DOLAR 49,60050,08%
GBP 66,43610,13%
EURO 55,6743-0,11%
ALTIN 6.599,620,40
BIST %
BITCOIN 41887392.4601%
ETH 1245563.10398%
İstanbul
18°

AÇIK

ÖZEL HABER
Asıl hikâye şimdi başlıyor
Sanayiden mavi finansa dört başlıkta dönüşüm hamlesi

Sanayiden mavi finansa dört başlıkta dönüşüm hamlesi

Akbank, Türkiye’nin yeşil dönüşümünü desteklemek amacıyla 2030 yılı sürdürülebilir finansman hedefini 2,5 trilyon TL’ye yükseltti. 2026’nın üçüncü çeyreğinde 905 milyar TL’ye ulaşarak önceki hedefini aşan banka, COP31 kapsamında sanayinin karbonsuzlaşmasından sürdürülebilir tedarik zincirlerine, elektrifikasyondan mavi finansmana kadar dört alanda yeni iş birlikleri ve finansman modelleri geliştirmeye hazırlanıyor. Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, yeni yeşil kredi kullandırımlarının yüzde 50’sini sanayinin dönüşüm yatırımlarına yönlendirmeyi hedeflediklerini belirterek, finansmanın yalnızca hacmiyle değil, reel ekonomide yarattığı somut etkiyle değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

02/11/2026 15:19
Sanayiden mavi finansa dört başlıkta dönüşüm hamlesi

Türkiye’nin 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da ev sahipliği yapacağı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) öncesinde finans sektörünün dönüşümdeki rolü yeniden gündeme gelirken, Akbank sürdürülebilir finansman hedefini büyüttü. Banka, 2030 yılı için belirlediği 800 milyar TL’lik sürdürülebilir finansman hedefine 2026’nın üçüncü çeyreğinde 905 milyar TL’ye ulaşarak erken dönemde erişti. Türkiye’nin dönüşüm yatırımlarındaki finansman ihtiyacını dikkate alan Akbank, yeni hedefini 2,5 trilyon TL olarak açıkladı.

Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, yeni hedefin yalnızca finansman kapasitesini artırma kararlılığını değil, kaynakları Türkiye ekonomisinin dönüşümünde belirleyici olacak alanlara yönlendirme iradesini de ortaya koyduğunu söyledi. Gür, sürdürülebilir finansmanda asıl ölçütün sağlanan kaynağın büyüklüğünden ibaret olmadığını belirterek, “Bizim için sürdürülebilir finansmanda önemli olan, finansmanın büyüklüğünün yanı sıra reel ekonomide yarattığı somut etkidir” dedi.

Bu yaklaşım doğrultusunda Akbank, yeni yeşil kredi kullandırımlarının yüzde 50’sini sanayinin yeşil dönüşümüne ayırmayı hedefliyor. Banka; enerji verimliliğini artıran, emisyonları azaltan ve uluslararası rekabet gücünü destekleyen yatırımlara öncelik verecek.

“İKLİM DÖNÜŞÜMÜ EKONOMİK KALKINMANIN DIŞINDA DÜŞÜNÜLEMEZ”

Kaan Gür, iklim değişikliğiyle mücadelenin artık yalnızca çevresel bir sorumluluk olarak ele alınamayacağını, rekabetçilikten enerji maliyetlerine, tedarik güvenliğinden teknoloji yatırımlarına ve dış pazarlara erişime kadar ekonominin temel dinamiklerini etkilediğini ifade etti.

Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın 2026 itibarıyla kalıcı uygulama dönemine girmesi ve Türkiye’de iklim kanunu ile emisyon ticaret sistemine ilişkin düzenlemelerin gelişmesi, özellikle emisyon yoğun sektörlerde dönüşüm ihtiyacını hızlandırıyor. Gür, düzenlemelerin her şirketi aynı şekilde etkilemediğine işaret ederek sektör, ürün, üretim teknolojisi ve pazar yapısındaki farklılıkların finansman çözümlerine de yansıması gerektiğini kaydetti.

Gür, başarılı bir sürdürülebilir finansman stratejisinin önce işletmenin ihtiyacını doğru belirlemeyi, ardından yatırımı projelendirmeyi ve uygun finansman modelini sunmayı gerektirdiğini belirterek, “İklim dönüşümünü yalnızca çevresel bir başlık olarak görüp ekonomik kalkınmanın dışında düşünmemiz mümkün değil” değerlendirmesinde bulundu.

SANAYİNİN DÖNÜŞÜMÜ İÇİN 70 MİLYAR DOLARIN ÜZERİNDE YATIRIM GEREKİYOR

Akbank’ın COP31 kapsamında belirlediği dört temel çalışma alanının ilkini sanayinin yeşil dönüşümü oluşturuyor. Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefine ulaşabilmesi için yalnızca çelik, çimento, alüminyum ve gübre sektörlerinde 70 milyar doların üzerinde yatırım ihtiyacı bulunduğuna dikkat çekiliyor.

Sektörlerin ve üretim tesislerinin ihtiyaçlarının birbirinden farklı olduğunu belirten Gür, her işletmeye aynı finansman paketinin sunulamayacağını ifade etti. Bir tesisin enerji verimliliğine yatırım yapması gerekirken başka bir işletmenin üretim teknolojisini yenilemeye, alternatif yakıtlara geçmeye veya su tüketimini azaltmaya ihtiyaç duyabileceğini aktaran Gür, finansman kararlarının teknik ihtiyaçlara göre şekillendirilmesi gerektiğini söyledi.

Akbank’ın 2025 yılında uygulamaya aldığı Yeşil Dönüşüm Skoru da bu yaklaşımın araçlarından biri olarak öne çıkıyor. Şirketlerin dönüşüm kapasitesini ve ihtiyaçlarını değerlendiren uygulama kredi süreçlerine ve yönetim kurulu seviyesindeki karar mekanizmalarına dahil edildi. Gür, bugüne kadar 500’ün üzerinde şirketin bu sistemle değerlendirildiğini belirtti.

Banka, kendi faaliyetleri ve kredi portföyü açısından da net sıfır hedefini sürdürüyor. Akbank, 2050 yılına kadar net sıfır emisyonlu banka olmayı hedeflerken öncelikli sektörleri için 2030 karbon azaltım hedefleri oluşturdu.

KOBİ’LER TEDARİK ZİNCİRİNİN DIŞINDA KALMAYACAK

COP31’in ikinci çalışma alanı sürdürülebilir tedarik zincirleri olacak. Bir ürünün karbon ayak izinin yalnızca ana üreticinin faaliyetleriyle sınırlı olmadığını, ham madde temininden lojistiğe kadar tüm tedarik ağının bu etkiyi belirlediğini vurgulayan Gür, büyük şirketlerin iklim hedeflerine ulaşabilmesi için tedarikçilerinin de dönüşüm sürecine katılması gerektiğini söyledi.

Özellikle KOBİ’lerin teknoloji, teknik uzmanlık ve uzun vadeli finansmana erişimde daha fazla güçlük yaşayabildiğine işaret eden Gür, bu işletmelerin desteklenmediği bir dönüşümün eksik kalacağını dile getirdi.

Akbank, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ile yürüttüğü risk paylaşımı modeli kapsamında kurumsal müşterilerinin tedarikçilerine finansman ve danışmanlık desteği sunuyor. Program çerçevesinde EBRD tarafından hibe desteği de sağlanıyor. Gür, COP31’de bu iş birliğinin etkisini daha geniş bir işletme ağına taşıyacak yeni bir projenin duyurulacağını belirterek, “Dönüşümü yalnızca ana firmalarda ararsak ekonominin önemli bir bölümünü bu resmin dışında bırakmış oluruz” dedi.

SOĞUTMA VE ELEKTRİFİKASYON YATIRIMLARI ÖNE ÇIKIYOR

Akbank’ın üçüncü önceliğini elektrifikasyon ve sürdürülebilir iklimlendirme yatırımları oluşturuyor. Küresel enerji talebinin yaklaşık yüzde 30’unu binaların oluşturduğunu, binaların soğutulmasında kullanılan elektriğin ise 2015’ten bu yana yüzde 50 arttığını belirten Gür, verimli iklimlendirme sistemlerinin enerji tüketimi ve emisyonların azaltılmasında önemli rol oynadığını ifade etti.

Banka, 2026 yılının başında Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın (UNDP) Cool-Up Programı’nın Türkiye’deki ilk finansal partneri oldu. Bu kapsamda başlatılan Sürdürülebilir İklimlendirme Finansman Programı, finansmanı teknik danışmanlık ve teknoloji sağlayıcılarıyla bir araya getiriyor. Programla işletmelerin daha verimli sistemlere geçişinin kolaylaştırılması, enerji maliyetlerinin ve emisyonların azaltılması amaçlanıyor.

Gür, sürdürülebilir soğutma teknolojilerinin önemli avantajlar sunmasına rağmen yüksek ilk yatırım maliyetleri, teknik bilgi eksikliği ve finansmana erişim güçlükleri nedeniyle yaygınlaşmasının sınırlı kaldığını söyledi. Bu nedenle finansman mekanizmalarının teknik uzmanlıkla desteklenmesi gerektiğini vurguladı.

Elektrifikasyonun yalnızca elektrikli araçlardan ibaret olmadığını da belirten Gür, sanayiden binalara, ticari tesislerden lojistiğe kadar pek çok alanda kullanılan sistem ve ekipmanların dönüşümünün önemine dikkat çekti. Bu dönüşümün emisyonları azaltabilmesi için elektriğin yenilenebilir kaynaklardan üretilmesinin de kritik olduğunu kaydetti.

Akbank’ın proje finansmanı portföyünde yeşil kredilerin payı bir yıl içinde yüzde 8’den yüzde 42’ye yükseldi. 2025 yıl sonu itibarıyla enerji projeleri finansmanı portföyünde yenilenebilir enerjinin payı yüzde 77’ye ulaştı. Banka; güneş ve rüzgâr yatırımlarının yanı sıra enerji depolama, büyük ölçekli YEKA projeleri ve sanayicilerin kendi elektriğini üretmesini sağlayan öz tüketim yatırımlarını da finansman gündeminde tutuyor.

MAVİ FİNANSMANLA SU VE TURİZM YATIRIMLARI DESTEKLENECEK

Akbank’ın COP31 kapsamındaki dördüncü önceliği ise mavi finansman. Bu başlık altında denizlerin ve kıyıların korunması, su verimliliği, suyun geri kazanılması, atıkların yeniden değerlendirilmesi ve sürdürülebilir turizm yatırımları ele alınacak.

Su kaynaklarının verimli kullanılmasının tarımdan sanayiye, gıda üretiminden turizme kadar pek çok sektörün sürdürülebilirliği açısından kritik olduğunu belirten Gür, bir üretim tesisinin suyu geri kazanmasının veya bir otelin su tüketimini azaltmasının hem kaynakların korunmasına hem de işletmelerin maliyetlerinin düşürülmesine katkı sağladığını ifade etti.

Akbank’ın 2025 yıl sonunda proje finansmanıyla desteklediği otel portföyünün yüzde 99’u mavi finansman kapsamında takip edilen projelerden oluştu. Sürdürülebilir turizm kredilerinin bankanın yeşil finansman portföyündeki payı ise yüzde 14’e ulaştı.

KARBON PİYASALARI ŞİRKETLERİN MALİYETLERİNİ ETKİLEYECEK

Gür, karbon piyasalarının da şirketlerin gündeminde giderek daha belirleyici hale geldiğini söyledi. Karbon emisyonlarının artık yalnızca çevresel bir gösterge olmadığını; üretim maliyetlerini, yatırım kararlarını, ihracat rekabetçiliğini ve nakit akışını doğrudan etkileyen bir unsura dönüştüğünü belirtti.

Şirketlerin bu yeni döneme hazırlanabilmesi için öncelikle emisyonlarını doğru hesaplaması gerektiğini kaydeden Gür, ardından emisyon azaltım potansiyeli, yatırım maliyeti, işletme giderleri ve geri dönüş süresinin birlikte değerlendirilmesinin önemini vurguladı. Finansman yapısının da yatırımların ekonomik ömrü ve geri ödeme planıyla uyumlu olması gerektiğini ifade etti.

Akbank’ın müşterilerinin hem mevcut yükümlülüklerine hem de karbon piyasalarının oluşturabileceği fırsatlara hazırlanmasına destek vermeyi amaçladığını belirten Gür, mevzuat ve piyasa altyapısındaki gelişmelere paralel olarak yeni finansman ürünleri üzerinde çalıştıklarını aktardı.

İLERİ DÖNÜŞÜM PROJESİ MESLEK LİSELERİNE YAYILACAK

Akbank’ın sürdürülebilirlik yaklaşımı finansman faaliyetlerinin yanı sıra toplumsal yatırımlara da yansıyor. Bankanın “Dönüşümde Gelecek Var” projesi kapsamında kullanım ömrünü tamamlayan ofis mobilyaları, Hatay’daki meslek liselerinde öğrenciler tarafından yeni okul eşyalarına dönüştürülüyor.

Proje kapsamında bugüne kadar 19 bin 200 okul mobilyası üretildi, 1.311 okulun eğitim ortamı iyileştirildi ve 400 bini aşkın öğrenciye ulaşıldı. Gür, Millî Eğitim Bakanlığı ile imzalanan protokol doğrultusunda ileri dönüşüm eğitim modülünün Türkiye genelindeki meslek liselerinde yaygınlaştırılacağını belirtti. Bu kapsamda 1.000’i aşkın öğretmenin katılımıyla eğitici eğitimleri programının da başlatıldığını söyledi.

Gür, COP31’i yalnızca uluslararası bir iklim konferansı olarak değil, yeni yatırımların ve kalıcı iş birliklerinin geliştirilmesi için bir fırsat olarak gördüklerini ifade etti. Antalya’da sanayi şirketlerini, KOBİ’leri, kamu kurumlarını, teknik uzmanları ve uluslararası finans kuruluşlarını bir araya getirmeyi hedeflediklerini belirten Gür, “Antalya’da kurulacak ilişkilerin konferans sonrasında yeni yatırımlara, ortaklıklara ve kalıcı finansman modellerine dönüşmesi temel önceliğimiz olmalı” dedi.

En az 10 karakter gerekli

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.