Türkiye’nin teknoloji odaklı üretim ve kalkınma hedefleri doğrultusunda araştırma ve geliştirme (AR-GE) yatırımları son 10 yılda önemli ölçüde büyüdü. Özellikle savunma, havacılık ve uzay gibi stratejik sektörlerdeki teknolojik gelişmeleri destekleyen yüksek teknoloji AR-GE harcamaları, toplam yatırımlar içerisindeki ağırlığını artırdı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden derlenen bilgiler, yüksek teknoloji alanındaki harcamaların 2016-2025 döneminde yaklaşık 45 katına çıktığını ortaya koydu.
Milli Teknoloji Hamlesi kapsamında yürütülen çalışmalarla birlikte teknoloji geliştirme kapasitesinin artırılması, yerli üretimin desteklenmesi ve stratejik sektörlerde dışa bağımlılığın azaltılması hedefleniyor. Bu süreçte AR-GE yatırımlarının büyümesi, Türkiye’nin teknoloji ekosisteminin gelişimi açısından önemli göstergelerden biri olarak değerlendiriliyor.

Türkiye’de toplam AR-GE harcamaları son 10 yılda kesintisiz biçimde yükseldi. 2016 yılında 29 milyar 412 milyon lira olan harcamalar, 2021’de ilk kez 100 milyar lira sınırını aşarak 101 milyar 738 milyon liraya ulaştı. 2022 yılında ise 198 milyar 670 milyon liralık AR-GE harcaması gerçekleştirildi.
Artış sonraki yıllarda da devam etti. 2023’te 377 milyar 542 milyon lira seviyesinde kaydedilen toplam harcamalar, 2024’te 651 milyar 822 milyon liraya çıktı. 2025 yılında ise 980 milyar 428 milyon lirayla şimdiye kadarki en yüksek düzeyine ulaştı.
Böylece 2016-2025 döneminde yıllık AR-GE harcamaları yaklaşık 33 katına yükselirken, 10 yıllık toplam harcama 2 trilyon 550 milyar 292 milyon lirayı buldu. Bu tablo, araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin Türkiye ekonomisindeki ağırlığının giderek arttığını gösterdi.
AR-GE yatırımlarının ekonomik büyüklük içindeki payı da yükseliş kaydetti. Gayri Safi Yurt İçi AR-GE harcamasının Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’ya (GSYH) oranı 2016 yılında yüzde 1,12 düzeyindeydi. 2025’te 63 trilyon 20 milyar 906 milyon lira olarak gerçekleşen GSYH içerisinde AR-GE harcamalarının payı yüzde 1,55’e çıktı.
AR-GE yatırımlarındaki artış, bu alanda çalışan personel sayısına da yansıdı. Tam zaman eş değeri (TZE) cinsinden hesaplanan AR-GE personeli sayısı 2016 yılında 139 bin 177 kişiyken 2025’te 317 bin 982 kişiye yükseldi. Böylece 10 yıllık dönemde AR-GE alanında çalışan personel sayısı 178 bin 805 kişi arttı.
İnsan kaynağındaki büyümeyle birlikte kadınların AR-GE faaliyetlerindeki payında da artış görüldü. 2016 yılında 43 bin 48 olan kadın AR-GE personeli sayısı, 2025’te 108 bin 453’e ulaştı. Kadın çalışanların toplam AR-GE personeli içerisindeki oranı da aynı dönemde yüzde 31,4’ten yüzde 34,1’e yükseldi.
Bu veriler, AR-GE alanındaki istihdamın niceliksel olarak büyümesinin yanı sıra kadınların teknoloji ve araştırma faaliyetlerine katılımında da ilerleme kaydedildiğini ortaya koydu. Yüksek teknoloji alanlarında nitelikli insan kaynağının geliştirilmesi, Türkiye’nin araştırma kapasitesini ve yenilikçi üretim gücünü destekleyen başlıca unsurlar arasında bulunuyor.

AR-GE personelinin eğitim düzeyine göre dağılımı, bu alandaki insan kaynağının niteliğine ilişkin önemli veriler sundu. 2025 yılı itibarıyla AR-GE çalışanlarının yüzde 40,6’sı lisans mezunlarından oluştu. Doktora veya eş değeri eğitim düzeyine sahip personelin oranı yüzde 31 olarak kaydedildi.
Yüksek lisans mezunları toplam personelin yüzde 19,4’ünü oluştururken meslek yüksekokulu mezunlarının payı yüzde 4,9 oldu. Lise ve altı eğitim düzeyindeki çalışanların oranı ise yüzde 4,1 olarak gerçekleşti.
Veriler, AR-GE faaliyetlerinde yükseköğretim mezunu ve uzmanlık düzeyine sahip çalışanların önemli bir ağırlık taşıdığını gösterdi. Özellikle doktora ve eş değeri eğitim seviyesindeki personelin toplam içerisindeki yüzde 31’lik payı, araştırma ve geliştirme süreçlerinde ileri uzmanlık gerektiren çalışmaların önemini ortaya koydu.
Bölgesel dağılım incelendiğinde, 2025 yılında AR-GE harcamalarının en yüksek olduğu bölge İstanbul oldu. İstanbul’u Ankara ve Kocaeli ile Sakarya, Düzce, Bolu ve Yalova illerini kapsayan bölge izledi.
Bu dağılım, Türkiye’de araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin belirli sanayi ve teknoloji merkezlerinde yoğunlaştığını gösterdi. İstanbul ve Ankara’nın yanı sıra sanayi üretiminin güçlü olduğu Kocaeli ve çevresindeki iller de AR-GE yatırımlarında öne çıkan merkezler arasında yer aldı.
Bölgesel yoğunlaşma, üretim altyapısı, nitelikli iş gücü ve teknoloji geliştirme faaliyetlerinin bir arada bulunduğu merkezlerin AR-GE harcamalarındaki ağırlığını ortaya koyuyor. Bu merkezlerdeki yatırımlar, sanayinin teknolojik dönüşümüne katkı sağlarken farklı sektörlerde yenilikçi ürün ve süreçlerin geliştirilmesi açısından da önem taşıyor.
İmalat sanayisinde teknoloji düzeylerine göre yapılan AR-GE harcamalarında son yıllarda yüksek teknoloji faaliyetleri ilk sıraya yerleşti. Verilerin tutulmaya başlandığı 2015 yılından 2017’ye kadar orta-yüksek teknoloji grubundaki girişimlerin harcamaları öne çıkarken, sonraki dönemde yüksek teknoloji faaliyetlerine yapılan yatırımlar bu grubun önüne geçti.
2016 yılında yüksek teknoloji alanındaki AR-GE harcamaları 3 milyar 452 milyon lira düzeyindeydi. 2025 yılına gelindiğinde bu tutar 154 milyar 24 milyon liraya yükseldi. Böylece yüksek teknoloji AR-GE harcamaları 10 yıllık dönemde yaklaşık 45 katına çıktı.
Savunma, havacılık ve uzay gibi stratejik alanların yanı sıra ileri teknoloji gerektiren üretim faaliyetleri de bu yatırımların önemini artırıyor. Yüksek teknoloji alanındaki AR-GE harcamalarının büyümesi, imalat sanayisinin daha fazla teknoloji geliştiren ve katma değer üreten bir yapıya yönelmesi açısından dikkat çekiyor.
İmalat sanayisindeki AR-GE harcamalarının teknoloji düzeylerine göre dağılımı, yüksek teknoloji grubunun ağırlığını açık biçimde ortaya koydu. 2025 yılında imalat sanayisinde gerçekleştirilen 322 milyar 656 milyon liralık AR-GE harcamasının yüzde 47,7’si yüksek teknoloji faaliyetinde bulunan girişimler tarafından yapıldı.
Orta-yüksek teknoloji grubundaki girişimlerin payı yüzde 40,7 olarak kaydedildi. Orta-düşük teknoloji faaliyetlerinin payı yüzde 7,2 olurken düşük teknoloji grubundaki girişimlerin imalat sanayisi AR-GE harcamalarındaki oranı yüzde 4,4 seviyesinde gerçekleşti.
Bu dağılımda yüksek ve orta-yüksek teknoloji gruplarının toplam payının yüzde 88,4’e ulaşması, imalat sanayisindeki araştırma ve geliştirme kaynaklarının büyük bölümünün daha ileri teknoloji düzeyindeki faaliyetlerde yoğunlaştığını gösterdi.
Son 10 yıllık veriler, Türkiye’de AR-GE yatırımlarının hem toplam büyüklük hem de yüksek teknoloji alanındaki ağırlık bakımından önemli bir değişim geçirdiğine işaret ediyor. Yüksek teknoloji harcamalarının 154 milyar lirayı aşması, imalat sanayisinde bu alanın ilk sıraya yerleşmesi ve AR-GE personeli sayısının 318 bine yaklaşması, teknoloji odaklı üretim hedeflerinin ekonomik ve kurumsal göstergelere yansıdığını ortaya koyuyor.
GÜNDEM KORİDORU
31 Ekim 2026GÜNDEM KORİDORU
31 Ekim 2026EKONOMİ
31 Ekim 2026ALMANYA'DA İŞ DÜNYASI
31 Ekim 2026EKONOMİ
31 Ekim 2026SPOR
31 Ekim 2026EKONOMİ
31 Ekim 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.