İş dünyasının nabzını tutan usta gazeteci Celal Toprak, Malatya’daki deprem konutlarının yükselişinden yola çıkarak tarımın stratejik gücüne dikkat çekti. Toprak, İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran’ın ‘5 lokomotif sektör’ vizyonunu ve tarım bankacılığındaki yüzde 40’lık pazar payı başarısını köşesine taşıdı.
Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyüme reçetesinde tarım, teknoloji ve verimlilik başlıkları ön plana çıkıyor. Celal Toprak, bugün Türkiye Gazetesi’nde yayınlanan köşe yazısında İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran ile Malatya’da gerçekleştirdiği sohbetten çarpıcı notlar aktardı. Savunma sanayiinden tarıma kadar Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek 5 kritik sektörü işaret eden yazı, aynı zamanda sivil toplum kuruluşlarındaki dönüşümü ve bireysel girişimcilik başarılarını ekonomi gündemine taşıyor.
Celal Toprak, küresel gerilimlerin arttığı bir dönemde tarımın hayati önemini vurguluyor. İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, bankanın tarım kredilerinde özel bankalar arasında yüzde 40 pazar payına ulaştığını ve 107 milyar TL’lik bir büyüklüğü yönettiklerini belirtiyor. Pazarama ve İMECE Mobil gibi girişimlerle çiftçinin girdi maliyetlerini düşürüp satış kanallarını ücretsiz hale getirdiklerini ifade ediyor.
Yazıda, Türkiye’nin gelecekte dünya sahnesinde güçleneceği 5 ana sektör şu şekilde sıralanıyor:
Tarım
Turizm
Petrokimya
Demir-Çelik
Savunma Sanayii
Hakan Aran, OSBÜK ile yapılan iş birlikleri ve “İkiz Dönüşüm” programı sayesinde KOBİ verimliliğinde yüzde 20 artış sağlandığını, bunun sonucunda Türkiye’nin toplam faktör verimliliğinin 2025 yılında 2’ye yükseldiğini müjdeliyor.
Ev dışı tüketim sektöründe israfı önleme projeleriyle tanınan HoReCa-Der, ilk genel kurulunu yaparak Murat Alıcılar başkanlığında yeni yol haritasını belirledi. Derneğin hedefinde “Yeşil Nakliye” ve “Enerji Verimli Depolama” gibi sürdürülebilir uygulamalar var.
Antalya iş dünyasının tanınmış ismi Hatice Öz, sağlık turizmindeki tecrübesini şimdi Elara Tarım markasıyla toprağa taşıyor. Antalya ve Afyon’da toplam 82 bin metrekarelik alanda teknoloji odaklı meyve üretimi yaparak yeni bir başarı hikâyesine imza atıyor.
Türkiye’de İş Dünyası dergisinin Genel Yayın Yönetmeni Celal Toprak, Türkiye Gazesesi’ndeki bugünkü köşesinde İş Bankası’nın tarım vizyonundan HoReCa-Der’in yeşil hedeflerine kadar, iş dünyasında verimlilik ve dayanışma odaklı yeni başarı hikâyelerini gündeme taşıyor. İşte Toprak’ın o yazısı…

İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran ile Malatya’dayız… 6 Şubat depreminden en çok etkilenen kentlerimizden biri… Konutlar yükseliyor.
İş Bankası da bu yükselişe katkıda bulunuyor. Çalışanlarına lojman yaparak eski bir geleneği hayata geçiriyor.
İşte Hakan Aran bu lojmanların anahtarını teslim etmek için Malatya’da…
Müşteri ziyaretleri yapıyor. Bizimle sohbet de ediyor. Sohbetin dolar, faiz ve enflasyon kısmını geçtiğimiz günlerde yayınladık.
Zaten bu konuda söyledikleri de İran, ABD ve İsrail savaşı ile yeniden değerlendirme gerektirebilir.
Ama bazı söyledikleri var ki tam da savaş ortamında üzerinde iyi düşünülmesi gereken özellikler taşıyor. Anlıyoruz ki iyi günde kötü günde her zaman bazı sektörler asla önemini kaybetmiyor. İşte tarım savaşta ve barışta her zaman vazgeçilmezler arasında yer alıyor.
Biz de tam bunu soruyoruz… Son dönemde İş Bankası’nda öne çıkan tarım bankacılığı konusunu öğrenmek istiyoruz.
Hakan Aran şu önemli bilgileri veriyor:
-Tarım bankacılığı konusuna gerçekten çok önem veriyoruz. Biz orada bir rekabet analizi ve durum tespiti yaptık. Bir; Türkiye için tarım, vazgeçilmez ve stratejik önemde. Dolayısıyla tarım, mutlaka desteklenmesi gereken hayati bir sektör. İş Bankası için tarım ve turizm iki temel stratejik sektör. İkinci tespitimiz; Ziraat Bankası’nın tarım ve hayvancılıkla uğraşan çiftçilerimizin her zaman yanında yer aldığı. Ama Ziraat Bankası dışında özel bankaların kreditör olduğu, tarım alanında çiftçinin aslında işletme sermayesi açığını gideren kredilendirmeyi yaptığı ve onun ötesinde başka motivasyonları olmadığını gördük. Ve biz burada bir boşluk olduğunu, o boşluğun da İş Bankası tarafından doldurulmasının ülke tarımı açısından faydalı olacağını düşündük.
Hakan Aran’ın girişi tam İş Bankası anlayışının bu sektöre bakışını yansıtıyor ve devam ediyor:
-Gördüğümüz boşluk şuydu; tarım çok daha verimli yapılabilir. Tarım, çok daha az girdiyle, daha yüksek katma değer oluşturacak şekilde yapılabilir. Bunun için tarım teknolojisiyle uğraşan şirketleri de bulmamız gerekiyordu. Türkiye’deki tarımsal verimliliği ve katma değeri artırabileceğimizi biliyorduk. Üretici kooperatiflerini desteklemek için satış kooperatif boşluğunu Pazarama ile doldurduk. Kooperatiflerdeki tüm çiftçi kadın üreticilere “Pazarama sizin dükkânınızdır, sizden kira almıyoruz, ürünlerinizi buradan satabilirsiniz. Üstelik sattığınız ürünlerin kargo bedelini de İş Bankası olarak biz karşılıyoruz” dedik. Dolayısıyla tarımsal desteğe yeni bir tanım getirdik. Daha ucuz girdiğiyle üretebilecekleri, ürettiklerini de masrafsızca satabilecekleri ve sattıkları zaman geliri kendilerine kalacak olan bir modelde bunların yanına; tarım teknolojisindeki girişimcilik ekosistemini destekleyecek ve Türkiye’nin 50 ovasında bu girişimlerle çiftçilerimizi buluşturacak tarım ihtisas şubelerini de ekledik. Ve bu şubelerde de tarım buluşmaları gerçekleştirdik. Dolayısıyla İş Bankası olarak gördüğümüz o boşluğu doldururken hemen hemen dokunmadığımız yer bırakmadık. Ve 3 yıl gibi kısa bir sürede tarım konusunda çiftçinin en beğendiği banka ve en çok tavsiye ettiği banka konumuna geldik. Tarım kredilerindeki pazar payımız özel bankalar arasında yüzde 40’a ulaştı. Ziraat Bankası’ndan sonra ikinci sıradayız. Tarım kredileri büyüklüğümüz 107 milyar TL seviyesinde.
Hakan Aran sonra işi turizme getiriyor ve ekliyor:
-Turizmde de şu anda özel bankalar arasında sektöre verilen her 4 TL’lik kredinin 1 TL’sini İş Bankası veriyor. Özel bankalar arasında turizm sektöründe yüzde 23’lük pazar payımız var. Dolayısıyla turizm sektöründe tarımda olduğundan daha hızlı mesafe aldık.
Hakan Aran’a tam bu noktada Türkiye’nin hangi sektörlerde öne çıkması gerektiğini soruyoruz. Tartışmasız ilk sıraya savunma sektörünü koyuyor. Bu alanda yapılanları çok önemsediklerini ifade ediyor. Sonra da ilave ediyor:
-Türkiye’nin lokomotif beş sektörü olmalı. Tarım, turizm, petrokimya, demir-çelik, savunma sanayi… Tarım ve turizmin yanına petrokimya, demir-çelik ve savunma sanayi alanlarını da koyduğunuzda toplamda beş sektör Türkiye’nin geleceğinde çok kritik olan ve güçlenen sektörler.
Peki Hakan Aran KOBİ’lere nasıl bakıyor? Hemen cevap geliyor:
-KOBİ ve işletme bankacılığı segmentinde de aslında oldukça güçlüyüz. Son iki yılda 6 puan pazar payı kazanarak ilerleyen bir bankayız. Yüzde 16 olan pazar payımızı yüzde 22’ye çıkarmış durumdayız. Dolayısıyla bizim fazlasıyla önem verdiğimiz ve gerek OSB’lerle gerekse OSB’lerin üst kurulu olan OSBÜK ile iş birliği yaptığımız bir alan. Ankara’da bir OSB İhtisas Şubesi de açtık. Çok da olumlu geri dönüşler aldık. OSB’lerle özellikle ihracat yapan, üreten KOBİ’lerin verimlilik artışında, yeşil dönüşümünde çok güzel projelere imza attık. “İkiz Dönüşüm” adını verdiğimiz program kapsamında yüzde 20’ye varan verimlilik artışları sağladık. Doğru teknolojinin kullanılması ve doğru teknolojiye yatırım yapılması, finansmanı dâhil KOBİ verimliliğini yüzde 20 artırabildik. Memnuniyetle görüyorum ki bu politikanın sonucunda Türkiye’de ‘uzun zamandır artmıyor’ dediğimiz toplam faktör verimliliği de ilk defa 2025 yılında arttı. 2021-2024 yılları arasında ortalama 1,5 olan toplam faktör verimliliği 2025 yılında 2’ye çıktı. Bu da aslında bu tarz verimlilik artışlarının gelmeye başladığını gösteriyor.

Murat Alıcılar, Murat Kasap, Hakan Kılıç
Başkanlarını seçtiler, ilkelerini belirlediler
Onları ilk olarak israf konusunda yapılan bir çalışma sırasında tanımıştım. Başta oteller olmak üzere lokantalar ve diğer ev dışı tüketimde israfı önlemek için önemli projeler yapmaya başlamışlardı.
Ev dışı tüketim sektörünün önemli isimlerini aynı çatı altında toplayan HoReCa-Der’den bahsediyorum. İlk genel kurullarını tamamladılar ve Murat Alıcılar’ı başkan seçtiler.
Gelişmelerden çok memnun kaldılar. HoReCa-Der Başkan Vekili Hakan Kılıç derneğe katılımdan memnuniyetini dile getirdi. Yönetim Kurulu Üyesi Murat Kasap ise sektörün kimlik sorununu çözme sözü verdi.
Sonra ilklere geldi sıra… Lojistik operasyonlardaki çevresel etkileri minimize etmek adına “Yeşil Nakliye” ve “Enerji Verimli Depolama” gibi sürdürülebilir uygulamaları teşvik etmeyi ilkesel hedef olarak koydular.
Sektör onları yakından takip etmeye devam ediyor.

Sonbaharda büyük bir yarışa sahne olmasını beklediğimiz oda ve borsa seçimlerinde geçmişte de önemli başarılar, hikâyeler yaşanmıştı.
Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’nda komite seçimlerinde Hatice Öz bu başarı hikâyelerinden birine imza atmıştı.
Komiteden üç liste çıktı. Biri mevcut başkanın listesi, diğeri onun yerine seçilen başkanın listesiydi. Hatice Öz kendi listesini çıkarmıştı. Ve kazanmıştı seçimleri… Yeni seçilen başkan onun bu başarısını dikkate alıp onu yönetim kuruluna almıştı. Sonra elim bir kaza sonucu kaybettiğimiz başkan Ali Bahar ve Hatice Öz ile birlikte Antalya’da çok önemli bir tarım zirvesi yaptık. Ses getiren yeni fikirlerin ortaya konduğu bir zirve oldu.
Hatice Öz sonra sağlık turizmi ile ilgili önemli projelere imza attı.
Sağlık turizminde kişi başına harcamanın normal turizme göre 10 kat daha fazla olduğu bilgisini biz ondan aldık.
Kurucusu olduğu Lokman Ecza Deposu sağlık turizminin de önemli oyuncuları arasında yer aldı.
Hatice Öz yeni bir adım daha attı. Son dönemin gözdesi tarıma da el attı ve Elara Tarım markasıyla teknoloji ve sürdürülebilirlik odaklı üretim yapmaya başladı.
Şu anda Antalya’da 60, Afyon/Sandıklı’da ise 22 olmak üzere toplam 82 bin metrekarelik arazide böğürtlen, ahududu, çilek ve Frenk üzümü üretiyor.
Yani yeni başarı hikâyesi yazıyor. Ama bu defa tarımda…
GÜNDEM KORİDORU
6 gün önceGÜNDEM KORİDORU
11 gün önceGÜNDEM KORİDORU
13 gün önceGÜNDEM KORİDORU
20 gün önceKARİYER
28 gün önceGÜNDEM KORİDORU
28 gün önceEKONOMİ
28 gün önce