Orta Doğu’da 28 Şubat 2026’da başlayan askeri hareketliliğin küresel etkileri, enerji piyasalarında deprem etkisi sürdürüyor. Hürmüz Boğazı’ndaki güvenlik riskleri ve tankerlere yönelik saldırılar, petrolün varil fiyatını yeniden 100 dolar barajının üzerine fırlattı. Uluslararası Enerji Ajansı’nın (UEA) stratejik rezervleri kullanıma açma kararına rağmen yükseliş durdurulamıyor. Bu tablo, enerji maliyetleriyle boğuşan Batı dünyası için büyük bir risk oluştururken, ambargo altındaki Rusya ve enerji devi Çin için beklenmedik bir avantajın kapısını araladı.

Dünyanın en büyük petrol ithalatçısı olan Çin, Hürmüz Boğazı’ndaki risklere rağmen İran’dan petrol akışını kesmedi. Savaşın başladığı günden bu yana en az 12 milyon varil petrolü bölgeden geçirmeyi başaran Pekin yönetimi, alternatif kaynakları da hızla devreye aldı. İran ile yapılan 25 yıllık ve 400 milyar dolarlık özel anlaşma sayesinde piyasa fiyatlarının çok altında enerji tedarik eden Çin, yükselen küresel fiyatlara rağmen kapalı devre sistemiyle ekonomik avantajını korumayı başarıyor.

Petrol fiyatlarının yükselmesi, Batı’nın Rus petrolüne uyguladığı “tavan fiyat” mekanizmasını sürdürülemez hale getirdi. Arz güvenliğinin sarsılmasıyla birlikte Avrupa’nın yeniden Rusya ile iletişim yolları arayabileceği değerlendiriliyor. Bu durum, Moskova’nın savaş ekonomisini finanse etmesi için elini güçlendirirken, ABD iç piyasasında artan enflasyonist baskı Trump yönetimini zorlu bir ekonomik tabloyla karşı karşıya bırakıyor. Rusya, Batı için yeniden “kaçınılmaz bir tedarikçi” konumuna yükseliyor.

Fiyatlardaki önlenemeyen artış üzerine aralarında Türkiye’nin de bulunduğu pek çok ülke stratejik rezervlerini kullanma kararı aldı. Bu kapsamda ABD 172 milyon varil, İngiltere 13,5 milyon varil ve Türkiye 11,6 milyon varil petrolü piyasaya sundu. Ancak günlük 100 milyon varil civarında olan küresel ihtiyacın yanında bu müdahalelerin fiyat istikrarını sağlamakta zorlandığı görülüyor. Basra Körfezi üreticilerinin üretimi kısma kararı alması da piyasadaki gerginliği tırmandıran bir diğer unsur olarak öne çıkıyor.

Petrol ihtiyacının yüzde 13’ünü Orta Doğu’dan karşılayan Avrupa Birliği, Suudi Arabistan ve Irak hattındaki sevkiyat riskleri nedeniyle zor bir kışa hazırlanıyor. Uzmanlar, tedarik zincirindeki bu kırılmanın AB ülkelerini istemeyerek de olsa yeniden Rus enerji kaynaklarına yönlendirebileceğini öngörüyor. Bu durum, son yıllarda uygulanan ambargo siyasetinin ve enerji bağımsızlığı stratejilerinin yeniden sorgulanmasına neden oluyor.
#EnerjiSavaşı #PetrolFiyatları #KüreselEkonomi #RusyaÇin
GÜNDEM KORİDORU
17 gün önceGÜNDEM KORİDORU
22 gün önceGÜNDEM KORİDORU
24 gün önceGÜNDEM KORİDORU
13 Mart 2026KARİYER
13 Mart 2026GÜNDEM KORİDORU
13 Mart 2026EKONOMİ
13 Mart 2026