Küresel doğal gaz arzının önemli bir bölümünü sağlayan sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) piyasası, Orta Doğu’daki gerilim nedeniyle sarsıldı. ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik saldırılarının ardından İran’ın misilleme hamleleri kapsamında Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki LNG tesislerini hedef alması, bölgedeki üretimi sekteye uğrattı.
İran’ın saldırıları sonrasında Katar’daki yıllık 80 milyon ton LNG ihracat kapasitesine sahip Ras Laffan tesisi ile BAE’nin 6 milyon ton kapasiteli Das Island tesisinde üretim durdu. Ayrıca BAE’de 2028’de faaliyete geçmesi planlanan 9,6 milyon ton kapasiteli Ruwais LNG projesinin inşaatının da saldırılar nedeniyle askıya alındığı bildirildi. Böylece bölgede yaklaşık 100 milyon tonluk LNG üretim kapasitesi risk altına girdi.
Dünya LNG ihracatının yaklaşık yüzde 20’sini tek başına karşılayan Katar, üretiminin büyük bölümünü Çin, Japonya, Hindistan ve Güney Kore başta olmak üzere Asya ülkelerine gönderiyor. BAE’nin ihracatının önemli kısmı da yine Asya pazarına gidiyor. İki ülkenin toplam ihracatı küresel LNG ticaretinin yaklaşık dörtte birine denk geliyor.
Enerji uzmanları, petrol piyasasının aksine doğal gazda küresel ölçekte kullanılabilecek acil durum rezervlerinin bulunmadığına dikkat çekiyor. Yer altı gaz depoları sınırlı bir tampon görevi görse de kış döneminde yoğun şekilde kullanılması ve bahar aylarında talebin henüz düşmemesi, arz üzerindeki baskıyı artırıyor.
Bu nedenle Hürmüz Boğazı’ndaki aksamanın uzaması durumunda özellikle spot ve kısa vadeli LNG piyasasında ciddi arz sıkıntıları yaşanabileceği belirtiliyor. İthalatçı ülkelerin ise alternatif tedarikçilerden ek kargo arayışına girmesi, talep yönetimi uygulamaları devreye alması ya da elektrik üretiminde kömür kullanımını artırması gündeme gelebilir.

Japonya Enerji Ekonomisi Enstitüsü Kıdemli Ekonomisti Takafumi Yanagisawa’ya göre Katar ve BAE’den çıkan LNG’nin yaklaşık yüzde 80’i Asya ülkelerine gidiyor. Bu nedenle bölgedeki ithalatçı ülkeler ABD ve Avustralya’dan ek LNG sevkiyatı talep ediyor.
Yanagisawa, Kuzey Asya’daki gelişmiş ekonomilerin daha yüksek fiyatlar ödeyerek LNG kargosu temin edebileceğini ancak mali gücü daha sınırlı olan Güney Asya ülkelerinin tedarikte zorlanabileceğini belirtti. Bu ülkelerin geçmişte olduğu gibi kömüre yönelme ya da elektrik kesintileriyle karşılaşma riskinin bulunduğunu ifade etti.
Avrupa cephesinde ise durum daha karmaşık. Avrupa Birliği’nin Rus LNG’sinden kademeli olarak uzaklaşma planı bulunurken, Katar’dan beklenen arzın da kesintiye uğraması bu stratejinin yeniden gözden geçirilmesine yol açabilir.
Petrol İhraç Eden Arap Ülkeler Örgütü’nün küresel gaz piyasaları uzmanı Wael Hamed Abdel Moati de Hürmüz Boğazı’nda uzun süreli bir aksama yaşanması halinde LNG piyasasında önceliğin uzun vadeli sözleşmelere verileceğini belirtti.
Moati’ye göre spot ve kısa vadeli LNG ticaretinde ciddi bir kıtlık yaşanabilir ve kargolar en yüksek fiyatı veren pazarlara yönelir. Körfez bölgesindeki üreticilerin küresel LNG ihracatının yaklaşık dörtte birini gerçekleştirdiğini hatırlatan Moati, bu arzın kısa vadede başka kaynaklarla ikame edilmesinin teknik olarak oldukça zor olduğunu söyledi.
ABD’deki LNG tesislerinin halihazırda yüksek kapasiteyle çalıştığını belirten Moati, yine de bazı yeni projelerin devreye girmesiyle sınırlı ek arzın sağlanabileceğini ifade etti.

Uzmanlara göre LNG arzındaki sıkıntının uzun sürmesi durumunda ülkelerin seçenekleri oldukça sınırlı. Bu kapsamda bazı ülkelerde elektrik üretiminde kömür kullanımının artırılması, doğal gaz tüketiminin önceliklendirilmesi ve talep yönetimi gibi önlemler gündeme gelebilir.
Ancak enerji piyasalarında izlenecek stratejilerin ülkelerin ekonomik koşulları, enerji altyapısı ve mevcut sözleşmelerine bağlı olarak farklılık göstereceği değerlendiriliyor.
GÜNDEM KORİDORU
18 gün önceGÜNDEM KORİDORU
23 gün önceGÜNDEM KORİDORU
25 gün önceGÜNDEM KORİDORU
15 Mart 2026KARİYER
15 Mart 2026GÜNDEM KORİDORU
15 Mart 2026EKONOMİ
15 Mart 2026