları söyledi: “Trump, Çin’e yüzde 145, Avrupa Birliği’ne (AB) yüzde 20, Japonya’ya yüzde 24, Vietnam’a yüzde 46, Güney Kore’ye yüzde 25, Tayland’a yüzde 36, İsviçre’ye yüzde 31, Tayvan’a yüzde 32, Hindistan’a yüzde 26, Malezya’ya yüzde 24 vergi koydu. İngiltere ve Türkiye’ye de yüzde 10 vergi getirdi. ki bu rakamlar değişe de bilir.”
Açıklanan listede Meksika ve Kanada’nın yer almadığına dikkat çeken Çınar, “Ama bunu ‘şimdilik’ diye belirtmeliyim. Zira, Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması’nın (NAFTA) varlığı ABD’nin bu ülkelere karşı tek yönlü karar almasını engelliyor. Eminim bir süre sonra o ülkelere de sıra gelecek. Bu kararların en çok Çin’e zarar vereceği beklense de AB’nin de bu işten büyük bir kayba uğrayacağı görülüyor” şeklinde konuştu.
GÜNDEM KORİDORU
21 Ekim 2026GÜNDEM KORİDORU
21 Ekim 2026EKONOMİ
21 Ekim 2026ALMANYA'DA İŞ DÜNYASI
21 Ekim 2026EKONOMİ
21 Ekim 2026SPOR
21 Ekim 2026EKONOMİ
21 Ekim 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.