Avrupa Birliği; enerjiden savunmaya, teknolojiden otomotiv sanayiine kadar pek çok kritik sektörde dışa bağımlılığı azaltarak “kendi içinde çözüm üretebilen bir merkez” olma vizyonu yürütüyor. Ancak kıta ülkelerinin uzun yıllara dayanan tedarik zincirleri, demografik yapısı ve mevcut endüstriyel altyapısı göz önüne alındığında bu hedeflere ulaşmanın faturası oldukça ağır görünüyor.
Getirilmek istenen yeni düzende, birlik sınırları dışındaki yatırımların önünün kesilmesi ve üretim kaslarının tamamen Avrupa içine çekilmesi amaçlanıyor. Madalyonun diğer yüzünde ise bu kuralların getireceği maliyet artışları ve küresel pazar payı kayıpları gibi Avrupa’nın yüzleşmek istemeyeceği senaryolar yer alıyor.
Dünyanın önde gelen otomotiv markalarında üst düzey yöneticilik yapan sektörün deneyimli ismi Hakan Doğu, AB ve Türkiye arasındaki ticari dengelerin otomotiv özelinde kritik bir boyutta olduğunu vurguluyor. Türkiye’nin AB karşısında dış ticaret fazlası verdiğini belirten Doğu, mevcut tabloyu şu verilerle özetliyor:
Dış Ticaret Dengesi: Türkiye’nin AB’den otomotiv ithalatı 25-28 milyar dolar bandındayken, AB’ye yaptığı otomotiv ihracatı 28-30 milyar dolar seviyesinde gerçekleşiyor.
İhracat Rekoru: 2025 yılında toplam otomotiv ihracatımız 41,5 milyar dolarla tarihi bir rekor kırdı ve bu hacmin yaklaşık üçte ikisi doğrudan AB pazarına gönderildi.
Türkiye; Toyota, Stellantis (Fiat/Tofaş), Hyundai, Renault ve Ford gibi küresel devler için hem maliyet hem de kalite parametrelerinde en verimli üretim üslerini barındırıyor. Gümrük Birliği üzerinden Avrupa ile tam entegre çalışan ve yüz binlerce istihdam sağlayan Türkiye’nin, korumacı politikalarla denklem dışına itilmeye çalışılması küresel markaların da tepkisini çekiyor.

Hakan Doğu, Türkiye’nin bu yeni kurallarla belli bir alana hapsedilmek istendiğini ve bu durumdan sadece Ankara’nın değil; ABD, Japonya ve Fas gibi merkezlerin de ciddi rahatsızlık duyduğunu ifade ediyor. Sektördeki sahasal dinamiklerin oldukça çetrefilli olduğunu belirten Doğu, süreci şu sözlerle analiz ediyor:
“Avrupalı bazı üreticiler bu yasayı destekliyor ancak en büyük şartları kendilerine ek teşvik verilmesi. Çünkü Avrupa’da enerji ve işçilik maliyetleri Türkiye ve Fas’a kıyasla çok yüksek. Türkiye’de üretim yapıp Avrupa’ya ihraç eden Toyota ve Ford gibi devler, Türkiye’nin bu sistemde yer almamasının AB içindeki üretimi de zayıflatacağını savunuyor. Türkiye, aşırı değerli TL partnerliğine rağmen Avrupa’daki birçok tesisten çok daha verimli ve kaliteli üretim yapıyor. Doğu Avrupa’da büyük ölçüde misafir işçilerle dönen üretim çarkları ise uzun vadede sürdürülebilir değil.”
Atılmak istenen bu adımların salt ekonomik gerekçeler taşımadığını, aynı zamanda küresel bir jeopolitik mücadelenin de izdüşümü olduğunu ifade eden Hakan Doğu, kararın savunma sanayii gibi diğer alanlarda da benzer dışlama eğilimleriyle paralellik gösterdiğini söylüyor. Evdeki hesabın çarşıya uymayacağını aktaran Doğu, stratejik ortaklığın önemine dikkat çekiyor:
“Bu kararla yalnızca Türkiye, Japonya, ABD ve Fas kaybetmeyecek, günün sonunda AB de kaybedecek. Avrupa ülkelerinin özellikle Çin’e karşı kendilerini koruyabilmeleri ve küresel rekabetçiliklerini sürdürebilmeleri için Türkiye’ye ihtiyaçları var. Umarım bu stratejik hatadan dönülür. AB ile Türkiye’nin birlikte çalışmayı net şekilde sürdürmesi lazım; aksi halde iki taraf için de kimsenin kazanamadığı bir kaybet-kaybet senaryosu kaçınılmaz olacaktır.”

#OtomotivSektörü #ABMevzuatı #MadeInEurope #Otomotivİhracatı #KüreselTicaret
GÜNDEM KORİDORU
8 gün önceGÜNDEM KORİDORU
14 gün önceGÜNDEM KORİDORU
14 gün önceGÜNDEM KORİDORU
14 gün önceGÜNDEM KORİDORU
15 gün önceEKONOMİ
21 gün önceEKONOMİ
24 Haziran 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.