Araştırma sonuçları, şirketlerin büyüme iştahı ile korumacı refleksleri arasında derin bir fikir ayrılığı yaşandığını net bir şekilde gösteriyor. Karar vericilerin yüzde 62’si, ticari büyüme hedefleri ile risk yönetimi disiplini arasında temel bir çelişki bulunduğuna inanıyor. Birçok kuruluşta operasyonel süreçler; satış ekipleri ile risk departmanları arasındaki vizyon farklılıkları ve mevcut verilerin etkin analiz edilememesi nedeniyle sekteye uğruyor. Katılımcıların yüzde 59’u, risk ekiplerinden gelen geri bildirimleri piyasa gerçeklerinden uzak ve “aşırı temkinli” bulduğunu belirtirken, bu durum kurum içi stratejik adımları yavaşlatıyor.
Geleneksel yönetim modellerinde riske karşı sergilenen savunmacı tutum, plazalarda ciddi bir fırsat maliyetine yol açıyor. Yöneticilerin yarısı (%50), ticari fırsatların belirli bir finansal çerçevede yönetilebileceği senaryolarda bile “evet” inşa etmek yerine “hayır” demenin kişisel olarak daha güvenli bir liman olduğunu düşünüyor. Ancak yeni nesil iş dünyasında bu paradigma hızla değişiyor. Bugün liderlerin sadece yüzde 24’ü risk ekiplerini gerçek bir büyüme ortağı olarak görürken, yüzde 44’ü önümüzdeki 3 ila 5 yıl içinde risk ve finans departmanlarının stratejik büyüme ortaklarına dönüşeceğini öngörüyor.
Araştırmaya katılan şirketlerin yalnızca yüzde 12,6’lık küçük bir bölümü tamamen büyüme odaklı ve esnek bir yapı benimseyerek sürece öncülük ediyor. Raporda “Büyüme Avantajı Liderleri” olarak isimlendirilen bu öncü kuruluşlar, uyguladıkları somut metotlarla rakiplerinden şu noktalarda ayrışıyor:
Erken Aşama Entegrasyonu: Bu şirketlerin yüzde 70’i risk ekiplerini karar alma sürecinin en başından itibaren masaya dahil ediyor. Genel araştırma ortalamasında ise bu oran yüzde 58’de kalıyor.
Rekabet Avantajı: Riski bir tehdit olarak görmek yerine, onu bir rekabet avantajına dönüştürme eğilimi bu grupta yüzde 29 ile öne çıkıyor.
Açık İletişim Kültürü: Yapıcı sorgulamayı ve şirket içi fikir tartışmalarını teşvik eden bir kurum kültürü oluşturma oranı yüzde 38 ile genel ortalamanın çok üzerinde seyrediyor.

Belirsizlik dalgasını kırmak ve operasyonel hızı artırmak adına veri ve yeni nesil teknolojiler en büyük kaldıraç olarak kabul görüyor. Buna karşın, şirketlerin sadece yüzde 20’si farklı pazarlarda birbiriyle entegre ve tutarlı verilere sahip olduğunu beyan ediyor. Bu kısıtlı veri ekosistemini aşmak isteyen yöneticilerin yüzde 59’u risk yönetiminde öngörüye dayalı simülasyonların kullanılmasını, yüzde 54’ü ise yapay zekâ destekli risk analizi çözümlerinin devreye alınmasını talep ediyor. İş dünyası artık dış ortaklarından sadece pasif bir koruma değil; pazar gelişmelerini önceden tahminleyen (%77) ve cesur kararlar alınmasını kolaylaştıran tahmine dayalı analizler bekliyor.
Araştırmadan elde edilen küresel bulguları değerlendiren Coface CEO’su Xavier Durand, iş dünyasındaki yeni liderlik vizyonunu şu sözlerle özetledi:
“Şirketler için asıl zorluk artık risk faktöründen kaçınmak değil, belirsizliği bilgiye dayalı kararlara dönüştürmeyi becerebilmektir. Bunun temel anahtarı da veridir. Bilgiyi doğru toplama, analiz etme ve hızlıca stratejik bir öngörüye dönüştürme yeteneği; pazarda daha erken ve daha güvenli şekilde ‘evet’ diyebilmenin merkezinde yer alıyor. Yeni dönemde en başarılı şirketler daha az risk alanlar değil, karar vermek için en güçlü bilgiye ve geleceğe yönelik en doğru öngörüye sahip olanlardır.”

#CofaceRaporu #RiskYönetimi #İşDünyasıStratejileri #YapayZekâFinans #MaliyetYönetimi
GÜNDEM KORİDORU
7 gün önceGÜNDEM KORİDORU
13 gün önceGÜNDEM KORİDORU
13 gün önceGÜNDEM KORİDORU
13 gün önceGÜNDEM KORİDORU
14 gün önceEKONOMİ
20 gün önceEKONOMİ
23 Haziran 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.