Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) ihracatçı firmaların döviz gelirlerinin Türk lirasına dönüşümüne yönelik destek mekanizmasında yaptığı değişiklikler, 1 Ekim itibarıyla yeni bir dönemi başlattı. Düzenlemeyle ihracatçıların finansmana erişimi ve döviz yönetimi yeniden şekillenirken, madencilik sektörü kendine özgü yatırım ve maliyet yapısının destek mekanizmasında daha güçlü biçimde dikkate alınmasını istiyor.
Enerji, işçilik, akaryakıt, lojistik ve finansman maliyetlerindeki artışın yanı sıra uzun yatırım süreçleri ve döviz bazlı makine-ekipman ihtiyacıyla faaliyet gösteren maden ihracatçıları, desteklerin sektörlerin farklı koşullarını gözeten bir yapıya kavuşturulması gerektiğini belirtiyor.

İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Metin Çekiç, Türk maden sektörünün küresel pazarlarda yoğun fiyat rekabetiyle karşı karşıya olduğunu belirterek, Türkiye’de artan maliyetlerin ihracat fiyatlarına aynı ölçüde yansıtılamadığını ifade etti.
Enerji, işçilik, akaryakıt ve lojistik başta olmak üzere birçok kalemde maliyetlerin yükseldiğine dikkati çeken Çekiç, döviz dönüşüm desteğinin sektörün rekabet gücünü koruyacak seviyede ele alınması gerektiğini söyledi.
Çekiç, maden ihracatçılarının dünya pazarlarında uluslararası fiyatlarla rekabet ettiğini belirterek, Türkiye’deki maliyet artışlarının müşterilere aynı oranda yansıtılamadığını kaydetti. İşçilik, enerji, akaryakıt, nakliye, finansman, bakım-onarım, çevre, ruhsat ve izin maliyetlerindeki artışın, döviz kurundaki hareketle dengelenemediğini aktaran Çekiç, mevcut yüzde 3’lük desteğin sektör açısından yeterli olmadığını dile getirdi.
Çekiç, destek oranlarının sektörlerin maliyet yapısı, enerji yoğunluğu, yatırım ihtiyacı ve ihracat özellikleri dikkate alınarak en az yüzde 5-8 seviyelerine yükseltilmesini ve finansmana erişimin kolaylaştırılmasını beklediklerini bildirdi.
Yeni sistemde katma değer hesaplamalarının madencilik sektörünün uzun yatırım dönemlerini de kapsaması gerektiğini vurgulayan Çekiç, maden sahalarının ekonomik değer yaratabilir hale gelmesinin yıllar süren çalışmalar sonucunda mümkün olduğunu söyledi.
Arama, sondaj, rezerv geliştirme, dekapaj, ocak hazırlığı, altyapı, makine ve ekipman yatırımları ile çevre ve rehabilitasyon çalışmalarının üretim sürecinin ayrılmaz parçaları olduğuna işaret eden Çekiç, madencilikte katma değerin yalnızca faaliyet kârı veya doğrudan bordrolu işçilik üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.
Çekiç, yer altındaki rezervin aranmasından çıkarılmasına, işlenmesinden ihraç edilebilir ürüne dönüştürülmesine ve dünya pazarlarına ulaştırılmasına kadar uzun bir değer zincirinin bulunduğunu ifade ederek, yerli yatırım, üretim ve hizmet alımlarının da katma değer hesabında karşılık bulması gerektiğini kaydetti.
Tek bir yılın faaliyet kârı üzerinden yapılacak değerlendirmenin sektörün Türkiye ekonomisine sağladığı gerçek katkıyı tam olarak ortaya koyamayacağını belirten Çekiç, uzun vadeli yatırım yapısının dikkate alınması gerektiğini söyledi.
Madencilik sektörünün yüksek makine ve ekipman kullanımına dayalı olduğunu hatırlatan Çekiç, ihracatçı firmaların hesaplarında bulunan dövizin önemli bölümünün yatırım ve üretim faaliyetlerinin sürdürülebilmesi amacıyla tutulduğunu belirtti.
İş makineleri, sondaj ekipmanları, kırıcılar, motorlar, elektronik sistemler ve yedek parçaların önemli ölçüde döviz cinsinden fiyatlandığına dikkati çeken Çekiç, firmaların döviz pozisyonu değerlendirilirken mevcut yükümlülüklerinin de hesaba katılması gerektiğini söyledi.
Çekiç, ihracatçıların ülkeye döviz kazandırırken üretimin devamı için makine, teknoloji, yedek parça ve çeşitli girdilerde yeniden döviz kullanmak zorunda kaldığını ifade etti. Firmaların kısa ve orta vadeli döviz borçları, yatırım yükümlülükleri ve ithal girdilerinin de değerlendirmelerde dikkate alınması gerektiğini belirten Çekiç, üretimin sürdürülebilmesi için tutulan dövizin atıl bir varlık olarak değerlendirilmemesi gerektiğini kaydetti.
Döviz dönüşüm desteğinin kısa süreli uygulamalar yerine ihracatçıya öngörülebilirlik sağlayacak uzun vadeli bir politika çerçevesine oturtulması gerektiğini belirten Çekiç, Türkiye’nin döviz gelirlerini kalıcı biçimde artırmasının yolunun üretim ve ihracat kapasitesinin güçlendirilmesinden geçtiğini vurguladı.
Rekabet gücünü kaybeden ihracatçının sipariş kaybıyla karşı karşıya kalabileceğini belirten Çekiç, bunun üretim ve ihracatın yanı sıra döviz gelirlerinde de düşüşe yol açabileceğini ifade etti.
Çekiç, ihracatçıların kazandığı dövizin daha fazla TL’ye dönüştürülmesinden önce Türkiye’ye daha fazla döviz kazandıracak üretim ve ihracat kapasitesinin desteklenmesi gerektiğini söyledi.
Madenciliğin yatırım, üretim ve maliyet yapısının dikkate alındığı, gerçek katma değeri destekleyen ve uluslararası rekabet gücünü koruyan daha kapsayıcı ve sürdürülebilir bir sistemin oluşturulması gerektiğini belirten Çekiç, bunun Türkiye’nin uzun vadeli döviz gelirlerine de katkı sağlayacağını kaydetti.
GÜNDEM KORİDORU
17 gün önceGÜNDEM KORİDORU
07 Ekim 2026EKONOMİ
07 Ekim 2026ALMANYA'DA İŞ DÜNYASI
07 Ekim 2026EKONOMİ
07 Ekim 2026SPOR
07 Ekim 2026EKONOMİ
07 Ekim 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.