DOLAR 49,60050,08%
GBP 66,43610,13%
EURO 55,6743-0,11%
ALTIN 6.599,620,40
BIST %
BITCOIN 41887392.4601%
ETH 1245563.10398%
İstanbul
18°

AÇIK

ÖZEL HABER
Garanti BBVA’nın Altın Pusula ödülünü Celal Toprak takdim…
İsrafı durdur, ekonomiyi coştur

İsrafı durdur, ekonomiyi coştur

Gıda atığı, günümüzün en önemli çevresel ve ekonomik sorunu olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye’de her yıl milyonlarca ton gıda, çeşitli nedenlerle israf ediliyor ve bu durum Türkiye’nin cari açığını bile aşacak şekilde ekonomik zarara yol açıyor. Gıda israfının boyutları sadece bireysel tüketim alışkanlıklarıyla sınırlı kalmayıp, üretimden tüketime kadar olan tüm süreçleri kapsıyor. Bu bağlamda, Alp Önder Özpamukçu, Ali Kopuz, Bülent Dölek, Mehmet Göksu gibi sektörün önde gelen isimleriyle yapmış olduğumuz görüşmeler, Türkiye’deki gıda atık oranlarını ve bu israfın ülke ekonomisine verdiği zararı gözler önüne seriyor.

07/12/2024 16:54
İsrafı durdur, ekonomiyi coştur

İstanbul Ticaret Odası (İTO) paylaştığı bilgiyle her yıl milyonlarca ton gıdanın israf edildiğini, bu israfın bilinçsiz tüketim ile aşırı üretimden kaynaklandığını ve bu durumun ekonomik zararın yanı sıra büyük bir çevresel soruna da yol açtığına dikkat çekiyor. İTO’nun paylaştığı istatistiksel verilere göre; 2022 yılında dünya genelinde 1,05 milyar ton gıda çöpe gitti ve bu durum kişi başına yılda 132 kilogram gıda israfı anlamına geliyor. Gıda Perakendecileri derneği başkanı Alp Önder Özpamukçu ise, Türkiye’nin yıllık 18 milyon ton atık ürettiğini ve bu durumun tam olarak 43 milyar Dolarlık bir paranın çöpe gitmesi anlamına geldiğini vurguluyor. Özpamukçu’nun vermiş olduğu bilgi, gıda israfının ne kadar vahim bir noktaya geldiğini gözler önüne seriyor. Bu israfın büyük bir kısmı, üretim ve dağıtım süreçlerinde meydana gelirken, önemli bir kısmı da tüketici düzeyinde gerçekleşiyor. Gıda israfının boyutu o kadar çarpıcı ki, Türkiye’nin cari açığının 40 milyar Dolar seviyelerine çıktığında oluşturduğu sorunu göz önüne alırsak, 43 milyar Doların gıda israfı yüzünden çöpe atılması[1]nın ekonomiye oluşturduğu yükün tarifini yapmak hiç kolay değil.

Adsiz tasarim 13

EKONOMİK ZARAR 43 MİLYAR DOLAR

Türkiye’de gıda atık oranının gelişmiş ülkelerin neredeyse iki katı olduğunu dile getiren Gıda Perakendecileri Derneği Başkanı Alp Önder Özpamukçu, “Almanya’da, İngiltere’de 8-9 milyon tonluk atık ve 20 milyar Dolarlık bir kayıp varken, Türkiye’de 18 milyon ton atık ve 43 milyar Dolar civarında kayıp oluşuyor. En azından gelişmiş ülkeler mertebesine ulaşmamız bile 15-20 milyar Dolar kurtaracağımız anlamına geliyor” diyerek Türkiye’nin gıda atık oranında çok vahim bir noktada olduğunun altını çiziyor.

Türkiye’deki gıda atığının temel sebebi olarak plansızlığın olduğunu söyleyen Özpamukçu, Türkiye’de mutlaka ama mutlaka organize perakendenin gelişmiş ülkeler seviyesine çıkarılması gerektiğini vurguluyor. Özpamukçu, “Gıda perakendesinde, organize perakendenin payı ülkemizde yüzde 35’lerde. Gelişmekte olan ülkelere baktığımızda baktığımızda bu oranın yüzde 70’lerde olduğunu görüyoruz. Gelişmiş ülkelerde ise yüzde 90’lara ulaştığını görüyoruz. Perakendeyi organizeleştirdiğiniz zaman arkaya doğru; lojistik, depolama, sanayi, üretim, yani tarladan oralara gidesiye kadar geçen tüm süreçlerin verimliliğini de artırmış olursunuz. Türkiye’de organize perakendeyi ne kadar geliştirir, firmaları ve rekabeti artırır, geriye doğru lojistik tedariği doğru işletirsek, gıda sarfiyatını da aşağıya çekebiliriz” diyor.

Türkiye’de organize perakendenin gelişiminin tedarik zincirinin iyileştirilmesiyle olabileceğini vurgulayan Özpamukçu, bu noktanın üç ana başlık altında gerçekleşmesi gerektiğine dikkat çekiyor ve şöyle devam ediyor: “Bir tanesi; sanayicisi ve üreticisiyle beraber işimizin yüzde 80’ini oluşturan tarım ve hayvancılığı planlı olarak yapmamız. İkincisi; Türkiye’de küçük topraklarda çiftçilik yapma oranı çok fazla. Burada büyük şirketlere ihtiyacımız var. Ayrıca çiftçilerimizin de birleşerek, kooperatifleşmesi lazım. Şu anda Türkiye’de 14 bin kooperatif var ama anormal verimsiz bir sistemle çalışıyor. Tarım bakanlığında biliyoruz ki çok çalışma var bu konuda. Kooperatifleri desteklememiz gerekiyor. Tarımı desteklerken kooperatif birlikleri ihya edecek, geliştirecek modeli kurmamız lazım. Çiftçimizin mutlaka ekonomi oluşturup, para kazanması şart.”

Üçüncü ana başlık olarak kentsel tarımın mutlaka teşvik edilip, hayata geçirilmesi gerektiğini dile getiren Özpamukçu, “Türkiye’ye baktığımız zaman özellikle sebze meyvemizi (domates, salatalık, biber vs.), kentte yetiştirme kabiliyetimiz var. Bu kentsel tarımı da yine kooperatifler eliyle yapabiliriz. Bunu yaptığınız zaman Antalya’dan domatesi İstanbul’a taşımamıza gerek kalmayacak. Bir diğer model yine kooperatiflerde, valiler, belediyeler öncü olmalı kendi ilinde. Depolama, kalite ve paketleme tesisiyle kooperatiflerin akreditasyonunu kolaylaştırmalı. Çünkü belli bir kaliteye ulaşmayan ürünü tüketiciye sunmamak gerekiyor.

Adsiz tasarim 12

EN BÜYÜK SORUN TABAKTAN İSRAF

Türkiye’de gıda atığının oransal olarak en büyük kısmının evler olarak görüldüğünü dile getiren İstanbul Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kopuz, “Tabaktan israf, gıda atığını ciddi şekilde etkiliyor. Diğer kısım ise tarladan rafa kadar olan kısımda gerçekleşen gıda kaybı ve zaman zaman her şey dahil sistemi ve açık büfe kahvaltılarla gündeme gelen HORECA (Hotel, Restoran, Cafe) sektörünün israfıdır” diyor.

Tarladan rafa gıda kaybı sanayileşmiş ülkelerde tabaktan israfa göre daha fazla, refah seviyesi düşük ülkelerde özellikle de Sahra altı Afrika’da ise daha az olduğuna dikkat çekiyor Ali Kopuz. Refah seviyesi düşük ülkelerde hem gıdaya erişimin zorluğu hem de lojistik depolama şartlarının kötülüğü dolayısıyla asıl kaybın tabağa kadarki süreçte geçekleştiğini vurgulayan Kopuz, “Ben burada gıda kaybı ile israfın ayrı ayrı ele alınması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü özellikle endüstri devriminden sonra artan verimlilik, teknoloji, paketleme teknolojileri, soğuk zincir ve benzeri gelişmeleri düşündüğümüzde kayıp ve israfın bu boyutlarda olmaması gerekirdi.

Dolayısıyla teknoloji kullanımıyla gıda kaybını azaltabiliyoruz ancak refahın getirdiği bir sorun olan tüketim kültürünü dönüştürmeden israf konusunda bir yere ulaşacağımızı sanmıyorum” diyor.

Gıda atığının ekonomik etkileri hakkında bilgiler veren İSTİB Başkanı Ali Kopuz, “Organik atığın maliyeti için kabul edilen ölçü 1 kilo = 1 Dolar. Yani bu hesapla Türkiye’nin gıda israfı ve kaybı 30 milyar gibi devasa bir bedel olarak ortaya çıkıyor” diyor ve konuşmasına devam ediyor: “Bu bizim gıda ihracatımız kadar bir rakamdır ve gıda israfı ile kaybının ne korkunç bir ekonomik etkisi olduğunun açık göstergesidir. Kısacası biz gıda israfını azaltırsak hem enflasyonla mücadelemiz hem de cari açığımızın azalması yolunda büyük bir adım atmış oluruz.”

Gıda atığını azaltmak için proje çerçevesinde internet sitesi kurduklarını ve birbirinden ilginç kamu spotları yayınladıklarını dile getiren Kopuz, üniversiteler arası gıda israfını engelleme projesi yarışması düzenlediklerinin de altını çiziyor. Bu konudaki çalışmalarının sürdüğünü söyleyen Kopuz, “Örneğin Kasım ayında Güvenilir Ürün Platformu ile ortaklaşa düzenlediğimiz Borsa Meydanın Sektörler Konuşuyor etkinliğinde hotel, restoran ve kafe sektöründeki gıda israfını ele aldık. Bu konunun uzmanları ve sektör temsilcileri HORECA sektöründeki gıda israfının önüne geçilmesi için neler yapılması gerektiğine dair görüşlerini dile getirdiler” şeklinde konuşuyor.

Öncelikle tüketicilerin gıda israfı konusunda bilinçlendirilmeleri gerektiğinin altını çizen Kopuz, “Evde alınacak basit tedbirlerle gıda israfı önemli ölçüde engellenir. Ayrıca HORECA sektörünün profesyonellerinin eğitilmesi de hem israfı engeller hem de kârlılığı artırır. Öte yandan gıda kaybının önlenmesi için gelişmiş hasat teknolojilerinin ve lisanslı depoların kullanılması, lojistik sistemlerinin geliştirilmesi de etkili olacaktır” diyor.

Adsiz tasarim 10

GIDA ÇOK KIYMETLİ

Tarım ürünlerini yetiştirmenin ve üretmenin belli bir süreç istediğini dile getiren Yemeksepeti Hızlı Ticaret Genel Müdürü Bülent Dölek, “Tohum ekiliyor aylar sonra biçiliyor. Bir hayvan doğuyor yıllar içerisinde etinden sütünden faydalanılıyor. Bunlar hep bir süreç. Dolayısıyla gıdayı, gıda olarak tüketmek esas ve kıymetli. Yoksa bu atıkların değerlendirilmesi ile ilgili konularda var. Yani gıdanın atığını değerlendirmekte ayrı bir alan. Ama ekonomi açısından gıdayı, gıda olarak tüketmek lazım. O yüzden perakendecilere, üreticilere; üreticilerin içine ambalaj üreticilerini de dahil ediyorum, ürünün ömrünü uzatan, çözümler geliştiren tüm teknoloji şirketlerini de dahil ediyorum. Bizim mutlaka gıdanın gıda olarak tüketilmesini sağlamamız gerekiyor” diyor.

Yemeksepeti olarak gıda atık konusunda öncelikle ambalaj boyutlarını organize ettiklerini dile getiren Dölek, her ambalajı kiloluk ürünlere göre değil satılacak ürünün gramajına uygun yapmaya çalıştıklarını vurguluyor. Son kullanma tarihi gelen ürünlerin ömrünü uzatacak çözümler geliştirmeye çalıştıklarını söyleyen Dölek, “Buna rağmen hala son kullanım tarihi yaklaşmış ürünler varsa, bu ürünleri SKT’si yaklaştığında alan ve bunları daha uygun fiyatlara ihtiyaç sahiplerine ileten firmalara veriyoruz. Bu firmalar aracılığıyla o ürünleri tekrar gıda olarak değerlendiriyoruz. O da olmazsa gıdanın insan harici gıda olarak kullanılmasını sağlıyoruz. Dolayısıyla sıfır atık bir hedef, doğru ama atığı atık haline gelmeden gıda olarak tüketirsek ekonomiye esas katkıyı sağlamış oluruz” diyerek gıda atığı konusundaki çalışmaları hakkında bilgi verdi.

Gıda atığının ne kadar aşağı çekilirse fiyatların da o düzeyde azalacağına dikkat çeken Dölek, şunları söylüyor: “Tüketicinin şunun farkında olması lazım. Çöpe atılmış her ürünün parasını ödüyorlar. Örneğin açık reyonda ürünü seçebiliyorum diyorlar ama seçmediğiniz ürün ne oluyor? Yani dolaylı olarak seçmediğiniz ürünün de parasını ödüyorsunuz. Bu nedenle ambalajlı ürünlere önem vermemiz gerekiyor. Özellikle sebze meyveyi seçerek almayı tercih ediyoruz ama ambalajlı meyve sebze kötü bir şey değil. Bunlar seçilmiş ürünler. Bu nedenle insanların hep bu zihniyette olması lazım. Çöpe attığımız her gıdanın parası bizim cebimizden gidiyor.”

seyidoglu

“TABAĞINI YÖNETEMEYEN KENDİNİ DE YÖNETEMEZ”

Gıda israfının önüne geçmenin topyekün hareket etmekten geçtiğini vurgulayan Seyidoğlu Gıda Genel Müdürü Mehmet Göksu, “Bu durum hem üreticinin hem perakendecinin hem tüketicinin beraber çabasıyla ele alınabilir. Bu çaba ambalajlama aşamasından tutun tüketicinin kullanım alışkanlıklarına kadar her şeyi kapsıyor. Bir de biliyorsunuz restoranlarda, otellerde çok fazla atık ve israf var. Özellikle Akdeniz bölgesindeki otellere baktığımızda bunu görüyoruz. Ben şunu diyorum; bir insan kendi tabağını yönetemiyorsa kendini yönetemez. Tabağını yönetebilen insan hayatını da yönetebilir. Örneğin, ben tabağımı alırken yiyebileceğim kadar alıyorum. Evde, restoranda veya nerede israf varsa orada bereket azalıyor. Ama söylediğim gibi bu sadece perakendecinin, marketçinin ve üreticinin topyekûn çalışmasıyla önlenebilir.

Kendi şirketlerinde atık konusunda çok dikkatli olduklarını dile getiren Göksu, şunları söylüyor: “Mağazalarımızda da kendi üretimimizde de arkadaşlarımıza eğitimler veriyoruz. Ekibimizi iç denetimlerle kontrol ediyoruz. Satabilecekleri kadar ürünler tedarik etmelerini istiyoruz. Yine de atık oluyor ama olabildiğince bunu minimize etmek için özel çaba sarf ediyoruz.”

İsrafın artmasının ürün fiyatlarına da etki ettiğine dikkat çeken Göksu, atık oranı ne kadar düşerse fiyatlara da doğru orantılı bir şekilde yansıyacağını belirtiyor. Son olarak da en yüksek atık ürünlerinin özellikle sebze ve meyvelerde olduğunu dile getiriyor.

En az 10 karakter gerekli

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.