Türkiye sigorta sektöründe uzun bir aradan sonra yeniden halka arz heyecanı yaşandı. Maher Holding bünyesinde faaliyet gösteren Quick Sigorta, 12 yıl aradan sonra halka arz edilen ilk sigorta şirketi olmaya hazırlanıyor. Yüzde 10 oranında gerçekleştirilen halka arzın büyüklüğü 3,7 milyar TL oldu. Halka arzda ortak satışı yapılmadı ve elde edilen kaynağın tamamı şirketin sermaye yapısının güçlendirilmesinde kullanılacak. Halka arzın sigorta şirketlerinin büyüme kapasitesi açısından önemine dikkat çeken Maher Holding Sigorta Grubu Başkanı Ahmet Yaşar, sigortacılıkta sermaye gücünün doğrudan teminat kapasitesine yansıdığını söyledi.

Maher Holding Sigorta Grubu Başkanı Ahmet Yaşar
Yaşar, halka arzın finansman boyutunun yanı sıra şirketin kurumsal yapısına sağlayacağı katkının da önemli olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu: “Ortak satışı olmayan bir halka arz gerçekleştirdik. Halka arzın büyüklüğü 3,7 milyar lira. Bu 3,7 milyar lira kaynak tamamen bizim güçlü olan sermayemizi daha da güçlendirmek için kullanacağımız bir kaynak olacak. Çünkü sigorta şirketleri sermaye şirketleridir. Sizin sermayenizin gücüyle orantılıdır sağladığınız kapasite, sunduğunuz teminatlar. Dolayısıyla öz sermaye büyüklüğünüzle birtakım ürünleri ve bunların miktarlarını belirleyebilirsiniz.”
Quick Sigorta’nın aktif büyüklüğünde de Türkiye’de beşinci sırada bulunduğunu belirten Yaşar, şirketin zaten güçlü bir sermaye yapısına sahip olduğunu, halka arzla birlikte bu yapının daha da güçlendirilmesini amaçladıklarını söyledi.
Yaşar, halka arzın asıl etkisinin yalnızca bilançoya girecek kaynakla sınırlı kalmayacağını dile getirdi. Sigorta şirketlerinin ülke ekonomisinin dayanıklılığında üstlendiği rol nedeniyle kurumsal yönetim ilkelerinin de büyük önem taşıdığını belirten Yaşar, halka açık şirket olmanın şeffaflık ve hesap verebilirliği artıracağını ifade etti.
Halka arzın bu yönünü özellikle vurgulayan Yaşar, şu değerlendirmeyi yaptı: “Sigorta şirketleri ülkelerin ekonomik dayanıklılığında çok önemli rolleri olan şirketlerdir. Dolayısıyla sigorta şirketleri için; hesap verebilirlik, şeffaflık, finansal ve kurumsal disiplin son derece önemlidir. Böyle baktığınız zaman bir sigorta şirketi halka açık olarak aslında bir takım finansal ilkelere, bir takım kurumsal disiplinlere, yönetişim ilkelerine baştan uymayı kabul ettiğini söylemiştir. Bu kurallara da uymak zorundadır. Zaten biz Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun regülasyonlarına tabiyiz. Diğer taraftan SPK’nın, borsanın ve halka açıklığın bize getirdiği disiplinler daha da artacaktır.”

Financial security protection for family and savings, calculator and desk plant.
Quick Sigorta’nın halka arzıyla birlikte yatırımcıların şirkete ortak olacağını hatırlatan Yaşar, şirketin temettü politikasının da devam edeceğini söyledi. Şirketin son iki yıldır öz kaynaklarının yaklaşık yüzde 5’i oranında temettü dağıttığını belirten Yaşar, sigorta şirketlerinde önceliğin sermayeyi güçlendirmek olduğunu ifade etti.
Geçmiş dönemde kâr etmelerine rağmen temettü dağıtmak yerine sermayeyi büyütmeyi tercih ettiklerini anlatan Yaşar, sermaye yapısının güçlenmesinin ardından temettü politikasını hayata geçirdiklerini belirterek şunları söyledi: “Sigorta şirketleri sermaye şirketleridir. Sermayenizin belli bir yere gelmesine kadar temettü dağıtmamak doğru bir şeydi. Çünkü sermayeyi güçlendirdik, büyüttük. 2023 yılından bu yana beşinci sıradayız sermaye büyüklüğünde, öz sermaye büyüklüğünde. Dolayısıyla son iki yıldır artık temettü dağıtmaya başladık. Bu bizim bir politikamız. İnşallah bundan sonrası için de biz ortaklarımıza, bize yatırım yapan insanlara bu güçlü finansal yapımızla düzenli temettü dağıtmaya devam edeceğiz.”
Halka arzın yanı sıra Türkiye sigorta sektörünün geçirdiği dönüşüme de dikkat çeken Yaşar, sigortacılığın geleneksel “hasar ödeyen sektör” algısından uzaklaştığını söyledi. Meslekte 37 yılı geride bıraktığını belirten Yaşar, bugün sektörün riskler ortaya çıkmadan önce harekete geçen bir yapıya dönüştüğünü ifade etti.
Sigortanın artık “önleyici sigortacılık” yaklaşımıyla ele alındığını belirten Yaşar, risklerin tespit edilmesi ve mümkün olduğunca ortaya çıkmadan engellenmesi gerektiğini söyleyerek bu dönüşümü şöyle anlattı: “Sigorta şirketleri son yıllara kadar tazminatları ödeyen yapılar olarak biliniyordu. Bunlar ödüyor, evet. Bu bizim asli görevimiz. Bugün Türkiye’de faaliyet gösteren 68 sigorta şirketimizin her biri çok hızlı şekilde hasar dosyalarını tasfiye eden, zararları tazmin eden şirketler. Dolayısıyla burası bizim işimizin en kolay tarafı. Sigortacılık artık farklılaştı ve biz sigortacılar olarak önce önleyici sigortacılık faaliyetiyle başlıyoruz.”
Sigorta sektörünün ekonomi açısından taşıdığı önemin bir başka boyutunun da oluşturduğu uzun vadeli fonlar olduğunu belirten Yaşar, bireysel emeklilik sistemi de dahil edildiğinde sektörün 3,5 trilyon TL’lik fon büyüklüğüne ulaştığını söyledi.
Yaşar, sektörün büyüklüğünün sadece üretilen primler üzerinden ölçülmemesi gerektiğini de vurguladı. Sigorta şirketlerinin sağladığı teminatların Türkiye’nin toplam ekonomik varlıklarının çok üzerinde bir büyüklüğe ulaştığını belirten Yaşar: “Biz hep ürettiğimiz primler üzerinden hacim bildiriyoruz. Halbuki gayrisafi milli hasılanın 30-35 katı kadar teminat veriyoruz. Biz bu varlıkları koruyoruz, bunların sürdürülebilirliğini sağlıyoruz. Ülkenin korunma açıklarını ne kadar kapatabilirsek ülkemizin ekonomik dayanıklılığı o kadar artacak.’’
Türkiye sigorta sektörünün 2025 yılı sonunda 31 milyar dolarlık üretim büyüklüğüne ulaştığını belirten Yaşar, sektörün önüne 2030 yılı için 50 milyar dolarlık hedef koyduklarını açıkladı. Halka arzın da Quick Sigorta’nın bu büyüme hedefinden daha fazla pay alabilmesi açısından önemli olduğunu belirten Yaşar, şirketin sermaye kapasitesini artırarak büyümeyi sürdüreceğini söyledi.
Yaşar’ın Türkiye Sigorta Birliği Başkanlığı dönemindeki önceliklerinden biri de yetkisiz hasar aracılarının faaliyetlerinin önlenmesi. Özellikle değer kaybı ve hasar dosyaları üzerinden vatandaşların kişisel verilerine ulaşıldığını ve vekalet yoluyla çok sayıda dosyanın tahkim ve adli süreçlere taşındığını belirten Yaşar, bu yapıların sigorta sistemi açısından önemli bir sorun oluşturduğunu söyledi.
Yaşar, “Yetkisiz hasar aracıları, vatandaşımızın yetkisiz ve illegal bir şekilde ele geçirdikleri kişisel verileriyle, onları da biraz korkutarak, vekalet alma yoluyla hasar talepleri yaratmaya çalışıyorlardı. Bu yöntemle 650-700 binden fazla hasar dosyasını sigorta tahkim süreçlerine ve adli süreçlere sevk ediyorlardı. Esas amaç tazminattan ziyade vekalet ücretleri, bilirkişi ücretleri gibi alanlardan kaynak yaratmaktı” ifadelerini kullandı.
GÜNDEM KORİDORU
6 gün önceGÜNDEM KORİDORU
20 gün önceEKONOMİ
23 gün önceALMANYA'DA İŞ DÜNYASI
23 gün önceEKONOMİ
23 gün önceSPOR
23 gün önceEKONOMİ
23 gün önceVeri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.