Dünya genelinde sanayi devleri enerji arz güvenliğini sağlamak için rotayı yeniden nükleer enerjiye çevirdi. Türkiye de bu devler ligine dahil olmak için Akkuyu ile geri sayıma geçti. Peki, milyonlarca evin ve dev fabrikaların ihtiyacını tek bir merkezden karşılayan bu santraller aslında nasıl çalışıyor? Temelde nükleer santraller, bir kömür santraliyle benzer mantıkta çalışsa da, yakıt olarak kömür yerine uranyum atomlarını kullanıyor. Atomun kalbinden çıkan muazzam ısı, suyu buhara, buharı ise dev türbinler aracılığıyla elektriğe dönüştürerek şebekeye pompalıyor.

Nükleer santrallerin kalbi “reaktör” dediğimiz korunan bölgedir. Burada uranyum-235 atomları, nötronlarla çarpıştırılarak parçalanır; biz bu sürece “fisyon” diyoruz. Bu parçalanma esnasında ortaya tarif edilemez bir ısı enerjisi çıkar. Bu ısı, reaktörün etrafındaki kapalı devre suyu ısıtır. Ancak bu su radyoaktif olduğu için dışarı çıkmaz; sadece ısısını başka bir su devresine aktarır. Isınan bu ikinci devre su, yüksek basınçlı buhara dönüşerek devasa türbinleri döndürmeye başlar. Dönüş hareketi jeneratörde elektriğe dönüşür ve sanayicinin hattına kadar ulaşır.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre Türkiye, nükleer enerjiyi “stratejik hedef” olarak belirlemiş durumda. Mersin’de yükselen Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS), Türkiye’nin ilk nükleer santrali olma unvanını taşıyor. Her biri 1200 megavat gücünde 4 reaktörden oluşacak bu dev tesis, tam kapasite devreye girdiğinde Türkiye’nin toplam elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 10’unu tek başına karşılayacak. Bu durum, özellikle yüksek enerji tüketen ağır sanayi ve üretim tesisleri için “kesintisiz ve öngörülebilir maliyetli enerji” anlamına geliyor.

İş dünyası için nükleer enerjinin en cazip tarafı sadece güç miktarı değil, aynı zamanda çevreci yapısıdır. Rüzgar ve güneş gibi hava şartlarına bağlı olmayan nükleer santraller, 7/24 çalışarak baz yük ihtiyacını karşılar. Üstelik üretim esnasında atmosfere karbon salımı yapmadığı için “Yeşil Mutabakat” gibi uluslararası ticaret kurallarına uyum sağlamak isteyen ihracatçı sanayicimiz için nükleer enerji, temiz üretim belgesinin anahtarı niteliğindedir. Türkiye, Akkuyu’nun ardından Sinop ve Trakya bölgeleri için de planlamalarını sürdürerek bu stratejik alanda tam bağımsızlık hedefliyor.

Nükleer santraller, Nükleer Düzenleme Kurumu (NDK) tarafından uluslararası atom enerjisi standartlarına göre adım adım denetleniyor. Modern santrallerde kullanılan “pasif güvenlik sistemleri”, herhangi bir güç kesintisinde dahi reaktörü güvenli bir şekilde durduracak teknolojiye sahip. İç içe geçmiş koruma katmanları, radyasyonun dış çevreyle temasını tamamen imkansız kılıyor. Türkiye’nin bu teknolojiye sahip olması, sadece enerji üretimi değil, aynı zamanda yerli sanayinin nükleer standartlarda üretim yapabilme kabiliyetini de yukarı taşıyor.

#NükleerEnerji #AkkuyuNGS #EnerjiVerimliliği #SanayideEnerji
GÜNDEM KORİDORU
2 gün önceGÜNDEM KORİDORU
7 gün önceGÜNDEM KORİDORU
9 gün önceGÜNDEM KORİDORU
16 gün önceKARİYER
24 gün önceGÜNDEM KORİDORU
24 gün önceEKONOMİ
24 gün önce