Avrupa Birliği’nin (AB) Yeşil Mutabakat hedefleri kapsamında hayata geçirdiği Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nda (CBAM) iki yılı aşkın süren geçiş dönemi sona erdi. Yeni yılın ilk günüyle birlikte, karbon yoğun sektörlerdeki ürünlerin AB’ye girişinde “mali yükümlülüklerin” başladığı asli dönem devreye alınıyor. Bu uygulama, AB içindeki üreticilerle ithal edilen ürünlerin emisyon maliyetlerini eşitleyerek “karbon kaçağını” önlemeyi amaçlıyor.
1 Ocak’tan itibaren AB’ye yapılan ihracatta şu sektörler doğrudan mali yükümlülük altına girecek:
Demir-Çelik ve Alüminyum: Türkiye’nin en yüksek ihracat hacmine sahip olduğu ve CBAM’dan en çok etkilenmesi beklenen sektörler.
Gübre ve Çimento: Karbon yoğunluğu ve taşıma maliyetleri nedeniyle baskı altında kalacak alanlar.
Elektrik ve Hidrojen: Karbonsuzlaşma stratejilerinde belirleyici rol oynayacak kalemler.
İthalatçılar artık AB Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) fiyatlarına göre belirlenecek olan CBAM sertifikalarını satın almak ve teslim etmek zorunda kalacak.
Yıllık 200 milyar avroyu aşan ticaret hacmiyle AB’nin beşinci büyük ortağı olan Türkiye için bu süreç kritik bir eşik anlamı taşıyor. Uzmanlar, toplam ihracatın yaklaşık yüzde 6-7’sine denk gelen bu ürün grubunun makroekonomik etkisinin sınırlı olacağını öngörse de, firma bazlı rekabetçilikte kartlar yeniden karılacak. Temiz teknoloji yatırımlarını hızlandıran ve güvenilir emisyon verisi sunabilen Türk üreticiler pazarda avantaj sağlarken, hazırlıksız yakalananlar pazar kaybı riskiyle karşı karşıya kalacak.
Süreci değerlendiren sektör temsilcileri, 2026’nın mali bir dönüm noktası olduğunu ve 2028’e doğru denetimlerin daha da genişleyeceğini vurguluyor. Uzmanların işletmeler için acil eylem planı önerileri şöyle:
Veri Doğrulama: Tesis bazlı ve doğrulanabilir emisyon muhasebesi acilen kurulmalı.
Akreditasyon: Emisyon verilerinin bağımsız ve akredite kuruluşlar tarafından onaylanması zorunlu olacak.
Maliyet Yönetimi: AB’deki müşterilerle veri paylaşımı ve sertifika maliyetlerinin ticari yönetimi netleştirilmeli.
Elektrik ve hidrojen hariç olmak üzere, ithalatçı başına yıllık 50 tonun altındaki sevkiyatlar mali yükümlülüklerden muaf tutulacak. Ancak 2028 sonrasında kapsamın genişlemesiyle birlikte tekstilden kimyaya kadar pek çok yeni sektörün de sisteme dahil edilmesi bekleniyor. Türkiye’nin ihracattaki konumunu koruması için “Yeşil Dönüşüm” artık bir tercih değil, Avrupa pazarında var olmanın temel şartı haline geliyor.
EKONOMİ
11 saat önceGÜNDEM KORİDORU
22 saat önceGÜNDEM KORİDORU
5 gün önceGÜNDEM KORİDORU
01 Ocak 2026