İran’ın Hürmüz Boğazını kapatıp, petrol ve gaz tankerlerini tehdit etmesi ile dünya büyük bir enerji krizi ile karşı karşıya. İran’ın körfez ülkelerini hedef alan füze kapasitesinin isabetli vuruşlarıyla, İran da rejim değişikliği ile bitmesi planlanan birkaç haftalık operasyon artık Hürmüz Savaşı olarak adlandırılabilir. Önümüzdeki süreçte de olayın ne İran’da rejim değişikliği ne İran’ın nükleer kapasitesi olmadığı daha anlaşılır hale gelecektir.
Barış Masasının düğümü Hürmüz Trump’ın başta NATO ülkeleri olmak üzere, dünyadaki müttefiklerini ve hatta Çin’i bile Hürmüz’ün kontrolü konusunda aynı safta toplamaya çalışması da sonuç vermedi. 23 Mart sabahı tüm dünyayı heyecanlandıran Trump’ın “müzakere ediyoruz, Yakında anlaşmaya varacağız” minvalindeki ayaküstü açıklamaları bir barış umudu mu? diye düşünülürken, satır aralarında “Hürmüz’ü İran’la beraber kontrol edeceğiz” cümlesi ile yeni bir şok yaşandığı söylenebilir. Trump’ın ABD’nin önderliğinde bir Hürmüz Kontrol Gücü karşılığında savaşı sonlandırmaya razı olacağı artık niyetten fiiliyata geçmiş durumda.
İsrail’in niyeti Arz-ı Mevut olsa da, Trump’ın tek derdi dünya petrol ticaretini kontrol etmek. Bugün itibari ile dünyadaki en büyük 10 petrol rezerv ülkesinden sadece Rusya ve İran şu anda ABD kontrolünde değil. İran’ın da özgürleştirilmesi(!!) ile geriye sadece Rusya kalacak.
Öyle anlaşılıyor ki, Hürmüz sadece bir enerji boğazı değil; Küresel ticaretin yüzde 20’sinin, petrolün ise yüzde 35’inin geçtiği, modern tarımın gizli yakıtı olan gübre ticaretinin de kilit noktası. Dünya endüstriyel tarım üretiminin en önemli lokomotifi olan azotlu gübrenin kaynağı LNG (sıvılaştırılmış doğal gaz) ticaretinin yaklaşık yüzde 20’si Hürmüz rotasından dünyaya ulaşmakta. Hürmüz kaynaklı gübre krizi, modern ve endüstriyel tarım stratejilerini yerle bir edebilir.
Bitkilerin yeşil aksam dediğimiz, yaprak, dal ve gövde gelişimini, köklenmesini, çiçeklenmesini ve klorofil üretimini destekleyen temel besin kaynağı. Fotosentezi ve sürgün oluşumunu doğrudan hızlandırarak tarımsal verim ve kaliteyi arttıran bir yapı taşı. Tarımda gübre kullanılmaması durumunda ise verim kaybı yüzde 40’dan fazla. Yaklaşık 4 Trilyon dolarlık küresel tarım ekonomisinin gübre bağımlılığı ortada.
Dünyanın gündemi enerji krizi olsa da, ilerleyen günlerde boğazımızdan geçen her lokmanın bedeli haline gelebilir. Zira üretimde gübrenin tarımsal girdi maliyeti yüzde 15-20 arasında. Büyük bir gıda enflasyonu ve yokluğu ile karşı karşıya kalabiliriz.
Tarımsal endüstrinin olmazsa olmazı konumundaki dünya kükürt ticaretinin yüzde 45’i, üre ticaretinin yüzde 35’i, amonyak ticaretinin yüzde 20’si ve fosfat ticaretinin yüzde 15’i Hürmüz çevresindeki lojistik hatlar vasıtası ile dünyaya ulaşmakta. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Organizasyonu (FAO) verilerine göre; 2024’de dünyada 200 milyon ton gübre üretilmiş. Bunun 117 milyonu azotlu, 45 milyonu fosfor, 38 milyonu potasyumlu gübre.
Gözümüz kulağımız altın ve brent petrol fiyatlarındayken savaşın başlangıcından bu yana geçen 24 günde azotlu gübre fiyatları 450 dolarlardan 700 dolara çıktı. Küresel piyasalarda gübre bulmak zorlaşmakta.
Türkiye’de devlet ve özel sektörün gübre fabrikaları var. Tarımda yıllık yaklaşık 7-8 milyon ton gübre kullanılıyor. Ancak üretimin yüzde 90’ı ithal hammaddeye bağımlı. Mısır, Rusya ve Katar’dan ithal ettiğimiz azotlu gübre için 3 milyar dolardan fazla bütçe ayırıyoruz. Tarım Bakanlığının temkinli ve tedarikli öngörüleri bu yıl bahar ayında kullanılacak gübrelerde sorun olmasa da sürecin uzaması ile Eylül ayından itibaren Türk tarımı için yeni bir problem kaynağı olabilir.
Dünya Bankası’na göre 2026’da yüzde 2,6 büyümesi beklenen dünya ekonomisi, enerji ve gıda arzındaki Hürmüz krizine bağlı olarak daralırken, başta yoksul ülkeler ve Afrika olmak üzere küresel bir kıtlıkta kapıda.
GÜNDEM KORİDORU
14 gün önceGÜNDEM KORİDORU
01 Nisan 2026GÜNDEM KORİDORU
01 Nisan 2026GÜNDEM KORİDORU
01 Nisan 2026GÜNDEM KORİDORU
01 Nisan 2026KARİYER
01 Nisan 2026GÜNDEM KORİDORU
01 Nisan 2026