İklim değişikliğinin bir sonucu olarak ortaya çıkan iklim krizi, oluşturduğu çevresel tahribatın yanı sıra gerek ekonomik gerekse sosyal açıdan ciddi ve geri dönülmez hasarlara neden olabiliyor. Küresel çapta çözümler üretilmesi gereken bu konu özelinde duyarlı olmak tercih değil, gereklilik haline gelmiş durumda. Tüketiciden iş dünyasına, STK’lardan karar alıcılara herkesin sorumluluğu ortak paylaşması ve beraberinde aksiyon alınması kritik.
Özellikle nüfusun ve ekonomik aktivitelerin yoğunlaştığı şehirlerde iklim krizini tetikleyen unsurlar daha da fazla bulunuyor. Ortalama küresel sıcaklıkları etkileyen bu süreç; deniz seviyelerinde yükselme, seller, kuraklık ve fırtınalar gibi aşırı hava olaylarında ve afetlerde artış yaşanması gibi sonuçları da beraberinde getiriyor. Bu sonuçların elbette şehirlerdeki ekonomik aktiviteler, çevresel durum, temel hizmetler üzerinde olumsuz etkileri çok fazla. Öte yandan şehirleşme süreçleri ve şehirlerde gerçekleştirilen faaliyetler, ortaya çıkan sera gazı emisyonları ve yüksek orandaki doğal kaynak kullanımları ile iklim değişikliğine önemli ölçüde kaynaklık ediyor. İklim değişikliğiyle mücadelede sera gazı azaltımı ve iklim değişikliğinin etkilerine uyum eylemleri, aynı zamanda şehirlerin dirençliliğinin artmasında önemli katkı sunuyor. Bu sebeple şehirlerin barındırdıkları olanaklar, bir yanıyla iklim kriziyle mücadele konusunda anahtar olabilir.
İklim krizinin en büyük tetikleyicisi olarak fosil yakıtların kullanımını öne çıkaran Yasemin Mıstıkoğlu, bu yakıtların atmosferdeki sera gazı seviyelerini artırarak küresel ısınmaya yol açtığını belirtiyor. Dünyanın milyonlarca yıl süren doğal iklim değişimlerinden farklı olarak, günümüzdeki değişimlerin hızının endişe verici olduğunu vurgulayan Mıstıkoğlu, “Eğer sera gazı emisyonları bu hızla devam ederse, dünyamız yaşanamaz hale gelecek” diyor. Küresel ısınmanın etkileri arasında kuraklık, gıda güvensizliği, su kaynaklarının tükenmesi, göçler, aşırı hava olayları, biyoçeşitliliğin kaybı ve ekonomik krizler bulunuyor. Bu durum, insanlık için büyük bir tehdit oluşturuyor ve uzmanlar, gerekli tedbirler alınmazsa 6. kitlesel yok oluşa doğru adım atılacağını öngörüyorlar.
İklim değişikliği ile mücadelede iş dünyasının ve hükümetlerin üzerine düşen sorumluluğun büyük olduğunu belirten Mıstıkoğlu, iklim değişikliği konusunun iş dünyasının gündeminin kalıcı bir parçası olması gerektiğini ifade ediyor. İş dünyası liderlerinin sürdürülebilirlik alanındaki çabalarını artırmaları gerektiğine dikkat çeken Mıstıkoğlu, özellikle iklim değişikliği ile mücadelede eğitim ve farkındalığın önemine vurgu yapıyor. 2023 yılında yapılan bir anketten söz eden Mıstıkoğlu, 24 ülkede 2 binden fazla üst düzey yöneticinin iklim değişikliğini en önemli öncelik olarak belirlediklerini, ancak bunun yeterli olmadığını ifade ediyor. Yöneticilerin, iklim değişikliği kavramını şirket kültürlerine entegre etmeleri ve bu konuda çalışanlarını, tedarikçilerini ve paydaşlarını eğitmeleri gerektiğini belirtiyor. Bu eğitimlerin, “İklim İletişimi Eğitimi” adı altında yapılandırılması gerektiğini söylüyor.
Yenilenebilir enerjiye geçişin, iklim krizine çözüm bulma noktasında büyük bir adım olduğunu belirten Mıstıkoğlu, özellikle Türkiye’nin bu alandaki gelişmelerinden umutlu olduğunu ifade ediyor. Türkiye’de 2024 yılının ilk 7 ayında elektrik üretiminin yarısından fazlasının yenilenebilir enerjiden sağlandığını belirten Mıstıkoğlu, bu verinin Türkiye için oldukça olumlu bir gelişme olduğunu vurguluyor. Güneş, rüzgâr ve su enerjisinin artan kullanımının, 2053 net sıfır karbon hedefi doğrultusunda önemli bir adım olduğunu söylüyor. Ancak Mıstıkoğlu, yalnızca yenilenebilir enerjiye geçişin iklim krizini tamamen çözmeye yetmeyeceğini, dünya için daha büyük sorunların da olduğunu belirtiyor. “Dünyanın can suyuna değil, gerçek anlamda suya ihtiyacı var,” diyerek iklim krizinin etkilerinin daha geniş kapsamlı olduğuna dikkat çekiyor.
Son yıllarda teknolojinin gelişimiyle gündeme gelen yapay zekâ, toplumların geleceğini şekillendirecek önemli bir konu. Ancak Mıstıkoğlu, yapay zekânın iklim krizinin önüne geçebilecek bir araç olarak kullanılsa bile, iklim krizinin getirdiği risklerin çok daha büyük olduğunu düşünüyor. Yapay zekânın, kontrolsüz şekilde ilerlediğinde ciddi sosyal, ekonomik ve etik sorunlara yol açabileceğini belirten Mıstıkoğlu, “Yapay zekâ, spekülatif riskler taşırken, iklim krizi doğrudan ve geri dönülemez sonuçlar oluşturmak bir felakettir” diyerek bu iki tehdidin büyüklüğüne dair önemli bir değerlendirmede bulunuyor. İklim krizi, sadece bir çevresel sorun değil, tüm insanlığı tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Yasemin Mıstıkoğlu’nun da belirttiği gibi, bu mücadelede tüm aktörler – iş dünyası, hükümetler, toplumlar ve bireyler – birlikte hareket etmeli, iklim değişikliğinin etkilerine karşı acil önlemler almalıdır.
GÜNDEM KORİDORU
21 Ekim 2026GÜNDEM KORİDORU
21 Ekim 2026EKONOMİ
21 Ekim 2026ALMANYA'DA İŞ DÜNYASI
21 Ekim 2026EKONOMİ
21 Ekim 2026SPOR
21 Ekim 2026EKONOMİ
21 Ekim 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.