DOLAR 49,60050,08%
GBP 66,43610,13%
EURO 55,6743-0,11%
ALTIN 6.599,620,40
BIST %
BITCOIN 41887392.4601%
ETH 1245563.10398%
İstanbul
18°

AÇIK

ÖZEL HABER
Rekabet gücümüzü üretimle artıracağız
COP31 öncesinde sanayi tesislerinin iklim kaynaklı yangın riskleri gündemde

COP31 öncesinde sanayi tesislerinin iklim kaynaklı yangın riskleri gündemde

Antalya’da düzenlenecek COP31 öncesinde iklim değişikliğinin sanayi güvenliği üzerindeki etkileri yeniden gündeme geldi. Artan sıcaklıklar, kuraklık ve aşırı hava olayları; kimya, petrokimya, enerji ve batarya tesislerinde yangın ve patlama riskini artırırken, uzmanlar ileri risk yönetimi ve profesyonel acil müdahale sistemlerinin önemine dikkat çekiyor.

04/11/2026 11:33
COP31 öncesinde sanayi tesislerinin iklim kaynaklı yangın riskleri gündemde

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31, 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek. Zirve kapsamında ele alınacak dirençli şehirler, sanayi ve altyapı ile yeşil enerji dönüşümü başlıkları, iklim değişikliğinin üretim tesisleri üzerindeki etkilerini de gündeme taşıyor.

Özellikle uzun süreli sıcak hava dalgaları, kuraklık ve öngörülemeyen hava olayları; petrokimya, plastik, kimyasal depolama, lityum batarya ve enerji tesisleri gibi yüksek riskli sanayi alanlarında yangın ve patlama ihtimalini artırıyor. Bu gelişmeler, üretim süreçlerinin güvenli şekilde sürdürülmesinin yanı sıra endüstriyel kazalar sonucunda ortaya çıkabilecek çevresel zararların önlenmesini de önemli hale getiriyor.

AŞIRI SICAKLIK VE DÜŞÜK NEM YANGIN TEHLİKESİNİ ARTIRIYOR

İklim değişikliğiyle birlikte yükselen sıcaklıklar ve uzun süren kuraklık dönemleri, sanayi tesislerindeki yangın risklerini farklı boyutlara taşıyor. Özellikle kimyasal üretim alanları, rafineriler, plastik fabrikaları ve enerji santrallerinde düşük nem oranları statik elektrik oluşumunu ve yanıcı kimyasal buharların yayılma ihtimalini artırabiliyor.

Sanayi tesislerinin yakın çevresinde meydana gelen orman yangınları ve aşırı hava koşulları da tesislerin güvenliğini tehdit ediyor. Normal şartlarda küçük çaplı kalabilecek teknik arızalar veya kıvılcımlar, elverişsiz atmosferik koşullarda daha büyük yangınlara dönüşebiliyor. Bu nedenle tesislerin yalnızca mevcut güvenlik prosedürlerini uygulaması değil, iklim kaynaklı yeni riskleri de dikkate alan önleyici sistemler geliştirmesi gerekiyor.

Falckon Genel Muduru Anil Yamaner 1 154109715 e1793781067267

ENDÜSTRİYEL YANGINLARIN ÇEVRESEL ETKİSİ YILLARCA SÜREBİLİYOR

Büyük sanayi yangınları, can ve mal kayıplarının ötesinde hava, su ve toprak üzerinde uzun süreli kirliliğe neden olabiliyor. Özellikle kimya ve petrokimya tesislerinde yaşanan kazalar sonucunda atmosfere sera gazları, siyah karbon ve toksik maddeler yayılabiliyor.

Bu tür olaylar, işletmelerin karbon emisyonlarını azaltmak için yürüttüğü sürdürülebilirlik çalışmalarını da olumsuz etkiliyor. Yangın sonrasında kullanılan söndürme sularının kimyasal maddelerle karışması ve doğal su kaynaklarına ulaşması ise ekosistemler açısından ek riskler oluşturuyor.

2019 yılında Fransa ve ABD’de meydana gelen iki büyük endüstriyel yangın, tesislerde yaşanan kazaların çevresel ve ekonomik etkilerinin ne kadar geniş bir alana yayılabileceğini ortaya koydu.

Falckon Genel Muduru Anil Yamaner 3 154110346

FRANSA’DAKİ LUBRIZOL YANGINI TARIMSAL ÜRETİMİ ETKİLEDİ

Fransa’nın Rouen kentinde 26 Eylül 2019’da Lubrizol kimya tesisinde çıkan yangın, Avrupa’nın önemli endüstriyel çevre olaylarından biri olarak kayıtlara geçti. Tesis ve komşu depolama alanında yaklaşık 9 bin 500 ton kimyasal ve yanıcı madde yangından etkilendi. Yoğun siyah duman kilometrelerce geniş bir alana yayıldı.

Olayın ardından çevredeki okullar geçici olarak kapatılırken, bölge sakinlerine evlerinde kalmaları ve dumanla temastan kaçınmaları yönünde uyarılar yapıldı. Yangının çevreye etkilerinin değerlendirilmesi amacıyla hava, toprak ve tarım ürünlerinde incelemeler gerçekleştirildi.

200’den fazla belediyeyi kapsayan bölgede süt, yumurta ve çeşitli tarım ürünlerinin piyasaya sunulmasına yönelik geçici kısıtlamalar getirildi. Yaşanan gelişmeler, yerel üreticiler ve işletmeler açısından ekonomik kayıplara da neden oldu.

falckon gorsel 154110796

ABD’DEKİ KİMYASAL DEPOLAMA TESİSİNDE YANGIN SONRASI KİRLİLİK

ABD’nin Teksas eyaletindeki Deer Park bölgesinde bulunan Intercontinental Terminals Company (ITC) kimyasal depolama terminalinde 2019 yılında çıkan yangın da çevresel sonuçlarıyla dikkat çekti.

Yangın sırasında oluşan yoğun siyah duman Houston bölgesine yayılırken, havadaki benzen seviyeleri nedeniyle bölge sakinlerine kapalı alanlarda kalmaları ve pencerelerini kapatmaları yönünde uyarılar yapıldı.

Yangının ardından ortaya çıkan en önemli sorunlardan biri ise söndürme çalışmalarında kullanılan su ve köpüğün depolanan kimyasallarla karışması oldu. Oluşan kirli sıvının koruma sistemlerindeki sorunlar nedeniyle Tucker Bayou ve Houston Gemi Kanalı’na ulaşması, su kaynakları açısından ciddi bir kirlilik riski yarattı.

Olayın ardından su yollarındaki kirlilik nedeniyle bazı ulaşım ve gemi trafiği faaliyetleri geçici olarak durduruldu. Yangının 150 milyon doların üzerinde doğrudan maddi hasara yol açtığı bildirildi.

IMG 4436 154111131

FALCKON TÜRKİYE: SANAYİDE ÖNLEYİCİ GÜVENLİK SİSTEMLERİ ÖNEM KAZANIYOR

İklim değişikliğinin sanayi tesislerinde oluşturduğu risklere dikkat çeken Falckon Türkiye Genel Müdürü Anıl Yamaner, geleneksel yangın güvenliği uygulamalarının yeni koşullar karşısında geliştirilmesi gerektiğini belirtti.

Yamaner, COP31 kapsamında öne çıkan dirençli sanayi ve yeşil enerji dönüşümü hedeflerinin, üretim tesislerinin iklim kaynaklı tehlikelere karşı korunmasıyla doğrudan bağlantılı olduğunu ifade ederek şu değerlendirmede bulundu:

“COP31 gündeminde öne çıkan ‘Dirençli Sanayi ve Kritik Altyapılar’ ile ‘Yeşil Enerji Dönüşümü’ hedefleri, iklim kriziyle mücadelenin en kritik başlıkları arasında yer alıyor. Çünkü iklim değişikliğiyle birlikte artan sıcaklıklar, uzun süreli kuraklık ve öngörülemeyen aşırı hava olayları, sanayi tesislerinde yangın, patlama ve tehlikeli kimyasal reaksiyon risklerini daha da büyütüyor. Üstelik yeşil enerji dönüşümüyle yaygınlaşan lityum-iyon batarya sistemleri ve hidrojen teknolojileri, geleneksel müdahale yöntemlerinin yetersiz kalabildiği yeni yangın ve güvenlik risklerini beraberinde getiriyor.

İklim kaynaklı endüstriyel yangınların önlenememesi ve kritik altyapıların aşırı hava olaylarına karşı korunamaması, tesis sınırlarını aşan büyük çevre felaketlerine yol açabilir. Bu nedenle sanayide proaktif risk yönetimi ve ileri yangınla mücadele sistemleri artık yalnızca tesislerin ve çalışanların güvenliği açısından değil, çevrenin korunması ve iklim değişikliğiyle mücadele açısından da hayati önem taşıyor. Çünkü önlenen her büyük endüstriyel yangın, aynı zamanda atmosfere salınabilecek yüksek miktarda sera gazı ve zararlı emisyonun da önüne geçilmesi anlamına geliyor.”

Falckon Foto 154110924

SİGORTA SEKTÖRÜ SANAYİ TESİSLERİNDEN DAHA GÜÇLÜ ÖNLEMLER BEKLİYOR

İklim değişikliğinin ekonomik etkileri, sigorta ve reasürans sektörünün risk değerlendirme yöntemlerini de değiştiriyor. Sıcak hava dalgaları, kuraklık ve aşırı hava olayları nedeniyle sanayi tesislerinde meydana gelebilecek yangınların sıklığı ve hasar boyutları, sigorta şirketlerinin teminat koşullarını yeniden değerlendirmesine neden oluyor.

Bu kapsamda sigorta kuruluşları, üretim tesislerinden profesyonel itfaiye ekipleri, gelişmiş risk analizleri ve kesintisiz acil müdahale sistemleri gibi daha kapsamlı güvenlik önlemleri talep ediyor. Gerekli altyapıyı oluşturamayan işletmeler ise daha yüksek sigorta primleri, ağır muafiyetler veya sigorta kapsamına alınmama gibi risklerle karşılaşabiliyor.

Falckon Türkiye Genel Müdürü Anıl Yamaner, sigorta sektöründeki bu değişime ilişkin değerlendirmesinde, iklim kaynaklı fiziksel risklerin sanayi kuruluşlarının güvenlik yatırımlarını doğrudan etkilediğini belirtti.

Yamaner, “İklim krizine bağlı fiziksel risklerin yükselmesiyle birlikte sigortacılar; üretim tesislerinden aşırı sıcaklık, kuraklık ve yangın tehditlerine karşı yerinde profesyonel itfaiye teşkilatları, ileri risk modellemeleri ve 7/24 kesintisiz acil müdahale altyapıları talep ediyor. İklim kaynaklı yangın risklerini proaktif mühendislikle yönetemeyen tesisler yüksek primler, ağır muafiyetler hatta sigortalanamama riskiyle karşı karşıya kalırken; Falckon Türkiye’nin uluslararası akreditasyonlara uygun yangın ve acil durum yönetim modelleri sanayi kuruluşlarının operasyonel güvenilirlik sağlayarak sigorta maliyetlerinde ciddi avantaj elde etmelerine yardımcı oluyor.” ifadelerini kullandı.

En az 10 karakter gerekli

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.