DOLAR 46,5998 0.3%
GBP 61,3378 -0.84%
EURO 53,2606 -0.64%
ALTIN 6.294,61-0,79
BIST 14.827,352,82%
BITCOIN 2927713-1.8203%
ETH 79393-1.81301%
İstanbul
23°

KAPALI

ÖZEL HABER
Denizaltı savunma harbinde hava platformlarına yeni nesil su…
Karadeniz ticaretine “güvenli koridor” çağrısı

Karadeniz ticaretine “güvenli koridor” çağrısı

Karadeniz’de ticari gemilere yönelik dron saldırılarının artması, deniz taşımacılığında güvenlik endişelerini büyütürken sigorta ve navlun maliyetlerini de yukarı taşıyor. OMÜ Araştırma Görevlisi Dr. Sümeyye Uzun, alternatif rotaların Karadeniz’in taşıma kapasitesinin yerini alamayacağını belirterek, “Tahıl Koridoru Anlaşması’na benzer, uzun vadeli ve sürdürülebilir koridorların diplomatik adımlarla devreye alınması gerekiyor” dedi.

12/08/2026 11:50
Karadeniz ticaretine “güvenli koridor” çağrısı

Karadeniz’de ticari gemilere yönelik dron saldırıları, Rusya-Ukrayna savaşıyla birlikte bölgedeki deniz ticaretinin önündeki en önemli risklerden biri haline geldi. Gemilerin ve mürettebatın güvenliğine yönelik tehditlerin yanı sıra yükselen sigorta ve navlun maliyetleri, bölge ülkeleriyle ticaret yapan firmaları da alternatif güzergâhlara yöneltiyor.

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası Ticaret ve Lojistik Bölümü Uluslararası Ticaret Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi Dr. Sümeyye Uzun, Karadeniz’de yaşanan gelişmelerin Türkiye’nin ticaret ve lojistik faaliyetlerine etkilerini değerlendirdi.

SAMSUN LİMANI SIĞINAK ROLÜ DE ÜSTLENİYOR

Samsun Limanı’nın coğrafi konumu nedeniyle savaştan en fazla etkilenen Türk limanlarından biri olduğuna dikkat çeken Uzun, limanın Rusya, Ukrayna ve diğer Karadeniz ülkeleriyle ticarette önemli bir lojistik bağlantı noktası olduğunu belirtti.

Saldırılarda hasar gören gemilerin Samsun Limanı’na getirilmesinin limana yeni bir rol yüklediğini ifade eden Uzun, “Saldırılarda maddi hasar gören gemilerin Samsun Limanı’na getirilmesi, limanın ticari rolünün yanı sıra doğal bir sığınak rolü üstlenmesini de sağlıyor. Bu durum onarım ve liman hizmetleri açısından avantaj sağlasa da Karadeniz’deki can güvenliği riski ile ticaret hacmi ve lojistik faaliyetlerin kaybını telafi etmesi imkânsız” ifadelerini kullandı.

Artan güvenlik endişelerinin sefer iptallerine kadar uzandığını kaydeden Uzun, Samsun merkezli bir firmanın filosundaki gemilere yönelik saldırıların ardından Karadeniz seferlerini durdurmasını örnek gösterdi. Uzun, benzer risklerin Trabzon başta olmak üzere diğer Karadeniz limanları için de geçerli olduğunun altını çizdi.

“CAN GÜVENLİĞİ FİRMALARIN ÜSTLENEBİLECEĞİ BİR MALİYET DEĞİL”

Rusya ve Ukrayna ile ticaret yapan Türk firmaları açısından en önemli sorunun güvenlik olduğunu belirten Uzun, “Saldırılar, ticari gemiler için en başta can güvenliği riski demek ve bu risk, firmaların finanse edebileceği bir maliyetin ötesinde” değerlendirmesinde bulundu.

Karadeniz seferlerinin tamamen durdurulmasının da çözüm olmayacağını vurgulayan Uzun, bölgenin küresel tahıl ve enerji ticaretindeki stratejik konumuna işaret etti.

Uzun, “Karadeniz’in dünya ticaretinde önemli bir tahıl ve enerji geçiş kapısı olduğu düşünüldüğünde seferlerin durdurulması, sorunları derinleştirerek hem firmaların gelir ve istihdam kaybına hem de Türkiye’yi ciddi şekilde etkileyecek gıda ve enerji krizine yol açabilir” ifadelerini kullandı.

Düşük kâr marjıyla çalışan işletmeler ile yaş meyve ve sebze gibi bozulabilir ürün ticareti yapan şirketlerin risklerden daha fazla etkilenebileceğini belirten Uzun, belirsizliğin uzaması halinde büyük şirketlerin de üretim, stok, kapasite ve teslimat planlarını alternatif güzergâhlara kaydırabileceğini söyledi.

ALTERNATİF ROTALAR KARADENİZ’İN YERİNİ TUTMUYOR

Karadeniz’de güvenlik risklerinin yükselmesiyle Ukrayna ticaretinde Romanya ve Bulgaristan, Rusya ticaretinde ise Gürcistan ve Azerbaycan üzerinden alternatif rotalar öne çıkıyor. Ancak Uzun’a göre bu güzergâhların kapasitesi Karadeniz’de gerçekleştirilen taşımacılığın tamamını karşılamaya yeterli değil.

Romanya-Bulgaristan koridorunda Tuna Nehri üzerinden su yolu taşımacılığının yanı sıra demir ve kara yolunun kullanılabileceğini belirten Uzun, yüksek tonajlı gemiler açısından nehrin derinlik kısıtlamalarının önemli bir dezavantaj oluşturduğunu kaydetti.

Ukrayna ile Avrupa ve Türkiye’de kullanılan demir yolu hatlarındaki ray açıklığı farklılıkları ve kara yolunun yüksek hacimli yüklerde daha maliyetli olması da alternatif güzergâhların önündeki diğer sorunlar arasında yer alıyor.

Uzun, “Türkiye’nin Rusya ve Ukrayna ticaretinde Balkan ve Kafkasya koridorları ancak tamamlayıcı koridor görevi görür. Asla tam ikame olamazlar. Karadeniz’deki ticaretin alternatif güzergâhlar yerine Karadeniz üzerinden yapılması neredeyse bir zorunluluktur” değerlendirmesini yaptı.

20260812aw765851 4

“TAHIL KORİDORU BENZERİ ANLAŞMA DEVREYE ALINMALI”

Karadeniz ticaretinin sürdürülebilmesi için diplomatik mekanizmaların yeniden devreye sokulması gerektiğini vurgulayan Uzun, “Tahıl Koridoru Anlaşması’na benzer, ancak uzun vadeli ve sürdürülebilir koridorların diplomatik adımlar aracılığıyla devreye alınması gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

Tahıl Koridoru Anlaşması’nın uygulandığı 2022 yılındaki ticaret verilerine de dikkat çeken Uzun, TÜİK verilerine göre Türkiye’nin Rusya ve Ukrayna ile toplam dış ticaretinin 2021’e kıyasla yaklaşık yüzde 79,6 arttığını belirtti.

RUSYA VE UKRAYNA İLE TİCARET 55,8 MİLYAR DOLARA GERİLEDİ

Karadeniz’de deniz taşımacılığının giderek daha riskli hale gelmesinin dış ticaret rakamlarına da yansıdığını belirten Uzun, Türkiye’nin Rusya ve Ukrayna ile toplam dış ticaret hacminin 2024’te 58,8 milyar dolar seviyesindeyken 2025’te 55,8 milyar dolara gerilediğini aktardı.

İki ülkeyle toplam ticarette yaklaşık yüzde 5,13’lük düşüş yaşandığına işaret eden Uzun, “Artan güvenlik riskine bir çözüm bulunmazsa Türkiye’nin bu ülkelere yönelik dış ticaret hacmindeki daralma eğiliminin derinleşmesi bekleniyor. Güvenlik riski nedeniyle birçok taşımacılık şirketinin Rusya ve Ukrayna limanlarına gemi göndermek istememesi de bunun habercisi” değerlendirmesinde bulundu.

Uzun, deniz taşımacılığındaki aksaklıkların yalnızca ihracatı değil, Türkiye’nin ithalat maliyetlerini de etkileyebileceğini vurgulayarak, Rusya ve Ukrayna’dan gerçekleştirilen tahıl, petrol ve diğer sanayi girdileri ithalatında yaşanabilecek sorunların üretim maliyetleri üzerinden enflasyonist baskı oluşturabileceğine dikkat çekti.

TÜRKİYE İÇİN ARABULUCULUK VURGUSU

Karadeniz’deki saldırıların yalnızca savaşın taraflarını değil, Türkiye gibi çatışmanın dışında kalan ülkeleri de ekonomik açıdan etkilediğini belirten Uzun, Türkiye’nin yeni bir güvenli deniz koridorunun oluşturulmasında rol oynayabileceğini ifade etti.

Uzun, “Türkiye’nin saldırıların durdurulması veya en azından Tahıl Koridoru’na benzer bir deniz koridorunun açılması hususunda stratejik bir arabulucu rolü üstlenmesi ihtimali yüksek. Buna ek olarak Türkiye’nin Montrö Sözleşmesi gereği boğazları kontrol etmesi ve savunma sanayisinin güçlenmesi de bölgede jeopolitik bir güç unsuru olmasını sağlıyor” ifadelerini kullandı.

Meselenin ekonomik boyutunun ötesinde mürettebat güvenliğine dikkat çeken Uzun, ticari gemilerde görev yapan sivillerin saldırılardan etkilenmesinin savaşın insani maliyetini de büyüttüğünü vurguladı.

“Özellikle ticari gemilere yönelik saldırılarda tarafsız ve sivil gemi mürettebatının hedef alınması, sadece ekmeğini kazanma peşinde olan insanlar açısından psikolojik olarak güçlü bir travma oluşturuyor” diyen Uzun, savaşın ağır bedelinin karar mekanizmalarında söz sahibi olmayan insanlar tarafından ödendiğinin altını çizdi.

En az 10 karakter gerekli

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.