Pandemi, savaşlar, hammadde krizleri ve lojistik darboğazlarla sarsılan küresel ekonomi, iş dünyasını da dönüşmeye zorluyor. Şirketler yalnızca finansal dayanıklılıklarını değil, liderlik kapasitelerini de yeniden sorgularken, kriz yönetiminde öne çıkan yeni bir gerçek dikkat çekiyor: kadın liderliği.
Araştırmalar, kriz dönemlerinde kadın yöneticilerin sergilediği performansın birçok alanda erkek liderlerin önüne geçtiğini ortaya koyuyor. Bu durum, kadın liderlerin yalnızca çeşitlilik açısından değil, doğrudan şirket performansı açısından da kritik bir rol üstlendiğini gösteriyor.
Buna karşın, kadınların iş dünyasındaki yükselişi istenen hızda ilerlemiyor. McKinsey’in “Women in the Workplace 2025” araştırmasına göre, kadınların giriş seviyesinden yöneticiliğe geçişte yaşadığı eşitsizlikler, yani “Broken Rung” (kırık basamak) sorunu, üst yönetim kadrolarındaki kadın oranını sınırlıyor.
Grant Thornton’un İş Dünyasında Kadınlar Araştırması’na göre ise küresel ölçekte üst yönetimdeki kadın oranı yüzde 32,9’a gerileyerek düşüş gösterdi. Mevcut eğilim devam ederse, orta ölçekli şirketlerde tam cinsiyet eşitliğine ancak 2051 yılında ulaşılabileceği öngörülüyor.
Türkiye ise yüzde 41,8’lik oranla küresel ortalamanın üzerinde yer alarak dikkat çekiyor ve 35 ülke arasında 6. sıraya yükseliyor.
TÜSAYDER Yönetim Kurulu Eş Başkanı Dr. Sevgi Yılmaz, özellikle satın alma ve tedarik zinciri gibi çok disiplinli alanlarda kadın liderlerin fark yarattığını vurguluyor. Müzakere, etik, risk yönetimi ve paydaş ilişkilerinin yoğun olduğu bu alanlarda kadınların kriz anındaki reflekslerinin şirket performansını doğrudan etkilediğini belirtiyor.
Harvard Business Review’un 2020 kriz dönemini kapsayan araştırması da bu görüşü destekliyor. Araştırmaya göre kadın liderler, kriz yönetimi için kritik olan 19 yetkinliğin 13’ünde erkeklerden daha yüksek performans sergiliyor.
Dr. Yılmaz, kadın liderliğinin krizlerdeki etkisini somut bir örnekle açıklıyor. İzlanda’daki finansal kriz sırasında birçok banka batarken, kadınlar tarafından kurulan ve yönetilen Audur Capital’in ayakta kalmayı başardığını hatırlatıyor.
Kurucuların risk farkındalığı, uzun vadeli kârlılık ve “duygusal sermaye” gibi kavramları merkeze alan yaklaşımı, bugün küresel ölçekte örnek bir kriz yönetimi modeli olarak kabul ediliyor.
Dr. Yılmaz’a göre şirketlerin önündeki en büyük engellerden biri, yönetimdeki çeşitlilik eksikliği. “Kırık basamak” sorununun yalnızca bireysel kariyerleri değil, şirketlerin krizlere karşı dayanıklılığını da zayıflattığını belirtiyor.
Kadın temsilinin artmasının, şirketlerde yetenek bağlılığını ve inovasyon kapasitesini yükselttiğini ifade eden Yılmaz, bunun artık bir sosyal sorumluluk değil, doğrudan rekabet avantajı olduğunu vurguluyor.
Kadınların liderlikteki rolünün yeni dönemde daha da kritik hale geldiğini belirten Dr. Sevgi Yılmaz, şu değerlendirmede bulunuyor:
“Tedarik zinciri artık sadece bir matematik hesabı değil; empati, hızlı karar alma ve etik duruş gerektiren bir ekosistem. Küresel krizler gösterdi ki kadın liderler belirsizlik altında daha dengeli ve kararlı adımlar atıyor. Şirketlerin cam tavanları kırması artık bir tercih değil, 2026’nın zorlu ekonomik koşullarında hayatta kalmak için stratejik bir zorunluluktur.”
GÜNDEM KORİDORU
5 gün önceGÜNDEM KORİDORU
27 gün önceGÜNDEM KORİDORU
24 Mart 2026GÜNDEM KORİDORU
24 Mart 2026GÜNDEM KORİDORU
24 Mart 2026KARİYER
24 Mart 2026GÜNDEM KORİDORU
24 Mart 2026