Türkiye otomobil pazarı son yıllarda büyük bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Elektrikli araçların yaygınlaşması ve otomatik şanzıman teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte vites tercihleri de değişiyor.
Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD) verilerine göre Türkiye’de 2026 yılı itibarıyla satışta 282 otomobil modeli bulunuyor. Ancak bu modellerin yalnızca 11’inde manuel şanzıman seçeneği yer alıyor. Böylece manuel vitesin toplam model havuzu içindeki payı yüzde 3,9 seviyesine kadar gerilemiş durumda.
Başka bir ifadeyle showroomlarda sergilenen her 100 otomobilin sadece 4’ü manuel vitesli araçlardan oluşuyor. Beş yıl önce bu oran yüzde 20’ye yaklaşırken, mevcut eğilim manuel vitesin birkaç yıl içinde tamamen niş bir teknoloji haline gelebileceğini gösteriyor.
MANUEL MODEL SAYISI HIZLA AZALDI
2020 yılında Türkiye’de satışta bulunan 263 otomobil modelinin 45’inde manuel şanzıman seçeneği bulunuyordu. Bu da manuel araçların toplam model içindeki payının yüzde 17,1 seviyesinde olduğunu gösteriyordu. Aradan geçen süreçte manuel seçenek sunulan model sayısı 45’ten 11’e geriledi. Böylece toplam pay yaklaşık 13 puan düşmüş oldu. Pazarın ağırlığı dörtte bir seviyesinden neredeyse yok denecek noktaya indi.
SATIŞLARDA DA TABLO AYNI
Bu yılın ilk çeyreğinde Türkiye’de satılan otomobillerin 204 bin 931 adedi yani yüzde 97,3’ü otomatik şanzımanlı araçlardan oluştu.
Manuel vitesli araç satışları ise 5 bin 757 adetle toplam satışların yalnızca yüzde 2,7’sini oluşturdu. Geçen yılın aynı döneminde otomatik araçların payı yüzde 94,6 seviyesindeyken, manuel araçların payı yüzde 5,4’tü. Bu da manuel vitesin satışlardaki payının yalnızca bir yıl içinde neredeyse yarıya indiğini ortaya koydu.
TALEP DE SEÇENEKLERLE BİRLİKTE ERİDİ
Pazarın dinamiklerine bakıldığında model sayısı ile satış oranlarının birbirine paralel ilerlediği görülüyor. Model bazında manuel oranı yüzde 3,9 seviyesindeyken satış bazında bu oran yüzde 2,7 olarak ölçülüyor. Bu durum sadece seçeneklerin azalmasından değil, tüketici talebinin de ciddi şekilde düşmesinden kaynaklanıyor. Birçok modelde otomatik şanzıman artık standart hale gelirken bazı segmentlerde manuel seçenek tamamen ortadan kalkmış durumda.
ELEKTRİKLİ ARAÇLAR DÖNÜŞÜMÜ HIZLANDIRDI
Otomotiv sektöründeki en büyük kırılma noktalarından biri elektrikli araçların yaygınlaşması oldu. Tam elektrikli araçlarda manuel şanzımana yer verilmiyor. Hibrit modellerde de manuel seçenek neredeyse tamamen ortadan kalktı.
SUV ve elektrikli araçların payı arttıkça manuel vitesli otomobiller doğal olarak pazardan çekilmeye başladı.
SEGMENTLERDE MANUEL NEREDEYSE YOK
Segment bazlı veriler de manuel vitesin otomobil pazarındaki konumunun hızla zayıfladığını gösteriyor. ODMD verilerine göre A (mini), D (orta) ve E (lüks) segmentlerinde otomatik oranı yüzde 100’e ulaşmış durumda. F segmentinde otomatik oranı yüzde 99,7 seviyesinde bulunurken manuel araçların payı yalnızca yüzde 0,3. B segmentinde otomatik araçların payı yüzde 97,5 olurken manuel araçların payı yüzde 2,5 seviyesinde kaldı. En fazla manuel satışın gerçekleştiği C segmentinde bile otomatik araçların payı yüzde 96,4’e ulaştı.
KÜRESEL TREND TÜRKİYE’Yİ DE ETKİLİYOR
Türkiye’deki dönüşüm aslında küresel otomotiv trendinin bir parçası. İngiltere merkezli araştırmalar da manuel vitesli araçların hızla azaldığını ortaya koyuyor. Yapılan analizlere göre İngiltere’de manuel vites seçeneği sunulan model sayısı bir yıl içinde 82’den 67’ye geriledi. İncelenen yaklaşık 300 modelin 225’i ise yalnızca otomatik olarak satışa sunuluyor.
FİYAT FARKI AZALDI, TERCİH DEĞİŞTİ
Tüketici davranışlarındaki değişim de manuel vitesin gerilemesinde etkili oluyor. Geçmişte manuel araçlar daha ucuz ve daha az yakıt tüketen modeller olarak öne çıkıyordu. Günümüzde ise otomatik şanzımanlı araçların fiyat farkı ciddi ölçüde azaldı. Kampanyalar, kredi seçenekleri ve gelişen teknoloji sayesinde otomatik araçlar hem daha erişilebilir hale geldi hem de yakıt tüketimi açısından rekabetçi bir seviyeye ulaştı.
Türkiye’de satılan en ucuz otomobillerde manuel ve otomatik versiyonlar arasındaki fiyat farkının yaklaşık 250 bin lira seviyesine kadar gerilemesi de tüketici tercihlerinin değişmesinde etkili oluyor.